Cgtn / Bobby Naderi

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Afganistan’dan çekildiğini açıklamasından bu yana birkaç ay geçti. Afganistan’ın uzun süredir acı çeken halkının kutlama yapmadığı ne yazık ki ortada. Bu salgın günlerinde, daha sonraki çaresizlik, artan rahatsızlık ve hastalık ile süreçte yükselen ekonomik bozulma sona ermekten çok uzak. Amerikalı ve NATO yetkilileri başka türlüsünü söylemeye çalışmıyorlar. 

Fark etmediyseniz, Afganistan’da durum kötüye gidiyor ve tam anlamıyla bir insani krizden kurtarılmaya ihtiyacı var. Afganistan neredeyse tasavvur edilemez bir felaket bölgesi. Kırılgan ekonomisinin harabeye dönmesi, Amerikalı yetkililerin sorumsuz, bir sonuca varmayan ve popüler olmayan savaşı ve çekilmeyi (en azından şimdilik) bir başarı ya da sona ermiş olarak çevirmesini daha da zorlaştırıyor. ABD Başkanı Joe Biden’ın tam olarak aynı şeyi yapmaya çalışması, ABD’nin imparatorluklar mezarlığını terk etmek için doğru olanı yaptığında ısrar etmesi ne kadar komik. Ancak özellikle Afganistan’ın sosyal ve siyasal sistemlerini yok ettikten sonra gerçekten doğru olanı yaptı mı?

Elbette hayır. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki, aniden çekilme sorumsuzluktu ve eskiden ulus inşa etmenin başarısız olması ekseriyetle kendi kendine hizmet etti.

TALİBAN ANLAŞMAYA HAZIR

Gezegendeki en güçlü ülke, savaşın harabeye çevirdiği ülke ve onun komşuları için daha büyük bir insanı krizi temin etti. ABD uluslararası muhalefeti kendine çekti ve siyasi akımlar arasındaki hesap gününü erteledi. Bu hiç kimseyi şaşkına çevirmemelidir. Daha fazla ABD ve NATO parası, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra harap olmuş Avrupa’yı kendi ayakları üzerine kalkması için Marshall Planı’nda harcanandan daha fazla olmak üzere, Afganistan’daki düzmece bir “yeniden yapılanma” programında israf edildi. Ve bütün bu harcamalar nasıl sonuç verdi? Bu para sağanağı, kötü planlama, kalitesiz inşaat, mekanik arızalar ve yetersiz gözetimler arasında yıkıcı bir yolsuzluk ve düzensiz bir ekonominin yaratılmasına yardımcı oldu. 

Kaygı verici şekilde kriz birçok diğer alana yayıldı. Ortaya çıkan durum o kadar kötü hale geldi ki, bir zamanlar “insani” müdahalenin başarısını ve çekilmeyi yüksek sesle kutlayan birçok Amerikalı yetkili ve medya kuruluşu şimdi ölüm sessizliğinde. Bunlar savaşın eşiğinde “ulus inşa etmenin” trajik sonuçlarıdır ve asla bunun sorumluluğunu almıyorlar. Ancak ABD ve ortaklarının aksine, Birleşmiş Milletler (BM) ve sivil toplum kuruluşları, 22 milyon kişiye hayati insanı yardımı sağlamak ve Afganistan’ın yerinden edilmiş toplumluklarındaki 5,7 milyon insana destek vermek için devreye girmeye ve ortak müdahale planı başlatmaya karar verdiler. Sorun insani yardım ve mültecilere destek planlarının 2022 yılında 5 milyar dolardan fazla uluslararası finansman gerektirmesidir. 

İyi haber şu ki, Taliban da anlaşmaya hazır. Sahadaki BM temsilcileri, Taliban yetkilileriyle görüştüklerini, onların yardım programının kapsamını tartışmaya açık olduğunu söylüyorlar. Anlamı bu uluslararası insani yardım diyalog için bir alan yarattı. Sonuç olarak başarılı mülteci destek planları, Taliban için bile durumu düzeltebilir. Afganistan’ın komşularının da bu çabalarda anahtar bir rol oynayacağından en küçük bir şüphe yok. Çin ile Rusya gibi ülkelerin, yerel toplumlarda ve komşu ülkelerde yerinden edilmiş Afganlara hayati insani yardım sağlamada oynayacakları meşru bir rolleri var. Birlikte bu sorumlu komşular, sağlık hizmetlerinin, eğitimin, gıda ve tarımsal desteğin yanı sıra temiz su ile sağlık önlemlerinin sağlanmasını hızlandırmak için yardım örgütlerini destekleyebilirler. Bu ülkeler ayrıca diğer ihtiyaçlarının yanı sıra sığınma, gıda dışı, geçim kaynakları, lojistik ve telekom hizmetlerin sağlanmasına yardımcı olabilirler.

BM, SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ VE KOMŞU ÜLKELER İLK ADIMI ATTI

BM’nin, hayati insani yardım sağlamak için ortak müdahale planları uygulanmazsa, Afganistan, kalıcı barış ve güvenlik konusunda başarılı olma şansını kaybedecek. Küresel toplum da Güney Asya’da daha önce sahip olmadığı en önemli barış ve güvenlik platformunu kaybedecek. Dünya bunun olmasına izin veremez. Dünyanın en iyi akıllarının Afganistan’da yaşamları kurtarma ve insanı yardım sağlama güçlüğünü aşmasının vakti geldi. Bu sadece başarılabilir değil, aynı zamanda kaçınılmazdır. Mültecilerin komşu ülkelerde ve hatta Avrupa’daki olumsuz yansımaları zaten çok yüksektir. Daha fazla yardım talebi sadece önümüzdeki aylarda artacaktır.

Dünyanın en iyi akılları aynı zamanda çok daha iyi bir fikri korkunç bir fikirle değiştirerek durumu değiştirebilir. Afganistan’ın kalıcı bir şekilde işgal etmek ABD için siyasi ve askeri olarak imkânsızdı. Son 20 yıl bize siyasi ve askeri olarak işgal etmenin ve kazanmanın imkânsız olduğunu öğretti. Birçok barış yanlısı kişi ve kuruluş, Taliban’ı bugün küçük bir sebep nedeniyle savunuyor: Bu tarihi hata tekrarlanırsa daha fazla insan acı çekecek ve can verecek. Afgan halkının, ülkeye yardım eden ve siyasi hedeflerinin karşılanmasına izin veren ilerici değerlerini hiçbir zaman yansıtmamak bir hatadır. Zamanın ruhunu yakalamak için bütün BM üyesi ülkeler, uluslararası hukukun gücü için doğruyu söylemek ve ona en fazla ihtiyaç hisseden savunmasız bir üyesine desteği zayıflatan herhangi bir girişime direnmek için ahlaki bir yetkiye sahiptir. 

Bu potansiyel kadere anlam kazandırabilmek için Afganistan’da krizde ve kriz zamanlarında, rutinler ile politikaların yerini, küresel toplumun temellerinden daha iyi iş birliği ve akıl ortaya çıkarmak amacıyla acil uyanışlar almalıdır. BM, sivil toplum örgütleri ve komşu ülkeler ilk adımı attı. Daha fazla üye ülkenin onların örneğini takip etmesi umuluyor. Bu zor zamanlarda Afganistan ve halkını desteklemek için dik durulmalı.