İsviçreli ünlü Sinolog Harro von Senger’in Türkçeye Mekin Özbalta ve Efgan Canşen’in çevirisiyle Anahtar Kitaplar tarafından 1995’te kazandırılan üç ciltlik “Savaş Hileleri / Strategemler” kitabında sayılan 36 strategemden sonuncusu “En İyisi Sıvışmak” (Zou Wei Shang) başlığını taşır. Yazar, Çin’in uzak ve yakın tarihinden ayrıntılı örneklerle, ağır ve umutsuz koşullarda, yok olma tehlikesi mevcutken savaşı kesip kaçmanın en iyi yöntem olduğunu anlatır, bu bölümde.

Güya elde bir plan varken Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Afganistan’da düştüğü durum ve ortaya çıkan manzara, ilk bakışta 36 numaralı bu strategeme uygun görünüyor gibi. Ama çok önemli bir fark söz konusu; Von Senger, daha doğrusu kadim Çin bilgeliği zorunlu hallerde “kaçış”ı bir sanat gibi görürken ve kaçışın bir felsefesi olduğunu vurgulayıp farklı tekniklerinden söz ederken, ABD tam bir skandal yaşamış, henüz ilan edilmemiş olsa da utanç verici kesin bir yenilgiyi tatmış durumda.

“Kaçmak veya kaçmamak verilmesi oldukça güç bir karardır. Aslında kaçılması gerekli olmakla birlikte kaçmamak veya aslında kalınması gerekli olmasına rağmen kaçmak, iki durum da büyük zorluklara yol açmaktadır. Bundan dolayı ustaca gerçekleştirilmiş olan ‘kaçış’ sadece bir strategem değil bilakis tabiri caizse bir sanattır. Bunu gerçekleştirmeyi öğrenmek için birkaç teknik bilmek gerekir.” diyor, Von Senger.

Afganistan’da son 10 günde olup bitenler, ABD’nin alelacele ve palaspandıras kaçışı, Biden’ın açıklamalarından çıkan sonuç bize ortada bir “sanat” falan olmadığını çok net gösteriyor. Uzun ömürler dilerim, Harro von Senger üçüncü cildin son bölümüne eklemeler yapmayı düşünüyorsa tam zamanı, elinde birden çok malzeme birikmiş durumda çünkü.

 

İŞGAL KARANLIĞINDAN KURTULMAK

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra dünya jandarmalığı rolünü üstlenen ama girdiği savaşların büyük çoğunluğunu kaybeden ABD, bırakın geri çekilmeyi, kaçmayı bile doğru dürüst beceremiyor artık. Afganistan’daki görüntülerin dünya kamuoyunda doğrudan doğruya Vietnam yenilgisini çağrıştırması, elçilik binasından havalanan son helikopter simgesinin yıllar sonra tekrar dolaşıma girmesi, geride bırakılan işbirlikçiler, panik havası vs. bir “geri çekilmenin” değil, ağır yenilginin gerçeklerini çıkarıyor önümüze. Türkiye’de kimi çevreler ve gazeteler ABD yenilgisi karşısında adeta karalar bağlayıp “Afganistan karanlığa teslim” manşetleri atarken ve şaka gibi ama bunca şeyden sonra bir kez daha “Afganistan’a uluslararası müdahale” çağrıları yapılırken, 20 yıllık işgalci güç ülkeden tam anlamıyla sıvışıyor. Arkasına baktığında ister Vietkong’u görsün ister Taliban’ı, sonuç değişmiyor.

İşgal ve savaş yanlısı bir senatör olarak 2001’de “Afganistan’da istikrarlı, bu ülkenin yeniden inşasının temeli olacak bir hükümet görmek istiyoruz”, 2003’te “Afganistan’da ulus inşasını gerçekleştiremezsek kaos doğar, bu kaos kana susamış savaş ağaları, uyuşturucu kaçakçıları ve terörist üretir.” diyen Biden iki gün önceki konuşmasında “Afganistan’daki misyonumuz hiçbir zaman ulus inşasıyla ilgili olmadı… Birleşik merkezi demokrasi yaratma hedefimiz yoktu” dediyse, bunun nedeni yaşlılığın getirdiği hafıza kaybı değil, yenilginin getirdiği şoktur. Trilyon dolarların harcandığı bir işgal ve girişilen en uzun savaşın sonucunda inandırıcı hiçbir şey söyleyememeyi de içeren bir şok.

ABD’DE YENİLGİ ŞOKU

Harro von Senger’in kitabının ilk cildinde Afganistan’ın 1979’da Sovyetler Birliği’nce işgal edilmesine dair de bir bölüm var. “Hırsızlık Yapmak İçin Yangından Yararlanmak” (Chen Hua Da Jie) başlıklı 5 numaralı strategemi incelediği bu bölümde, 1987’de Beijing’de yayımlanan bir kitaba da gönderme yapan yazar şöyle diyor:

“Sovyetler Birliği burada bir ‘yangından’ yararlanmıştır. Kitaba göre ‘yangın’, Taraki’nin yaptığı darbeden sonra (Nisan 1978) Afganistan’da meydana gelen istikrarsız durumdur. Ayrıca bu, o sırada İran’da ortaya çıkan kaotik durumla da (Tahran’daki rehineler dramı ve ABD’nin bu olay karşısında felç durumuna düşürülmesi) yakından bağlantılıdır.”

İster hırsızlık için yangından yararlanılsın, ister sıvışmanın taktiklerine kafa yorulsun, açıkça anlaşılan o ki, Afganistan’a sefer oluyor, zafer olmuyor.

Tunca Arslan