CGTN / Jonathan Arnott

Avrupa Birliği’nin (AB) yapıları, çok fazla kaynaktan gelen girdilerle son derece karmaşıktır ki, genellikle neyin teklif edildiği ve niçin olduğunu tam olarak ayırt etmek zorlaşır. Avrupa Konseyi’nin son toplantısı bunun tipik bir örneği olarak görülebilir. Sekiz sayfalık bildiride “Çin” kelimesinden tek bir kez bile bahsedilmiyor. Yine de bir AB diplomatının söylediği gibi, bildiride “Çin her yerde yazıyor.”

“Küresel olarak bağlı bir Avrupa” planı, Avrupa bürokrasisinin geleneksel dilinde yazılmıştır: “Konsey, yararlanıcılarla tam iş birliği içinde, politika yaklaşımlarının uyumluluğu ve sürdürülebilir projelerin hazırlığı, uygulanması ve finansmanının tamamlayıcılığını teşvik etmesi gereken Bağlanabilirlik Ortaklığının önemini vurgulamaktadır.”

Bu tür bir dil, AB’nin nesillerdir maruz kaldığı kamu ilişkileri sorununun göstergesidir; diplomatik dilde ifade edilmiş, anlamı ortalama bir vatandaş için açık olmayan bir dil. Bu dilin bir anlamı olması için deşifre edilmeli ve incelenmelidir. Bu durumda, öyle demek istemese de gizli alt metin Avrupa Konseyi’nin Çin’in “Kuşak ve Yol İnisiyatifi” ile rekabet etme niyetini göstermektedir. Avrupa Konseyi yasa çıkarmaz, rolü daha genelleyicidir, AB’nin siyasi gündeminin gidişatını ve genel yönünü belirler. 

Tüm hayatlarını AB ülkelerinden birinde geçirmiş olanlar bile Konsey’in, Komisyon’un ve Parlamento’nun rolleri ile sorumluluklarının doğasını her zaman tam olarak değerlendiremez. Bu roller, Avrupa Parlamentosu –ve daha az ölçüde Komisyon- ile bazen pozisyon için manevra yaparken ve kendi etki alanını belirlerken bulanıklaşabilir ve örtüşebilir.  Yabancılar için bu karmaşık etkileşimler sıklıkla kafa karıştırıcı olabilir. Kısacası Konsey ne yapılması gerektiğine karar verir. Komisyon, yasaların nasıl olacağına karar verir ve tasarlar. Parlamento yasaları ya onaylar ya da değiştirmek için girişimde bulunur. Bu yüzden Konsey politikayı belirlerken, onun uygulanması konusunda tam kontrole sahip değildir. Belgede tek bir rakam yok, sadece en geç 2022 yılı baharına kadar bir stratejinin sunulmasını görmek isteyen belirsiz bir öneri var. 

AVRUPA KONSEYİ’NİN ÇİN’İN “KUŞAK VE YOL İNİSİYATİFİ” İLE REKABET ETME NİYETİ

Bütçeyi, zaman çizelgesini ve planın büyüklüğünü bilmiyoruz. Özel ve kamu sektörünün AB dışında nasıl birlikte çalışacağını, Avrupa Yatırım Bankası’nın sürece nasıl dâhil olacağını henüz bilmiyoruz. Şu anda somut plandan daha çok bir istek gibi duruyor. Bir belgede somut gerçekler olmadığı zaman, sadece spekülasyon yapabiliriz. Aksini yapmak için zorlayıcı bir sebep olmadığı sürece, AB, iyi ya da kötü, olağan formüllerine bağlı kalma eğilimindedir. Bu yüzden AB’nin EFSI’nın (eski Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ile birlikte anılan Avrupa yatırım planı) büyük bölümünü yeniden yaratmaya çalışacağını bekliyorum. Büyük olasılıkla kamu-özel ortaklığına ve sürdürülebilirliğine odaklanılacağını göreceğiz. Uygulama için Avrupa Yatırım Bankası’nın kullanılmasından söz edilmesi, bildirinin 6. sayfasında gizli olmasına rağmen önemli bir ipucudur; özel yatırımı harekete geçirmek için kamu fonlarının kullanılması. 

Şu anda bilgi eksikliği olsa da özel yatırımların seferber edilmesinin AB kurumları ve bürokrasisine alışık olmayan AB dışındaki şirketlere nasıl aktarılacağını merak ediyorum. Aynı şekilde Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin benzerini yapmayı hedefliyorsa, proje, AB’nin başarmak için iyi düzenlemediği bir stratejik planlama seviyesi gerektirecek. AB bir standart belirlemeyi ve daha sonra teklifleri daha önceden kararlaştırılmış kriterlere göre ölçmeyi tercih ediyor. 

AB’nin mantığını bir miktar kafa karıştırıcı bulduğumu kabul etmeliyim. Bu plana ihtiyaç duyulmasına Karadağ’ı bir örnek olarak gösteriyor. Karadağ, bir otoyol inşa etmek için yüzde 2 faiz oranıyla Çin’den 1 milyar ABD doları borçlandı. Bu tür koşullar neredeyse hiç engelleyici değil ve şimdi düşük faiz oranlarında borçlanma fırsatı Avrupa Merkez Bankası’nın mevcut temel faiz oranının negatif olmasıyla çok ilgili. Çin’in malların Avrupa’ya sevk edildiği üçüncü ülkelerde kendi limanlarına sahip olduğu iddiaları, bir gerekçe olarak eşit derecede zayıftır. Bunu yapmak Çin’in kendi ekonomik çıkarlarına uygun değildir, ancak bu limanlar yerel yasalarla kısıtlanmıştır. 

Avrupa Konseyi’nin planının başarılı olup olmayacağını bilmiyorum. Çok sayıda engelle karşı karşıya olduğunu ve amacına ulaşma vakti geldiğinde bir sorun arayışında çözüm olabileceğini biliyorum. Daha yoksul ülkelerin gelişmesi için yatırım yapmak mantıklıdır ve bu bütün zengin ülkelerin yapması gereken bir şeydir. Avrupa Konseyi’nin son belgesine göre, onların bile henüz kendi amaçlarından tam olarak emin olmadığı görülüyor.