CRI Türk Dış Haberler

ABD’nin ağustos ayındaki kaotik çekilmesinden sonra ilgisini öncelik gördüğü diğer küresel meselelere kaydırdığı ortamda, Afganistan dosyası artık Asya ülkelerinin inisiyatifinde. Afganistan gündemli 20 Ekim tarihli Moskova Formatı toplantısından sonra takvimde, Tahran ve Pakistan toplantıları işaretli. ABD’nin ekonomik varlıklarını dondurduğu Afganistan’da ağırlaşan insani kriz, siyasi çözüm çabalarının da önündeki en önemli engel olarak beliriyor.

Afganistan’a komşu ülkelerin Afganistan’a bakışında farklılıklar olmakla birlikte tamamı ortak platformlar kurmak için iş birliğini derinleştirme arayışında. Afganistan’da çözüm arayışlarının adresi Beijing, Moskova, Tahran ve İslamabad. Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) ülkedeki maddi kaynakları bir anda kesmesi ve Afganistan’ın rezervlerine el koyması ise işleri bütün taraflar için zorlaştırmış durumda.

Dünya Gıda Programı Direktörü David Beasley’e göre, 39 milyon nüfuslu Afganistan’da 22,8 milyon kişi açlık tehlikesiyle yüz yüze. Birleşmiş Millerler (BM) Gıda ve Tarım Kurumu’nun Afganistan Temsilcisi Richard Trenchard da “Nüfusun yüzde 50’sinin, yani her iki Afgan’dan birinin akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.” dedi.  BBC’ye konuşan bazı Afgan aileler gıda bulabilmek için çocuklarını satmak zorunda kaldıklarını söylüyor. BM’ye bağlı Dünya Gıda Programı projeksiyonuna göre, Afganistan’da gelecek ay nüfusun yüzde 60’tan fazlasının yeterli gıdaya erişimi olmayacağını belirtiliyor. Dünyanın Afganistan gündeminden uzaklaştığı bu ortamda yaklaşan felaketten en çok etkilenecek olan Afganistan’a komşu ve çevre ülkeler siyasi ve ekonomik krize çözüm için temas trafiğine hız verdi.

BATI ARKASINA BAKMIYOR ASYA ÇÖZÜM ARIYOR

Rusya, Vladimir Putin’in ifadesiyle “Taliban’ı tanıma konusunda aceleci davranmayacak” olsa da sorunların boyutu Moskova’yı Afganistan’da çözüm sürecini hızlandırması için zorluyor. Bu kapsamda Moskova Formatı’nın 3. toplantısı 20-21 Ekim tarihlerinde yapıldı Toplantıya Rusya, Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan’ın yanı sıra Tacikistan, Pakistan, Çin, Hindistan, İran temsilcileri katıldı.

ABD, Moskova’da yapılan Afganistan toplantısına “teknik” gerekçeleri öne sürerek temsilci yollamadı. 19 Ekim’de ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ABD’nin Afganistan Özel Temsilcisi Zaymay Halilzad’ın görevinden istifa ettiğini ve Halilzad yerine bu göreve yardımcısı Thomas West atandığını açıklamıştı. Trump tarafından göreve getirilen Peştun kökenli Halilzad Taliban’la müzakere sürecinde anahtar rol oynamış çekilme sürecindeki hezimet nedeniyle de eleştiri oklarının hedefi olmuştu.

Hindistan’ın Rusya’nın davetini kabul ederek Moskova’ya gelmesini ve Taliban’la aynı masaya oturmasını da not etmek gerekir. Bir ay önce Doha’daki temasın ardından Hindistan ve Taliban ikinci kez yüz yüze temas sağladı. Taliban’ın Pakistan’a yakın duruşu ve Hindistan Pakistan arasındaki sert rekabet düşünüldüğünde, Moskova’nın bir araya getirme kapasitesini göstermesi bakımından önemli. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Afganistan Özel Temsilcisi Zamir Kabulov, Moskova Formatı’na Hindistan temsilcisinin katılmasının bölgesel uzlaşmanın olgunlaştığının göstergesi olduğunu söyledi.

Afganistan’ın “iç işlerine karışmama” çizgisi üzerine politikasını inşa eden Çin Halk Cumhuriyeti de sorunların çözümü için pratik temaslarını sürdürüyor. Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi, Katar’ın Başkenti Doha’da Taliban geçici hükümetinin Dışişleri Bakan Vekili Muttaki’yle 26 Ekim’de görüştü.

Taliban’ın Çin’in güvenlik kaygılarını ciddiye almasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Wang Yi, “Taliban’ın Doğu Türkistan İslami Hareketi’yle mücadele etmek için daha kararlı ve somut adımlar atacağına inandıklarını” söyledi.

27 Ekim tarihinde ise Afganistan’a komşu ülkelerin dışişleri bakanlarının katıldığı Afganistan konulu toplantı başkent Tahran’da başladı. Türkmenistan Dışişleri Bakanı Raşid Meredov, Pakistan Dışişleri Bakanı Şah Mahmud Kureyşi, Özbekistan Dışişleri Bakanı Abdulaziz Kamilov ve Tacikistan Dışişleri Bakanı Sirojiddin Muhriddin toplantıya katıldı. Çin ve Rusya dışişleri bakanları ise çevrim içi olarak katılım gösterdi.

Bu toplantılar silsilesini kasım ayının ikinci yarısında Pakistan’da yapılacak olan buluşma takip edecek. Putin’in Afganistan Özel Temsilcisi Zamir Kabulov, Pakistan’daki toplantıya ABD’nin Afganistan Özel Temsilcisinin de katılmaya hazır olduğunu ifade etti. Bölgesel çözüm arayışlarının ağırlık kazandığı bu ortamda ABD’nin Afganistan meselesinde şimdilik “izleyen” bir görüntü verdiğini söylemek mümkün. Çekilme sonrası Pentagon’un Asya’da başka bir ülkede askeri üs kurma arayışları ise henüz netlik kazanmadı. Pakistan’ın kesin bir dille reddettiği teklife Hindistan’ın sıcak baktığı yönündeki haberler olsa da henüz somut bir adım atılmadı.

ABD’NİN GÖZÜ HİNDİSTAN’DA

Foreing Policy dergisinde 25 Ekim tarihli bir makaleyi de burada anımsatmak gerekiyor. Nikki Halley ve Mike Waltz imzalı analizin başlığı; “Hindistan’la bir İttifakı Resmileştirmenin Zamanı” oldu. Analizde; ABD Hindistan ittifakının her iki ülkeye de küresel gücünü genişletme imkânı tanıyacağı değerlendirmesi yapıldı. Biden yönetiminin Afganistan’dan koşulsuz çekilmesiyle ABD’nin hasımlarına Asya’nın merkezinde devasa bir gücü devrettiği görüşü savunuldu ve Hindistan’la resmi bir ittifak kurularak dengenin sağlanması gerektiği tezi öne sürüldü.  Makalede Afganistan’ı ve Çin’in güney kanadını izlemek için en uygun yegâne ülkenin Hindistan olduğu görüşüyle son buldu.  

ABD, ilgisini stratejik “büyük resme” odaklamışken bölge ülkelerinin kapsayıcı hükümetten beklentileri farklılaşabiliyor. İran ve Hindistan’da Taliban’a yönelik şüpheci yaklaşım ağır basıyor. Eski yönetim unsurlarının yeni dönemde kendine yer bulması, Pençşir merkezli hareketin geleceği, kadınların durumu ve ülkenin yönetim sisteminin ne olacağı konusunda belirsizlikler devam ediyor. Fiilen yönetimi elinde bulunduran Taliban’ın yol haritasına ilişkin kesin bir şey söylemek zor. Çin, ülkenin kalkınması için destek vermeye hazır olduğunu beyan ederken ülkedeki güvenlik durumunu da dikkatli bir gözle inceliyor. Taliban’ın ise birinci önceliği de “uluslararası tanınma” gibi görünüyor. Komşu ve çevre devletlerin bu ortamda en büyük kaygısı ağırlaşan insani krizin terör örgütlerini güçlendirmesi ve güvenlik risklerini büyütmesi olarak öne çıkıyor.