Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM) Başkanı Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol, Kamil Erdoğdu ve Mehmet Kıvanç’ın hazırladığı Dünya Postası programında Afganistan’daki gelişmeleri değerlendirdi. Taliban’ın meşru güç olmaya doğru ilerlediğini kaydeden Erol’a göre Afganistan’da çözümün adresi bölgesel iş birliği zemininden geçiyor.

TALİBAN ADIM ADIM MEŞRULAŞIYOR

ANKASAM Başkanı Erol, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD)Taliban’la Şubat 2020’de yaptığı anlaşmanın sonuçlarına ilişkin, “Taliban’ın bölgesel ve uluslararası anlamda bir aktör olmasıyla ilgili güçlü bir meşruiyet zeminini hazırladı” tespitinde bulundu.

Terör ve istikrar sorununun devam ettiğini belirten Erol ülkedeki genel durumla ilgili, “Afganistan halen bıçak sırtı ve bir iç savaş durumuna daha yakın.” ifadelerini kullandı.

ABD’nin “Ben yapamadım artık çekiliyorum.” dediğini kaydeden Erol, buna karşın “ABD askeri olarak çekilse de Afganistan’ı tamamen bırakmayacak.” değerlendirmesi yapıyor.

TARAFLAR İÇ SAVAŞ KONUSUNDA İSTEKSİZ

Bugün Afganistan’da; Taliban, eski Kuzey İttifakı’nın bileşenleri ve Kabil yönetimi olmak üzere en az üç güç odağı olduğunu kaydeden Erol, iç savaş ihtimaline ilişkin endişeleri paylaşmakla birlikte farklı bir analiz yapıyor:

“Afganistan içindeki gruplar Taliban başta olmak üzere yeni bir iç savaşı ne kadar istiyor, açıkçası tartışmalı. Taliban 20 yıl içinde değişim ve dönüşüme uğradı. Bugün Taliban kendisini ülke içindeki ve uluslararası sisteme kabul ettirme arayışı içinde.”

Katar, Moskova ve Tahran’daki Taliban temaslarını değerlendiren Erol, ülke içinde şiddete başvursa da Taliban’ın uluslararası kabul ve onaya ihtiyaç duyduğunu söyledi. Bu nedenle Taliban’ın “diplomasi kanalını etkin bir şekilde yürüttüğünü” belirten ANKASAM Başkanı Mehmet Seyfettin Erol, bölge devletlerinin de daha etkin olacağı bir sürecin önümüzde olduğunu düşünüyor. Erol bu yaklaşımını şu şekilde temellendiriyor:

“Kuşak Yol Projesi’nin geleceği bölgedeki istikrara bağlı büyük ölçüde. Afganistan’daki terörün diğer bölgeleri etkileme kapasitesi var. Afganistan’a komşu tüm devletler bölgede barış ve istikrar istiyor. Taliban buradaki kırılgan sürecin farkında, şartları çok daha fazla zorlayacağı kanaatinde değilim. ABD açısından bakıldığında da kırımızı çizgileri belli bir anlaşma olduğu belli. Zira Taliban, belli noktaları zorladığında ABD uçakları Taliban’a çok zarar vermemek kaydıyla etrafını bombalıyor ve sinyali veriyor. ‘Buradan daha öteye gidemezsin’ diyor. Sınırları, çerçevesi belli bir süreç söz konusu.”

TALİBAN’IN ÖNÜNDEKİ SEÇENEKLER

Erol, Taliban’ın önündeki seçeneklere ilişkin ise şunları kaydetti:

“Taliban’ın önünde iki seçenek olduğu kanaatindeyim. Bir tanesi ya daha önce olduğunu gibi 11 Eylül öncesinde olduğunu gibi tamamıyla ülkeye tek başın hâkim olmak isteyecek. Bunu birçok ülke istemiyor. Bölge devletleri başta olmak üzere. Güçlü bir Taliban’ın neye yol açacağını bilmiyorlar. Ülke içi dinamikler diğer etnik gruplar da bunu istemiyor.”

Taliban’ın önündeki ikinci seçeneğin ise geçmişten ders alarak bölgenin taleplerine göre hareket etmek olduğunu belirten Erol, “Taliban’ın da içinde yer aldığı adem-i merkeziyetçi bir Afganistan” olasılığından bahsetti.

Erol, Taliban’ın; Çin, Pakistan, İran, Rusya, Orta Asya devletleri, Türkiye gibi devletlerin beklentilerini de dikkate alarak daha rasyonel davranacağı yönünde tahmininde bulundu.

Bölge devletlerinin birlikte ortaya koyacağı yapıcı iradenin Afganistan’a çözüme katkı sunacağını vurgulayan Erol, tek bir devletin Afganistan’da hâkim olma hedefiyle hareket etmesi durumunda, bu devletin; “ABD, Sovyet Rusya’nın, Birleşik Krallığın akıbetine uğrayacağını” söyledi:

“Tek bir devletin değil, burada bölge devletlerinin de etkin bir şekilde yer aldığı iş birliği platformu çerçevesinde ele almak lazım. Taliban’ın gücü ortada ama Taliban gücünün sınırlılıklarının da farkında. Taliban’ın tam olarak kazandığını söylemek mümkün değil.”

RUSYA TEKRAR GİREBİLİR Mİ?

Erol, Rusya’nın Afganistan’a tekrar girmesi yönündeki tartışmalarla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:

“Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) çöküşünü hızlandıran en önemli faktörlerden biri Afganistan. Oraya Rusya’nın tekrar bir barış gücü olarak gelebileceği ve orada kabul göreceği kanaatimde değilim. Rusya aynı şeyi bir kez daha yapmaz. Rusya’nın burada birtakım endişeleri var. Orta Asya üzerinden Rusya’nın tehdit edilmesi. Bu yüzde Rusya bir takım endişeleri taşıyor.”

Bu endişelerin Rusya’nın yeniden Afganistan’a sokmayacağını belirten Erol, “Rusya’nın Afganistan konusunda tek başına değil bölgeyle hareket edeceğini” ekleyerek sözlerini noktaladı.