CGTN / Bobby Naderi

Afganistan Cumhurbaşkanı Muhammed Eşref Gani, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) güçlerinin ülkeden çekilmesi eşliğinde Taliban’ın başkent Kabil’e ilerlemesiyle 15 Ağustos gecesi ülkeyi terk etti. İşgali savunanlar ve savaş yanlısı şahinler ABD’nin çekilmesini Başkan Joe Biden’ın yaptığı feci bir siyasi hata olarak değerlendiriyor, ancak işgalin uzaması yasa dışı, haksız ve kazanılamaz bir savaşın yanı sıra büyük bir hataydı.  

Şu anda ortaya çıkan durum, “Kaos imparatorluğu”nun korkunç ve kanlı bir geçmişe sahip olduğu ve savaşın yıktığı ülkeyi “demokratikleştirmeyi” başaramadığını kabul etmesinin ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. ABD’nin istediği gibi herhangi bir ülkeyi yeniden biçimlendirmesi için bir hakkı veya kapasitesi yoktur. Emperyalistlerin Afganistan’ı işgal etme hatası, herhangi bir koşul altında veya hiçbir bahaneyle başka bir yerde tekrarlanmamalıdır. Birçok masum sivil haksız biçimde ve sebepsiz yere öldürüldü. 

BİR ULUSUN YOK OLMASI 

Afganistan’ın harabe olmasının gerçeği, bitmez tükenmez isyan, savaş ve jeopolitik hırsın merkezi olması gerçeğine bağlanabilir. “İmparatorlukların Mezarlığı” adı verilen ülke birçok tecrübe yaşadı.

ABD, eski Sovyetler Birliği ve Afganistan sosyalist devletinin etkisini boşa çıkarmak için 1980’li yıllarda isyancı hareketlere desteğe büyük yatırımlar yapması bir ulus olarak ölümüne derinlemesine katkıda bulundu. Emperyalist adım, aşırılığı güçlendirme ve daha sonra Washington’ın 9/11 Eylül saldırılarıyla bağlantılı olduğu iddiasıyla 2001 yılında bu ülkeyi işgal etmesine yol açan Taliban yönetiminin sonradan yükselmesiyle geri tepti. İşgal sırasında ABD, Afganların çıkarlarını değil, kendi yasa dışı çıkarlarını karşılaması için tasarlanmış biçimde Afganistan’da oyalanmakta ısrar etmeye çalıştı. 

Taliban, ABD işgaline karşı dirençliydi ve nüfuzunu sürdürmek için ülkenin zayıf yönetim yapıları ve başıboş ekonomisi üzerinde başarılı oldu. Taliban savaşçıları birçok bölgeyi ele geçirdi ve batıda Herat ile güneyde Kandahar gibi önemli kentleri istila etti. Washington’da, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), başkent Kabil Taliban’a teslim olmaya hazırlanırken büyükelçiliğini tamamen boşaltmayı denetlemek için Kabil Havalimanı’na binlerce askerini konuşlandırdı. 

Biden, Taliban’ın başkenti geri almasında “sıfır sorumluluğu” olduğunu söyleyebilir, ancak bu ABD’nin kitlesel kıyımlara olanak sağladığı için tam sorumluluğu taşıdığı gerçeğini değiştirmiyor. Afganların yanında duracağını ve onların ülkesinin güvenliğini sağlamasına yardımcı olacağını defalarca ve açıkça vadetti. Ancak son zamanlardaki gelişmeler göz önüne alındığında, Afganlar artık ABD’nin sözleri üzerine gelecekleri konusunda bahse giremezler. 

ABD’NİN SAYGINLIĞINA DARBE

Taliban’ın hızını almasıyla birlikte ABD’nin sonsuz savaşı kaybettiği ortadadır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) yetkisi olmadan ABD öncülüğündeki işgal silahlı bir saldırı oluşturdu, Afganistan halkı için bugün de devam eden insani felaket yarattı. 

ABD, 9/11 Eylül saldırılarını suç eylemleri olarak tanımladı, ulusal ve uluslararası yasalara göre suçluları yargılama sözü verdi. Fakat uluslararası bir mahkeme kurmak ve saldırıların hazırlayıcısı olduğu iddia edilenleri tutuklamaya çalışmak yerine, ABD ile ortakları Afganistan’ı işgal ederek yüzbinlerce insanın ölümüne, yaralanmasına, açlığına ve yerlerinden olmasına ve zaten harap haldeki altyapı ile mülkiyetin yıkımına yol açtı. Aynı şekilde, ABD amaçsız, yıkım ve muazzam harcamaların yapıldığı 20 yıldan sonra siyasi olarak hiçbir şey elde edemedi. Amerikan güçleri tıpkı Vietnam’daki gibi şimdi stratejik savunma ve geri çekilme aşamasında. 

Bütün ağır bombardıman uçakları, saldırı uçakları, füzeler, savaş helikopterleri ve insansız hava araçlarının yanı sıra modern savaşın diğer yüksek teknik silahlarına rağmen ABD, sadece hafif silahları ve cesaretlerinden başka hiçbir şeyi olmayan kabile savaşçılarını yenemedi. Bu, Irak’taki feci savaş ve daha sonraki insani ıstırapları takiben Amerika’nın saygınlığına diğer bir darbe olmalı. Aslında savaş partisi Washington’ın Afganistan’daki sömürgeci hedeflerini sağlama şansı yoktu. Bu, savaş sonrası Almanya ya da Japonya’da konuşlanmış ABD güçleri değildi. Adı geçen ülkelerdeki Amerikan güçleri, Avrupa ve Doğu Asya’yı istikrara kavuşturmaya yardımcı oldu. Afganistan’da ise Amerikan güçleri iktidar tasarladı, nüfuz uyguladı, bölgesel egemenliği sürdürdü ve Afganistan’ın komşularını tehdit ettiler. Bu her zaman Washington ve müttefikleri için bir kaybet-kaybet vakasıydı. 

Tüm bunlara rağmen, “Kaos İmparatorluğu”nun yakında Afganistan’ı tek başına bırakmasını beklemeyin. Bu, Afganistan halkının geri çekilme ve hızlı çözülmesinden sonra uzun süre savaşmak zorunda kalacağı aynı uluslararası müdahaledir. Deneyimler gösteriyor ki, ABD tekrar kontrolü ele geçirmek için onları zorlamaya çalışmaktan asla vazgeçmeyecek. ABD, bunu mecbur ve ölümcül askeri takipten sonra hava savaşı, ekonomik yaptırımlar ve diplomatik baskı araçlarıyla yapma girişiminde bulunabilir.