CGTN / Bradley Blankenship

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, yakın zamanda “ABD yapmak için gittiğimiz şeyi yaptı” diyerek, Afganistan’dan askerlerin çekilmesini savundu ve 9/11 Eylül’ün faillerine adaleti sağladığını ve Afganistan’ı tehdit eden “terörist tehdidini azalttıklarını” söyledi. Biden, ABD’nin hedeflerine ulaştığını ve dahası ABD’nin “Afganistan’a ulus inşa etmek için gitmediğini” ifade etti.

Biden’ın açıklaması sadece, her şey küçük düşürücü bir yenilginin mağduru olsa da ABD’nin aslında Afganistan’da açık bir planı olmadığı gerçeğinden sapmadır. Herhangi bir açık planın olmaması hedeflerin ve önceliklerin savaş sırasında sürekli olarak değişmesi gerçeği tarafından temsil edilmektedir. Örneğin, 9/11 Eylül terörist saldırılarının planlayıcısı Usame Bin Ladin’in 10 yıl önce, Afganistan’da değil Pakistan’da öldürülmesi gibi. Ünlü gazeteci Seymour Hersh’in Bin Ladin operasyonunun anlatımı gerçekte ABD istihbaratı ve özel güçlerinin benzersiz bir beceriksizliğini göstermektedir. 

Bu da yetmezmiş gibi, ABD’nin, 1980’li yılların başında Sovyetler Birliği’ne karşı savaşan (Usame Bin Ladin’in kendisi dâhil) İslamcı aşırıları desteklediğinde farkında olmadan iktidara gelmesine yardımcı olduğu Taliban’ı yok etmek için söz vermiş olmasına rağmen, Taliban iktidara dönmeyi bekliyor. 

ABD’nin neyi tam olarak başardığı sorusu akla geliyor ve yanıt beklenildiği gibi çok az. Biden’ın da kabul ettiği gibi bunun kesinlikle bir ulus inşa etmekle, ABD’nin işgalinden sonra Afganistan’da ayakta kalabilecek istikrarlı bir siyasi veya ekonomik durum yaratmakla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. 

Bu kesinlikle bir kuraldır ve ABD’nin yabancı müdahale konusundaki geçmiş performansı istisna değildir, çünkü ABD ile onun sayısız bürokrasisinin açık stratejik amaçları yoktur ve eğer onlara sahiplerse o zaman genellikle birbirleriyle çelişirler. 

Belki de o vakit Biden’ın konuşmasının en önemli çıkarımı şudur: Herhangi bir “yabancı müdahalenin kazanılamaz” ve pervasız olduğu ayrıca “ulus inşa etme” gerçeğinin mümkün olmadığı, çünkü ABD bunu yapamıyorsa o zaman hiç kimse yapamaz. Ancak bu gerçekten doğru mu?

GÜVENLİ BİR AFGANİSTAN HERKESİN YARARINA OLACAK 

Çin şimdi ABD’nin bıraktığı boşluğu doldurmaya yardımcı olmanın yollarına baktığı için bu tamamen önemli bir noktadır. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi bu hafta Türkmenistan, Tacikistan ve Özbekistan’ı ziyaret etmenin yanı sıra bir Avrasya bölgesel güvenlik paktı olan Shanghai İş Birliği Örgütü’nün (SCO) dışişleri bakanları ve SCO-Afganistan temas grubu toplantısına katılacak. Bazı yorumcular, Çin yardımının neye benzeyebileceği konusunda şimdiden propaganda ağları örüyorlar, yalan bir şekilde herhangi bir Çin “müdahalesinin” ABD’nin Afganistan’da 20 yıldır yaptığı her şeye niteliksel olarak bir şekilde benzer olduğunu savunuyorlar. 

Çin’in Afganistan’daki niyeti açıktır; Beijing Afganistan’ı yeniden inşa etmeye yardım etmek, Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ne bütünleştirmeye ve Avrasya’da geleceğe bağlamaya yardım etmek istiyor, bunların hiçbiri siyasi bağlama bağlı değil. İşte bu sebepten bu zaten Çin, Afganistan, bölge ve tüm dünya için bir kazan-kazan durumudur. 

Bölgedeki en önemli siyasi ve ekonomik güç olarak Çin, mantıksal olarak Afganistan’ın ABD işgalinden dönüşümüne yardımcı olacak konumdadır. Aynı zamanda Çin, olayların göbeğindeki insanlar için sürdürülebilir fırsatlar yaratan ekonomik yatırımın barış ve refah için önemli olduğunu fiili deneyimlerle anlıyor. Uluslararası terör şebekelerinin oyun alanı olmayan güvenli ve müreffeh bir Afganistan herkesin yararına olacaktır. 

Bu tür bir planın açıklığı (ve basitliği) Afganistan’daki Amerika’nın suçlarını fazlasıyla engelliyor. Ayrıca Washington’ın tam olarak bir ülkeyi yirmi yıldır bombalaması ve diğer taraftan Beijing’in tarihteki en iddialı küresel altyapı planına Kabil’in katılmasına yardım etmek arasında açık bir nitelik farkı vardır.

Kısacası, Çin Afganistan’da ölecek bir sonraki imparatorluk olmayacak.