Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu ve 17 Ağustos depreminin 22. yılında Türkiye’de afet yönetimini değerlendirdi.

Bileşmiş Milletler’in (BM) dünyada afetlerin sayılarının ve etkilerinin artacağını yıllardır söylediğine vurgu yapan Şerif Barış, “Afet yönetiminde en önemli unsur, afetler olmadan önce yapılması gereken hazırlık ve zararı azaltma çalışmaları. Yani afet olduktan sonra afete müdahale evresi değildir, asıl can ve ekonomik kayıpları azaltan. O açıdan bakıldığında 2014 yılında ‘Türkiye’nin Afet Yönetim Planı’ AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) tarafından gerçekleştirildi ve illere gönderildi.  Yine bu yıl içinde illerin il risk azaltma planları yapılıyor. Aradan 21 yıl geçmiş, biz daha dünyanın yapması gereken risk yönetimini henüz tam anlamıyla yapamadık. ‘Bunun sebepleri ne?’ diye sorduğumuzda, afete hazırlığın bileşenleri, devlet, devletlerin organları, elbette belediyeler, büyük sanayi tesisleri ama olmazsa olmaz insanlar, evler, iş yerleri. Yani insanlar bu işten kendilerini soyutlayıp her şeyi devletten beklerlerse afetin zararları çok daha artacak, çok daha büyüyecek. Dolayısıyla bizim toplumumuzda en büyük sorun, afete karşı kişisel olarak kimse evinde, iş yerinde herhangi bir hazırlık yapmak istemiyor, her şeyi devletten bekliyor. Zaten biz, doğa veya insan kaynaklı bir olayda sistemin çalışmadığı, devletin kaynaklarının yetersiz kaldığı olaylara ‘afet’ diyoruz. Yani Japonya’da da Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) afetler oluyor ama engellemek mümkün değil. Alacağımız önlemler, yapacağımız hazırlık ve eğitimlerle bunun zararını azaltabiliriz. Bu açıdan baktığımızda Türk toplumu olarak devletin de, diğer bileşenlerinin de sınıfta kaldığını düşünüyorum.” dedi.

“GÖSTERMELİK TATBİKATLARDAN HİÇBİR ŞEY ÖĞRENİLMEZ”

Vatandaşların bireysel olarak afetlere karşı nelere yapması gerektiğine dair düşüncelerini de paylaşan Barış, “Kuvvetli depremlerde binanıza bir şey olmasa bile içindeki eşyalar insanlara zarar veriyor. Kocaeli’deki depremde evlerine bir şey olmasa da yaralananların yüzde 30’u ayaklarından yaralanmıştı. Dolayısıyla herksin evinde ve iş yerinde mutlaka bir acil durum planı yapması lazım. Olası her türlü afete karşı doğru davranışları öğrenmesi gerekiyor. Basit yöntemleri ve cihazları öğrenmesi lazım. Zaman zaman tatbikat yapılması şart. Türkiye’de acil durum planları var ama genellikle raflarda. Yapılan tatbikatlar da eksiği görmek için değil, refleks olarak, davranış olarak kazanmak için değil, göstermelik oluyor. Göstermelik tatbikatlardan hiçbir şey öğrenilmez. Tatbikatlar eksikleri görmek için ve senede 3-4 defa yapılır. Ben bunu bu şekilde yapan firma henüz görmedim. Okullarda yapılan tatbikatlarda da maalesef çocuklar bahçeye toplanıyor. Kova içindeki yangın söndürülüyor, ambulans ve itfaiye orada. Bu tatbikat değil, bu bir gösteri aslında. Yani bizler her şeyi yapmışız gibi yapıyoruz. Bizlerin mutlaka hazırlık anlayışını, bilincini yerleştirmemiz gerekiyor ve elbette gönüllü olarak çeşitli sivil toplum örgütlerine katılmak lazım.” diye konuştu.

“HER TÜRLÜ AFETE KARŞI BİLGİYE SAHİP OLMAMIZ GEREKİYOR”

 Prof. Dr. Şerif Barış, deprem konusunda kentsel dönüşümün önemi ile ilgili de şunları söyledi:

“Kentsel dönüşümde aslında çok büyük alanların dönüşülmesi gerekiyor. Mahalle bazlı gibi. Okulu, parkı, camisi, eğlence alanları gibi sosyal donatılarla beraber yapılması lazım. Bunlar depreme dayanıklı yapı için çok önemli ama depreme dayanıklı bir şehir oluşturmak için de bizim insan olarak, birey olarak her türlü afete karşı bilgiye sahip olmamız gerek.”