Amerika Birleşik Devletleri (ABD); Türkiye’yi F-35 programından resmen çıkardığını açıkladı. Beklenen bir hamleydi bu. ABD’nin Türkiye karşıtı yeni hamleleri de olacaktır. Son günlerde ABD’nin Rusya karşıtı adımları da, Çin karşıtı açıklamaları da arttı. Bunların da devamı gelecektir. Üstelik ABD; hem doğrudan hem ABD emperyalizminin işgal ve saldırı aygıtı olan NATO eliyle hem de İngiltere, Kanada, Japonya, Avustralya, İsrail gibi müttefiklerini devreye sokarak hedeflerine ulaşmaya çalışacaktır çok geniş bir alanda. Özellikle de Avrasya ve Orta Doğu’da.

Peki, mümkün müdür? Hayır.

Zira ABD’nin işi zordur. Hem nesnel olarak gerilemektedir hem de dünya dengeleri değişmektedir. Güç merkezi, batıdan doğuya kaymaktadır. ABD, rızaya dayalı hegemonya kurmakta giderek daha fazla zorlanmaktadır. Çünkü siyasi, iktisadi, askeri, bilimsel, teknolojik güç gerilediğinde, yumuşak güç unsurları da etkisini yitirmektedir. ABD’nin bugün, 20 yıl önce yaptığı darbeleri, işgalleri yapacak gücü yoktur. Olmadığı gibi, dünyayı ve müttefiklerini, bu işgallere “ikna edecek” itibarı, caydırıcılığı ve araçları da yoktur.

Örneğin; ABD, 11 Eylül 2001’deki terörist saldırılardan hemen sonra, daha yıl bitmeden, Afganistan’ı işgal etmişti. “Kitle imha silahlarının varlığını” bahane edip, bu yalanı konuşup, 2003’te de Irak’ı işgal etti. 11 Eylül saldırılarını, bu işgaller için gerekçe, sebep, bahane olarak kullandı. Günümüzde böyle güçlü bir ABD yoktur.

ABD – TÜRKİYE İLİŞKİLERİNİN SEYRİ

ABD; Türkiye’nin bölgesel arayışlara, ittifaklara yönelmesini özellikle engellemeye çalışmaktadır. Bu konuda başarılı da olmaktadır. Türkiye’nin jeopolitik konumunun, İslam dünyasındaki öneminin, güçlü ordusunun farkındadır ABD. Asya ve Avrupa’yı birleştirmesi; Afrika’ya yakınlığı; Balkanlar, Kafkasya, Orta Asya, Orta Doğu açısından önemi; Karadeniz’in kilidi olması; Akdeniz suyollarını denetleyebilecek konumu; çevresindeki zengin enerji kaynaklarıyla dikkat çekmektedir Türkiye. Bir yandan Cebelitarık Boğazı’na, diğer yandan Süveyş Kanalı’na yakındır. Tek bir coğrafya, tek bir aidiyet, tek bir mensubiyet, tek bir medeniyetle açıklanamaz. Tam bir uygarlıklar beşiğidir. Medeniyetlerin harman, kültürlerin sentez olduğu bir Avrasya ülkesidir. Doğu- batı, kuzey-güney ekseninde, Asya-Avrupa, Müslüman-Hristiyan dünya arasında bir sınır, bir geçiş yolu, bir köprü, bir etkileşim alanıdır. Doğunun en batısında, batının en doğusundadır.

ABD ve Avrupa Birliği (AB); Türkiye’nin doğuda, Asya’da, Avrasya’da, Orta Doğu’da etkili olmasını; Batı karşısında masaya daha güçlü oturmasını; her açıdan eşit ilişki kurup çıkarlarını savunmasını; bölge merkezli bir dış politika izlemesini istemezler. Türkiye’yi denetimlerinde, güdümlerinde tutmak, kullanmak isterler. Türkiye’nin ekonomisi, siyaseti, bürokrasisi, akademisi, iş dünyası üzerindeki nüfuzlarını da, bu amaçla devreye sokarlar.

O nedenle Türkiye’nin, kendi önceliklerini gözeterek, bütüncül ve bölge merkezli bir dış politika izlemesi gerekir. Nesnel koşullar da buna uygundur.

Barış Doster