CGTN / Bobby Naderi

Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi’ye göre, Beijing yönetimi, Afganistan ile terörizmle mücadele ve güvenlik iş birliğini derinleştirmeye ve bu ülkenin terörle mücadelede kapasitesini güçlendirmeye yardımcı olmaya niyetli. Wang bu açıklamaları, Afganistan Dışişleri Bakanı Muhammed Hanif Atmar ile pazartesi günü yaptığı telefon görüşmesi sırasında yaptı.

Wang, Çin’in Afgan hükümetini ülkenin barışı ve uzlaştırma sürecinde desteklemeye devam edeceğini söyledi. Wang, Çin’in terörün yeniden canlanmasını önlemek amacıyla Afganistan’da sorunsuz bir geçiş için ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarını desteklemesi ve uygulaması için bütün taraflara çağrıda bulunduğunu belirtti. 

Wang’ın sözleriyle, uluslararası toplum, özellikle bölgedeki ülkeler Afgan halkının ülkede barışın ve yeniden yapılanmanın sonuçlarını sürdürmesine ve sağlamlaştırmasına yardımcı olmalıdır. Buna ilaveten Çin, “Afgan liderliğinde, Afganların sahip olduğu” ilkeyi onaylıyor ve Afganistan’daki tüm tarafların barışçıl araçlar yoluyla geniş ve kapsayıcı siyasi bir anlaşmaya varmasını destekliyor.

Bu, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve müttefiklerinin önermek istedikleri durumdan farklı; onlar Afganistan’ı ebediyen rahatsız etmek için kendilerine fırsat vermek istiyor. Onlar sadece Afganistan’da bazı güçleri mümkün olduğu kadar uzun süre tutmak istiyorlar ve hatta sahada daha fazla “özel” asker ve casuslar bulundurmayı istemeyi düşünüyorlar, bu da Amerika’nın en uzun savaşının daha uzun sürebileceği anlamına geliyor. 

UFUKTA BİR DEĞİŞİKLİK GÖRÜNMÜYOR

Bu size bir parça tuhaf geliyor mu? ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) rejimi, resmi müdahalesi ile işgalinin çatışmayı ve şiddeti daha da kötüleştirdiği, Taliban’ın gücünün arttığı ve yabancı destekli teröristlerin toprak ele geçirdiği yönündeki işaretlere rağmen, Afganistan’ın geleceğinde uzun süren özel bir askeri rol planlıyor. Bununla birlikte, siviller en büyük bedeli ödemeye devem ediyor. Maalesef onlar onlarca yıldır böyle bir dünyada yaşıyorlar.

Başka bir ifadeyle düşünüldüğünde, ABD liderliğinde Afganistan’ın 2001 yılındaki işgali, Savaş Partisi’nin sözde teröre karşı mücadeleyi hızlıca kazanabileceği ve Orta Doğu’yu kendi çıkarına uygun olarak yeniden oluşturabileceği hayaline dayanıyordu, bu, Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi’nde anlatılan bir hedefti. Asla bu şekilde düşünülmemiş olmamasına rağmen, Amerika’nın en uzun savaşı seçilmiş hükümeti ezdi ve ulusal ekonomiyi harap etti, bugün bile beraberinde getirdiği kargaşa içinde büyüyen aşırılık yanlılarını, başarısız bir devleti ve mültecileri ortaya çıkardı. 

Şöyle düşünün, Pentagon rejiminin plana sadık kalması kararının ayrıca bu yıl daha fazla can kaybına yol açacağı ve sadece orada görünüşe göre kalıcı ABD askeri varlığı yüzünden olmayacağı anlamına geliyor. ABD Başkanı Joe Biden’ın tam çekilme sözüne karşın, Kaos İmparatorluğu bölgede terörle kalıcı savaş için bekleme alanı olarak bazı üsleri tutmayı planlıyor. 

Müdahaleciler mükemmel bir düşman (terör) buldukları ve Çin ile Rusya hariç BMGK’de hiç kimsenin onlara karşı çıkma niyeti olmadığı için, ABD’nin ilan ettiği ve ilan etmediği savaşla ilgili ufukta bir değişiklik görünmüyor. Amerika’nın teröre karşı baştan savma savaşının Afganistan halkına ve bölgeye sadece büyük, vahşi, sürekli can kaybı ve kargaşa getirdiği bir dünyadayız. Onların bakış açısına göre, ABD liderliğindeki bütün güçlerin, doğasında var olan güvenlik risklerine rağmen Afganistan’dan çekilmesi gerekiyor. Savaş ve işgal sadece koşullardan yararlananların -ABD ordusu müteahhitleri, Pentagon saymanları ve CIA casuslarının- amaçlarını ilerletmesini sağlıyor.

DİPLOMASİ ÖN PLANA ÇIKMALI

Bu koşullar altında, güvenlik ile istikrar, savaş sonrası ülkede yeniden yapılanma bölgesel barış ve güvenliğin ilerlemesi için önemli olduğundan, dünya toplumunun Çin’e Afgan barış sürecini güçlü biçimde yürütmesine yardım etmesi için zaman geçti.  

ABD ile müttefikleri terörizme ve aşırılık yanlılarına karşı “gerçek” savaşta Çin’in iş birliğine olan önemli ihtiyacı kabul etmelidir. Afganistan ve onun komşuları, bilhassa Çin, devam eden barış görüşmelerini desteklemede ve bu bağlamda tüm tarafları cesaretlendirmede aynı fikirdeler. Soru, ABD ve NATO’daki ortaklarının aynı fikirde olup olmadığıdır? 

Evet, umut sonsuza kadar sürer. Dünya, ABD liderliğindeki teröre karşı savaştan bıktı. Washington’daki siyasi sınıf BM’de daha kapsamlı diplomatik çözümler için yeni bir araştırma başlatmalıdır. Bu, Afganistan’da uluslararası seviyede diplomatik ve finansal baskıları kullanmayı amaçlayan gerçek bir koalisyon oluşturmak için Çin ile çalışılması anlamına geliyor.

Gerçek şu ki, Afganistan için askeri çözüm söz konusu değil. Diplomasi ön plana çıkmalı, bu Çin ve diğer komşu ülkelerle iş birliği demek oluyor. Onlar, terörist gruplara yabancı desteğini bitirmek, “Afgan liderliğinde, Afganların sahip olduğu” diyaloğun yararlarını desteklemek ve askeri işgal ile bombalar olmadan güvenlik iş birliği için gerçek bir diplomatik ortaklığı organize etmeyi desteklemelidir. Hiç şüphesiz, ABD müdahalesi ve bombalarının yokluğunda, böyle bir gerçek koalisyon Afganistan’a barış, güvenlik ve kalkınma getirme umudunu en iyi şekilde sağlayabilir.