Global Times / Danil Bochkov

Başkan Joe Biden’ın Afganistan’daki Amerikan askeri güçlerini 31 Ağustos’a kadar hızla çekme kararı, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) siyasetçiler tarafından farklı şekillerde karşılandı. Bu çekilmeyi başlatan ve başkanlık seçimlerinden önce hızlandırmak isteyen Donald Trump kararı destekledi. 11 Eylül’deki saldırılardan sonra El Kaide’yi ezmek için Afganistan’a Amerikan ordusunu gönderen eski ABD Başkanı George W. Bush, bunun sonuçlarının özellikle Afgan kadınları ve kızları için “inanılmaz ölçüde kötü” olacağını söyleyerek kararı kınadı.

Beijing ve Moskova da Washington’ın kararına sert eleştiriler yöneltti. Moskova ABD’nin acele çekilmesinden sonra Afganistan’daki siyasi ve askeri durumda belirsizliklerin ortaya çıkmasını bekliyor.

Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov terörizmde artış, uyuşturucu kaçakçılığı, istikrarsızlığın komşu ülkelere bulaşmasını bölgesel güvenlik için kilit tehditler olarak sıraladı. Beijing de aynı şekilde ABD’yi “Afganistan’daki sorunların kaynağı” olmakla azarladı. Çin ayrıca Afganistan’daki güvenliğin kötüleşmesinin terörist örgütler için gelişecekleri bir temel olacağından endişe duyuyor.

ABD bu ayın başlarında Afganistan’dan çekilmenin yüzde 90’ını tamamladıktan sonra, Taliban ülke topraklarının yüzde 85’ten fazlasının kontrolünü ele geçirdiğini ileri sürdü. Taliban zaten güvenlik durumunun hızla kötüleşmesine yol açtı. Temmuzun başında binden fazla Afgan askeri Taliban ile çatışmalardan sonra Tacikistan’a kaçtı.

Çin ile Rusya kendi topraklarına komşu olan ve jeo-stratejik çıkarlarını geliştirmek için önemli bir alan olan bölgede istikrar peşinde. Moskova eski Sovyet cumhuriyetleri ile siyasi-askeri bağlantıları aracılığıyla ve Kırgızistan ile Tacikistan’daki iki askeri üssünün yardımı ile bölgesel gündemini uyguluyor. Tacikistan’daki üste 6 bin Rus askeri var ve Taliban’ın artan tehditleri karşısında son zamanlarda güçlendirildiği bildirildi. Moskova Tacikistan, Özbekistan ve Kırgızistan ile ağustos-eylülde bir dizi terörizmle mücadele tatbikatı yapacak. Bu “Barış misyonu 2021” denen bir Shanghai İş Birliği Örgütü’nün (ŞİÖ) ortak bir büyük askeri terörizmle mücadele tatbikatı ile sonuçlanacak. Çin bölgede asıl olarak Kuşak ve Yol İnisiyatifi çerçevesindeki birçok projeyi içeren ekonomik faaliyetler gösteriyor.

ÇİN’İN AFGANİSTAN KONUSUNDAKİ ENDİŞESİ NE?

Rusya’nın birincil endişesi şimdilik Afganistan’da terörizmin artması ve sınır ötesi faaliyetlerin istikrarsızlaşmasının ötesinde, ABD askerlerinin Afganistan’a komşu ülkelere yerleştirilmesi ihtimali. Rusya bunu “kabul edilemez” buluyor ve Cenevre’deki Putin-Biden görüşmelerinde bunu müzakere masasında gündeme getirdi. Ek olarak, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan’a herhangi bir yabancı askeri gücün konuşlanması, üç ülkenin de üye olduğu Ortak Güvenlik Anlaşması Örgütü yoluyla yapılmak zorunda.

Çin’in en büyük endişesi ise, Taliban ile çabalarını birleştirip ortak olarak, Çin’in Uygur Müslüman azınlığının yaşadığı Xinjiang bölgesine sızabilecek olan Doğu Türkistan İslami Hareketi. Rusya ve Çin’in Afganistan’da rakip değilse de farklı gündemler peşinde olduğu şeklindeki spekülasyonlara rağmen, süren diplomatik süreç böyle bir iddiayı desteklemiyor. Yukarıda belirtildiği gibi, Rusya ve Çin’in bölgesel olaylara d âhil olma araçları farklı ancak çıkarları büyük ölçüde benzeşiyor ve barış ve istikrarı güçlendirme, terörizmin, aşırıcılığın ve uyuşturucu kaçakçılığının yayılmasını önleme üzerinde odaklanıyor. Moskova ve Beijing, Shanghai İş Birliği Örgütü’ne (ŞİO) daha aktif bir rol biçiyor, bu Rusya ile Çin’deki uzmanlar topluluğunun fark ettiği ve resmi açıklamalarla öne çıkarılan bir eğilim.

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, ŞİÖ Afganistan kontak grubu dışişleri bakanlarının bir toplantısı öncesinde temmuzda bölgeye yaptığı ziyarette, “siyasi uzlaşmanın başarılması” için Afganlar arası müzakerelerin yeniden başlaması çağrısında bulundu. Ardından Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov benzer önerilerde bulundu ve “yıllardır süren Afgan anlaşmazlığını durdurmayı amaçlayan anlamlı bir Afganlar arası müzakerelerin” gerektiğini vurguladı. Lavrov anlaşmazlığın çözümünün, Afgan toplumunun bütün gruplarının temsil ettiği kapsayıcı bir koalisyon hükümetinin kurulmasında yattığını söyledi. Şu anda Rusya ŞİÖ’nün üyesi olan Hindistan’ın ve gözlemci üye olan İran’ın Rusya, Çin, ABD ve Pakistan’dan oluşan “Üçlüye” katılmasını bekliyor. Bu kapalı ŞİÖ toplantılarında tartışılan bölgesel aktörlerin çıkarlarının Washington’a aktarılmasına yardımcı olacak.

Bakan Wang, ŞİÖ’nün “aktif olarak Afganistan konusundaki çok taraflı mekanizmaların toplantılarına katılması ve pratik sorunların çözümüne katkıda bulunması gerektiğini” belirtti. Taşkent’te 15 Temmuz’da yapılan görüşmelerden sonra Bakan Wang ve Bakan Lavrov iki ülkenin ŞİÖ-Afganistan Kontak Grubu aracılığıyla Afganistan anlaşma sürecine yardım etmeye kararlı olduklarını teyit etti. Aslında, bu mekanizma şimdiye kadar oldukça “etkili” biçimde çalışıyor.

Özünde, Moskova ve Beijing Afganistan’a güç gönderme konusunda Washington’ı takip etmeyecek. Bu iki tarafça da hatalı bir hareket olarak değerlendiriliyorlar. Aksine, iki devlet siyasi çözüme öncelik veriyor ve ŞİÖ’nün bölgesel sorunlarda daha aktif bir rol almasını selamlıyor.