CRI Türk Dış Haberler Servisi

Japonya 100’üncü başbakanı Fumio Kishida ile yeni bir sürece hazırlanırken, Washington Japon Liberal Demokrat Parti (LDP) kadrolarında kendi çıkarlarına uygun kadrolar yaratmak için girişimlere devam edecek mi?

Shinzo Abe ile büyüyen Çin’e karşı başlatılan “Özgür ve Açık Hint-Pasifik” stratejisi Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından dış politikada yeni bir politika olarak benimsenmiş durumda. Nikkei Asia bu durumu “Abe kalıbında bir Kishida hükümeti ABD için stratejik ortak olur mu?” sorusu Japonya siyasetinin önde gelen uzmanları ile inceledi. Sizler için alıntılıyoruz:

Washington, eski Japonya Başbakanı Shinzo Abe ile bölgede büyüyen Çin’e karşı güçlü bir müttefiklik yakaladı. Fakat, Afganistan’dan geri çekilişin ardından Amerikan taahhütlerinin güvenilirliğine ilişkin artan şüpheler yeni bir siyaset çağını başlattı. Tokyo’daki yeni lider Fumio Kishida bu süreç ile yola çıkmaya hazırlanıyor.

Abe’nin Dışişleri Bakanı olarak görev yürütmüş olan Kishida’nın yükselişinin iki nedenden dolayı çok önemli bir zamanda geldiği söyleniyor. Birincisi, ABD Japonya’nın Hint-Pasifik’te güvenlik konusunda daha büyük bir rol almasını istiyor. Çünkü Afganistan’dan dağınık geri çekilme mevcut askeri üslerdeki düzenlemelerde potansiyel zayıflıkları ortaya çıkardı.  

Nikkei Asia’ya konuşan George Washington Üniversitesi Elliott Uluslararası İlişkiler Okulu’nda görevli olan araştırmacı Mike Mochizuki, “Bu kesinlikle Abe döneminin sonu ve Japon siyasetinde yeni bir sayfa.” ifadelerine yer verdi. Son yıllardaki ABD-Japonya ilişkilerin hızlı ilerleyişi Abe yönetimi altında gelişti. Abe’nin yaklaşık sekiz yıllık iktidarı, onu Japon tarihinin en uzun süre görev yapan başbakanı yaptı, ittifaka istikrar getirdi ve Washington ile Tokyo’nun stratejileri “özgür ve açık bir Hint-Pasifik” bayrağı altında uyumlu hale geldi.

Abe’nin halefi Yoshihide Suga, yaygın olarak Abe politikalarının bir devam ettiricisi olarak olarak görülüyordu. Mochizuki, Amerikalıların Kishida’yı Abe döneminin “üçüncü bölümü” olarak görmeyi umut etseler de bunun “yanlış, yanlış ve hüsnükuruntu” olacağını kaydetti.

EKONOMİ POLİTİKALARINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER

Shinzo Abe tarafından 2012’den 2020’ye kadar uygulanan ekonomi politikaları olarak nitelendirilen “Abenomics” reformları son günlerin eleştiri konusu. Japonya Merkez Bankası Başkanı Haruhiko Kuroda parasal gevşeme ve daha zayıf yen politikalarının öncülüğünde, Japonya’yı ekonomik büyümenin “kaybedilen yirmi yılı”ndan çıkarmak farklı politikalar izlemeye çağırmıştı. Bu süreçte Abe eşitsizliği durdurmak için çok az şey yapmakla suçlandı. Yeni başbakan Kishida’nın “Kishidanomik” politikaları ise belirgin bir şekilde farklı bir çağrışıma sahip olan ve daha geniş bir orta sınıfı yeniden inşa etmek için gelirin yeniden dağıtılması çağrısında bulunuyor.

Ancak Mochizuki, Kishida’nın dış politikasında da farklılıklar görüyor.

Eski Başbakan Kakuei Tanaka’nın politikalarına işaret eden Mochizuki, “Kishida, ana akım LDP siyasetinin Tanaka-Ohira çizgisini ve Çin ile ilişkilerin önemini görme çizgisini sürdürüyor. Çatışmacı bir duruş sergilemek istemiyor.” diye konuştu.

1972’de Çin ile diplomatik ilişkileri normalleştiren Dışişleri Bakanı Masayoshi Ohira bu bağlamda Kishida için bir model olarak tanımlanıyor.

Bu, Abe’nin LDP yarışında desteklediği eski İçişleri Bakanı Sanae Takaichi’nin savunduğu “çok şahin ve Çin karşıtı görüş” ile çelişiyor. Takaichi’nin parti içerisinde Taro Kono’dan önce gelen sürpriz güçlü performansı, LDP’nin şahin kanadının büyük varlığını yansıttı.

ABD’NİN GÜVEN POLİTİKALARI YENİLENİYOR

Mochizuki, Kishida’nın ABD-Japonya ittifakı için önemli olmasına rağmen, “Amerika’nın öngörülemez, güvenilmez poliltikalarının Japonya’nın ABD sepetindeki tüm yumurtalara sahip olmaması gerektiği” görüşünü temsil ettiğini de kaydetti.

Bu tartışma Afganistan sonrası dünyada çekiş kazanabilir. Mochizuki, jeopolitiği iki kutuplu ABD-Çin merceğinde çerçevelemek yerine Avustralya, İngiltere, Fransa ve Almanya gibi diğer devletlerle çalışma konusunda bir zemin aranabileceğini de söyledi.

Rand Corporation’da kıdemli bir siyaset bilimci olan Jeffrey Hornung da Afganistan’daki deneyimin ABD-Japonya ittifakı üzerinde bir etkisi olabileceğini öne sürdü.

Hornung, “En büyük şok, Afgan güvenlik güçlerinin bir şey yapamaması veya isteksiz olmasıydı. Müttefiklerimizi eğitebileceğimize ve ayağa kalkıp savaşacaklarına dair bu inancın yanlış olduğu kanıtlandı. Kimse ateş etmeden pes edeceklerini düşünmedi.” sözlerine yer veriyor. Bu yanlış hesaplamanın Pentagon’da yeniden düşünmeyi tetiklediğini de sözlerine ekleyen Hornung, ABD’li yetkililer dünyanın dört bir yanındaki müttefiklerine ve ortaklarına bakıyor ve “Eğer bu müttefik Çin ile büyük bir savaşa girerse, nasıl tepki verecekler?” diye soruyor.

JAPONYA-ABD İLİŞKİLERİNDE YENİ BİR KAVŞAK

Mevcut durum ABD-Japonya ittifakı için çok önemli bir kavşak. Muhtemelen bu yıl yapılacak olan dışişleri ve savunma bakanları ortak toplantılarında iki müttefik Çin için “rolleri, misyonları ve yetenekleri” ayrıntılı olarak tartışacaklar. Amerika ve Japonya’nın rolleri her zaman bir mızrak ve kalkanla karşılaştırılsa da beklenti Japonya’nın da bazı “mızrak” rollerini üstleneceği yönünde.

Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi’nin Asya ve Japonya’dan sorumlu kıdemli ismi Michael Green, görüşmelerin Japonya’da Öz Savunma Güçlerinin toplu öz savunma uygulamasına izin veren yeni güvenlik yasalarına ilişkin 2015 tanıtımıyla karşılaştırılabilir olacağını söyledi.

Michael Green duruma ilişkin görüşlerini şöyle özetliyor:

“Savunma yönergeleri, anayasanın savunmaya maddesinin sorgulamak istemesi bunların hepsi 2015’te oldu. Bu, ittifakta ileriye doğru atılmış büyük bir adımdı.Teklifler listesinde savunma harcamalarını artırmak, müttefikler ve ortaklarla büyük ölçekli tatbikatlar yapmak, uzun menzilli, hassas güdümlü gemisavar füzeleri veya Tomahawk füzeleri olsun ‘mızrak’ kabiliyetini elde etmek yer alıyor. ABD için önemli bir zaman olarak nitelendirdi, çünkü Hint-Pasifik’e dönüyoruz ve bu pivotun başarısı büyük ölçüde Japonya’ya bağlı.”

SAVUNMA BÜTÇESİ BAŞLIĞI

Japonya işlerinden sorumlu eski bir ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi olan Kevin Maher, Kishida’nın pozisyonunun yakında bütçe yoluyla açıklanacağını söylüyor.

Maher, “Hükümetin önceliği bütçeye yansıyor. ABD’de Japonya’nın sadece savunma yeteneklerini artırmaya devam etmeyeceği, aynı zamanda bu artışı tamamen hızlandıracağı yönünde bir beklenti var.” beklentisini öne sürdü.

LDP’nin şahin adayı Takaichi, Japonya’nın savunma bütçesini mevcut yüzde 1’den Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYİH) yüzde 2’sine yükseltmeyi önerdi. Bunun için 45 milyar dolar daha gerekiyor.

TAIWAN BOĞAZLARI İÇİN YENİ STRATEJİ: ABD FÜZELERİNE YEŞİL IŞIK

Amerika tarafından iki artı iki görüşmelerde gündeme getirilecek bir konu olan, Çin’i Taiwan Boğazı’nda caydırma konusu Japonya’nın ABD füzelerine ev sahipliği yapma gündemini tetikleyecektir.

Maher bu konunun gündeme geldikten sonra en azından gayri resmi bir anlaşmaya bağlanabileceğini öne sürüyor. Japonya’nın bu tür yeteneklere ev sahipliği yapmayı kabul edip etmeyeceği LDP’de büyük bir tartışma konusu olacak.

Mochizuki herkesin ABD-Japonya ittifakının çok önemli olduğu konusunda hemfikir olduğunu hatırlatsa da savunma konusunda daha fazla sorumluluk alması gerektiği hatırlatıyor. LDP içinde daha derin bir bölünmeyi yansıtan farklılıklar ve nüansları göz ardı etmemenin önemli olduğunun altını çizen Mochizuki, “Gerçek bir bölünme var. Halat çekme gibi. Nasıl gelişeceğini göreceğiz.” satırlarına yer veriyor.