Xinhua

Beyaz Saray, Afganistan’da kalıcı bir barışa bağlı olduğunu iddia etse de sahadaki acı gerçeklik, önce ülkeyi işgal edip sonra da aceleyle kaçmaya çalışarak Washington’ın sorumsuz bir şekilde Afganistan’da bir kara güvenlik deliği yarattığını gösteriyor.

Afganistan Devlet Başkanı Muhammed Eşref Gani, geçen hafta cuma günü Washington’ı ziyaret ederken, ülkesi yeni belirsizlikler dalgasının gölgesi altındaydı. Afganlar arası görüşmeler sorunlar yaşıyor, güvenlik durumu kötüleşiyor ve ekonomik ve insani durum artan bir şekilde kırılgan hale geliyor.

Beyaz Saray Gani’nin ziyaretinden önce yaptığı içi boş açıklamada “Afgan halkını diplomatik, ekonomik ve insani yardım vererek desteklemeye kararlı olduğunu” ileri sürdü. Washington’ın Afganistan’dan askerlerini çekmeyi 11 Eylül’den önce tamamlama kararı savaşın yıktığı ülkede muhtemelen bir güvenlik açığına katkıda bulanabilir. Ancak Washington’ın müdahale konusundaki aşırı ve yıkıcı takıntısı Afganistan’da karışıklık ve istikrarsızlık tohumlarını ekti ve ülkede bir savaş bataklığı yarattı.

Washington 20 yıl önce askerlerini Afganistan’a gönderdi ve terörizmle mücadele adına yurt dışındaki en uzun savaşını başlattı. Ama ABD’nin askeri müdahalesi o zamandan bu yana büyük sivil kayıplarına neden oldu ve Afganistan’ı terörizmin beslendiği bir yer haline getirdi. ABD’nin sivil hedefleri bombalamasının yarattığı yerel öfke halen yüksek ve dünya Washington’ın savaş ortamında sivillerin güvenliğini sağlama konusundaki gevşek kuralları nedeniyle dehşete düştü.

ABD, DİĞER ÜLKELERİN EGEMENLİĞİNE EN AZ SAYGI GÖSTEREN ÜLKE

ABD’nin Afganistan’daki 20 yıllık savaşı sıradan Afgan ailelerinin yürek parçalayıcı trajedileri ile dolu. Bunlardan biri, ABD’nin Sınır Tanımayan Doktorlar’ın (MSF) işlettiği bir hastaneyi 2015’te bombalamasıydı. MSF’nin “savaş suçu” diye nitelendirdiği bombardıman sonucunda 40 sivil ölse de Pentagon hatasının büyüklüğünü, ölümcül saldırının “asıl olarak insan hatasından kaynaklandığını” ileri sürerek azaltmaya çalıştı.

Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) Temyiz Mahkemesi, 5 Mart 2020’de Afganistan Savaşı’nda 2003 Mayıs’ından bu yana, ABD ordu ve CIA mensupları tarafından işlenenler de dâhil, hastaneler ve diğer askeri olmayan hedeflere karşı yapılan saldırılar, insansız hava araçlarının öldürdüğü siviller ile mahkumların taciz edilmesi ve işkence edilmesi gibi muhtemel savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar hakkında savcısının bir soruşturma açabileceğine karar verdi.

ABD’nin hegemonik ve zorba hareketlerinin bir örneği olarak, Washington misilleme olarak, belirli ICC memurlarının mali olarak desteklenmesini bloke etti ve bu memurlar ve yakın aile üyelerine kısıtlamalar koydu. Washington’ın ekonomik ve saldırısını haklı çıkarmak için, o zamanın ABD Adalet Bakanı Wililam Barr, bu önlemlerin “ICC’yi görevinin dışına çıktığı ve ABD’nin egemenliğini ihlal ettiği için sorumlu tutmanın ilk önemli adımı olduğunu” savundu.

Ne İroni! Diğer ülkelerin egemenliğine en az saygı gösteren bir ülke olan ABD, egemenliği ICC’nin kendi savaş suçları ile ilgili bağımsız soruşturmasını engellemek için bir bahane olarak kullanıyor.

Washington, Afganistan’daki savaşının terörizmle mücadele için olduğunu ileri sürebilir. Ama eski Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai’nin geçen hafta pazar günü ABD medyasına söylediği gibi, ABD aşırıcılıkla mücadele ve savaşın harap ettiği ülkeye istikrar getirme konusunda başarısız oldu ve “aşırılıkçılık şu anda en yüksek seviyede.”

Washington, Afganistan’ı korkunç bir durumda terk etmeyi seçti. Ne yazık ki, Afgan halkı Washington’ın yarattığı felakete katlanmak zorunda.