CGTN / Azhar Azam

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) dış politikasındaki değişikliklere ve eski Başkan Donald Trump’ın bazı küresel konulardaki kararlarının geri alınmasına rağmen, şu anki Başkan Joe Biden’ın yerine getirmesi gereken uluslararası taahhütlerinden biri olan, Taliban’ın Afgan hükümetiyle görüşmeler için birliklerin öngörülen 14 aylık zaman süresinde Afganistan’dan çekilmesi şartını yerine getirmelidir.

Biden yönetimi, Zalmay Halilzad’ı Washington ile Afgan Taliban arasındaki barış anlaşmasını müzakere eden ABD’nin Afganistan uzlaşma elçisi olarak tutarak ve çatışmaya siyasi bir çözüm bulunmasına vurgu yaparak anlaşmadan sapmayacağının işaretini verdi. Bununla birlikte, son zamanlarda savaştan bıkmış ülkeden tümüyle çekilme konusu da karman çorman oldu.

Son tarih olan 1 Mayıs’ın hızla yaklaşmasıyla, “2020 Şubat anlaşmasının ardından her şey yolunda gitmiyor” diyen bir Pentagon raporu ve aynı raporda ABD ve koalisyon birliklerinin ayrılmasının “Afgan devletinin hayatta kalması” açısından daha yıkıcı olabileceğine dikkat çekilmesi, yeni ABD hükümetinin karar verme yeteneğini daha da sınayacak.

Rapor, selefinin bir yıl önce imzaladığı anlaşmayı inceleyen ABD başkanını karmaşa içinde bırakıyor. ABD’de yeniden değerlendirmeler zaman aldığından, geri kalan 2 bin 500 askerin yaklaşık 10 bin NATO birliğiyle birlikte geri çekilmesini tekrar gözden geçirmeye yönelik kurumsal değerlendirme süreci, zorlu bir diplomatik faaliyetin hemen ardından varılan geçen yılki anlaşmayı bozmakla tehdit ediyor ve bu Afgan barış sürecini durma noktasına getirebilir.

ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken’ın Afganistan Devlet Başkanı Eşref Ghani’ye hangi tarihte yazdığı bilinmeyen mektup, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından bir araya getirilen altı uluslu misyon altında üst düzey bir diplomatik çabayla anlaşmazlığın hızla giderilmesine ve çatışan taraflar arasında ateşkesin yürürlüğe konulmasına teşvik etti. Mektupta ayrıca, “güvenlik durumunun kötüye gideceği ve Taliban’ın hızlı bölgesel kazanımlar sağlayabileceği endişesi” de dile getirildi. Mektup, Afgan içi diyaloğun kritik aşamasına nasıl devam edileceğine dair hiçbir fikri olmayan kararsız bir Biden ekibini gösteriyor.

Washington’ın sızdırılmış belgeleri -sözünü tutup tutmamak, ABD’nin geri çekilmesinin uzatılmasını müzakere etmek ya da anlaşmaya tamamen karşı gelmek ve Afganistan’da varlığını sürdürmek için olsun- daha önce Biden yönetiminin, nihai askeri geri çekilme veya varlığın sürdürülmesi konusunda iki uçlu bir strateji yoluyla siyasi bir esneklik arayışında olduğunu gösterdi. Blinken, şart dikte etme niyetinde olmadığını iddia etti ve her iki tarafın da olabildiğince hızlı bir şekilde barış anlaşmasına varmasını sağlamak istedi. Kapsayıcı bir hükümetin kurulmasını da içeren “aya roket fırlatan” barış planı, Afganistan Başkan Yardımcısı Amrullah Salih tarafından Kabil’in “otoriter ve empoze edilmiş bir barışa” tahammül etmeyeceğini ve ABD’nin “Afganistan halkı için değil kendi askerleri hakkında kararlar alabileceğini” belirtmesiyle reddedildi.

AFGANİSTAN HALKI ÇOK ACI ÇEKTİ

Afganistan barış müzakerelerini hızlı bir şekilde başlatmak için Afganistan anayasası ve dış politika ilkelerini, geçiş döneminde ülkeyi yönetme şartlarını ve kalıcı ve kapsamlı bir ateşkes için kabul edilen koşulları içeren Afganistan’da barış önerisi taslağı iyi bir varsayım olabilir, ancak aynı zamanda süreci rayından çıkarabilir.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in geçen ay ABD’nin çekilmeyi erteleme çağrıları arasında ittifakın “doğru zamandan önce” Afganistan’dan güçlerini çekmeyeceğini söylemesinin ardından, Taliban’ın kurucularından ve baş müzakerecisi Molla Abdul Ghani Baradar tarafından Amerikan kamuoyuna hitaben yazılan açık mektupta, Doha anlaşmasının uygulanmasının herkesin çıkarına ve savaşı sona erdirmenin en etkili yolu olduğu yinelendi.

Afganların da tarihsel olarak hoş karşılamadığı askerlerin geri çekilmesini erteleme ve barış sürecini ilerletmek için daha fazla zaman arama ve geçici bir hükümet kurma konusunda yabancı bir gündem dayatma hareketi kısır olur ayrıca ülkeyi daha fazla istikrarsızlığa itebilir ve önemli barış görüşmelerini sabote edebilir.

ABD, en uzun Amerikan savaşını gerçekten sona erdirmeye kararlıysa ve barış sürecinde aciliyet göstermek istiyorsa, güçlerini Afganistan’dan çekmeli ve yerleşik iç anlaşmazlıkları daha etkili bir şekilde çözecek, terörist grupların saldırılar düzenlemesini önleyecek ve barışçıl bir siyasi geçişin yolunu açmasını sağlayacak Afgan liderliğindeki Afganların sahip olduğu müzakereleri aktif olarak desteklemelidir. Kötüleşen barış koşulları, azalan uluslararası mali destek, devam eden siyasi muhalefet ve savaş ağalarının potansiyel bir iç savaşa karşı bölgelerini güvence altına almak için fon ile cephane stoklamasıyla yeniden alevlenen şiddet, ABD’yi ve uluslararası toplumu durumun hassasiyetini fark etmeleri ve Afgan partileri arasında barış görüşmelerini hızlandırmak için tarafsız bir duruş ile amaç benimsemesi yolunda uyarıyor.

Biden yönetiminin yapması gereken, değerlendirmeyi hızlı bir şekilde tamamlamak, asker çekilme vaadine bağlı kalmak, Kabil hükümeti ile Afgan isyancılar arasında yapıcı ve barışçıl bir uzlaşmayı kolaylaştırmak ve görüşmelerin başarısının sorumluluğunu Afganistan’ın geleceğiyle ilgili belirsizlikleri ortadan kaldırmak için en iyi konumdaki Afgan paydaşlara bırakmaktır.

Afganistan halkı, ülkeyi uluslararası rekabetin bir savaş alanı haline getirme ve diğer devletlere karşı yeni bir soğuk veya temsili savaş başlatma girişimlerinde çok acı çekti. ABD ile uluslararası toplumdan Afgan içi diyalog ve Afganistan’ın yeniden inşası için tam teşekküllü bir destek, onların güvenli bir hayat yaşama ve ev ekonomisini iyileştirme hakkını kazanmalarına yardımcı olacaktır ki, bu da yabancı birliklerin organize bir şekilde geri çekilmesine ve Afgan liderliğindeki, Afganların sahip olduğu bir barış süreci için kapsamlı küresel arabuluculuk rolüne bağlıdır.