China Daily / Simon Bennett

Çin’in ticaret ortakları salgın sonrası dönemde ekonomik toparlanma üzerinde düşünürken, dünyanın ihtiyacı olan son şey ticaretin önüne yeni engeller çıkarılmasıdır. Ancak, Avrupa Komisyonu’nun, Avrupa Birliği (AB) Emisyon Ticareti Sistemi’ni tek taraflı olarak AB limanlarına uğrayan Çin gemileri dâhil uluslararası gemi trafiğine genişletme planıyla önerdiği tam olarak budur.

AB’nin bu önerisi, Çin hükümetinin yapıcı ve öncü rol oynadığı uluslararası gemi nakliyesini karbondan arındırma konusundaki küresel görüşmelere de zarar vermekle tehdit ediyor.

Birkaç aylık bir süre içinde tamamlanması beklenen acımasız yasalar uyarınca, Avrupa ile ticaret yapan AB dışı gemiler -bu Çin’den Avrupa’ya gemilerle kargo taşınmasında olduğu gibi- AB sınırlarına on binlerce kilometre uzaktan başlamış olabilen yolculuğu sırasında karbondioksit emisyonları için harcırah satın almak zorunda olabilir.

İster karbon vergileri veya isterse emisyon ticaret sistemleri yoluyla olsun karbondioksite bir fiyat belirlemek, iklim değişikliğiyle ilgili Paris Anlaşması çerçevesinde hükümetlerin taahhütlerini yerine getirmede ulusal ekonomilerine yardımcı olmak için önemli bir politika aracıdır. Ve dünya çapındaki diğer birçok ülke gibi Çin Halk Cumhuriyeti hükümeti de zaten bu tür önlemleri uygulamaktadır.

Bununla birlikte Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) uluslararası deniz taşımacılığından kaynaklanan karbondioksit emisyonlarının herhangi bir ülkenin ekonomisine yüklenemeyeceğini kabul eder. Bu yüzden, tüm AB üyesi ülkelerin yanı sıra Çin’i de kapsayan UNFCCC’ye taraf ülkeler, uluslararası havacılık gibi uluslararası deniz taşımacılığında karbondioksit emisyonlarının bu karmaşıklığını halletmek için kendi özel düzenlemelerini gerektirdiği konusunda anlaşmıştır.

Bunun için, Çin’in önde gelen üye devletlerinden biri olduğu Birleşmiş Milletler Uluslararası Denizcilik Örgütü’ne (UNIMO), piyasaya dayalı önlemlerin geliştirilmesi dâhil olmak üzere gemi taşımacılığından kaynaklı karbondioksit emisyonları konusunu çözme sorumluluğu verilmiştir.

Çin hükümeti uluslararası yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmeye kararlıdır ve bu tür piyasaya dayalı önlemleri sadece yabancı bayraklı gemilerin ziyareti için uygular. Karasularında vuku bulan faaliyetler için uygulanan istisnalar dışında, Çin’in limanlarını ziyaret eden gemilere uyguladığı önlemler, tüm ülkelerin hükümetlerinin kabul ettiği küresel düzenleyici çerçevenin bir parçası olarak ticari ortaklarının tümüyle çok taraflı olarak görüşülmüş olanlardır.

Maalesef, AB küresel deniz taşımacılığı ve karbondioksit emisyonlarıyla ilgili konuları düzenleyen bu uluslararası çerçeveye saygı göstermiyor gibi görünüyor. Yeni “Yeşil Anlaşma”nın parçası olarak AB’nin karbondan arındırma amaçlarını takip etme kılıfı altında Avrupa Komisyonu, salgın sonrası ekonomik toparlanmasını desteklemek için Çin gemicilik şirketlerinin de arasında bulunduğu uluslararası gemi taşımacılığı şirketlerinden bir yılda milyarlarca Euro gelir elde etmeyi umuyor. Diğer bir ifadeyle, AB Emisyon Ticaret Sistemi uygulamasını uluslararası deniz taşımacılığına genişleterek AB, ticarette kendi sınırları dışında “vergi” koymayı planlıyor.

ÇİN HÜKÜMETİ ULUSLARARASI YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ TAM OLARAK YERİNE GETİRMEYE KARARLI

Mantıklı bir adım olmaktan çok uzak olan bu girişim, aralarında Çin ve ABD’nin de bulunduğu küresel ekonomideki önemli oyuncuları yabancılaştırma riskine yol açıyor. Japonya ile Güney Kore hükümetleri de AB’nin bu adımına itiraz ettiler. AB üyesi olmayan diğer ülkelerin de düzenleyici önerinin bu yıl Avrupa Komisyonu tarafından yayınlanmasından sonra aynı şekilde davranması bekleniyor.

AB’nin bu tek taraflı girişiminin diğer potansiyel zararı, ticari gerilimleri artırmanın haricinde Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün uluslararası deniz taşımacılığının karbondan nasıl arındırılacağına ilişkin görüşmeler konusundaki ilerlemesiyle ilgili olacak. AB’nin tek taraflı önerisi, Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün 2018 yılında aralarında Çin’in de bulunduğu bütün denizcilik ülkelerinin kabul ettiği sera gazını düşürme stratejisine ters düşmektedir ve Çin bu stratejinin uygulanmasına yardımcı olmada önemli rol oynamaktadır.

Şu anda birçok hükümetin sorduğu soru belki şudur; AB, uluslararası ticaret ortaklarına çok az saygı gösteren kendi deniz taşımacılığı düzenlemelerini kararlılıkla sürdürmeye devam ederse, devletlerin anlaşma arayışına niçin siyasi sermaye yatırmaları gerekmektedir?

Denizcilik sektörü karbon fiyatı uygulamasına karşı değil. Gerçekte, denizcilik sektörü deniz taşımacılığının karbondan arındırılmasına zemin hazırlayacak bir karbon fiyatını savunuyor. Ancak küresel sektör için küresel bir çözüme ihtiyacımız var ve bu sadece, üye ülkelerin çalışma yapması için görevlendirdiği BM’de görüşülebilir. Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping Eylül 2020’de, Çin’in 2030 yılından önce karbondioksit emisyonu zirvesine ulaşabileceğini ve 2060 yılından önce karbon nötr olmayı başaracağını açıklamıştı.

Uluslararası deniz taşımacılığının da çok benzer hedefleri bulunmaktadır. Bu hedeflerin her ikisi de dünyanın geri kalanı için bir yol göstericidir, fakat AB, uluslararası ortaklarıyla karbon emisyonlarını azaltma konusunda küresel anlaşmalara varmak için gösterilen ortak çabalara zarar vermeyi seçerse, bu hedeflere ulaşmak kolay olmayacaktır.