CGTN / Xin Ping

Kendinizi bir tiyatroda otururken hayal edin. Sahnede oyuncular tiyatro metnine göre oynuyor ve yönetmen tarafından organize ediliyor. Gösteriden sonra oradan ayrılıyor ve gerçeğe dönüyorsunuz, hayal ettiğiniz şey ile gerçek arasında net bir çizgi var. 

Farz edelim, farkında olmadan büyük bir sahnede yaşıyorsunuz. Giriş-çıkış yok, oyuncular üzerinde bir işaret yok ve senaryo halka açık değil. Seyirci hariç, her rol belli ve kendi üzerine düşeni oynuyor. Bu tür bir “çevreleyen” kompleks sürekli olarak Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) ve ABD tarafından inşa ediliyor. Bugün, ABD bir askeri sanayi kompleksine sahip değil, ABD’nin kendisi bir askeri sanayi kompleksi haline geldi. Medya ve akademinin birleşmesiyle, daha uygun bir ifade olan Askeri-Sanayi- Medya-Akademik Kompleksi (MIMAC) yaratıldı. Körfez Savaşı, Yugoslavya’nın bombalanması ve Irak savaşı sırasındaki yakın koordinasyondan sonra uygulama tekrar Çin karşıtı kampanyada sergileniyor.

MIMAC bireysel çıkarlar etrafında odaklanıyor. ABD’de, farklı endüstrileri temsil eden özel çıkar grupları, elinden geleni yaparak Çin’i baskı altına almaya çalışırken küresel faydalardan fazlasıyla pay almak istiyor. Çin ile iş yapmamaları için diğer ülkelere baskı yapan Washington’daki Çin karşıtı şahinler, bir avuç sözde düşünce kuruluşları, akademisyenler ve medya gruplarını cezbeden cömert finansal teşviklerle Çin’i karalamak amacıyla propagandacıları kiralıyorlar. Akademik kuruluş ve uzman olduklarını iddia eden çevreler, şüpheci ve yanlı kaynaklarla raporlar uyduruyorlar. Daha sonra medya, bilgiyi teyit etmek, kaynakların bağımsızlığını değerlendirmek veya karşıt gerçeklerle sonuçlara meydan okumak gibi adımlar atarak diğer tarafa bakıyor. “Bilgi akışını düzenlemeden” sonra, kamuoyuna sunulanlar, dikkatli incelemeler ve doğruluk testine dayanamayan raporlardır. Gözler ABD dolarında olduğu zaman, kafalar inanabilir ve ağız her şeyi söyleyebilir. MIMAC’ta, “dördüncü güç” kolayca dördüncü “beslemeye” dönüşebilir. Daha fazla dolar yoldadır.  

“SİYASALLAŞTIRMA” İLE İNSAN HAKLARI İHLALİ YAPILIYOR

ABD liderliğindeki Çin karşıtı propagandanın, ABD Kongresi’nin, yeni “Çin Etkisiyle Mücadele Fonu” için ana akım ve sosyal medyada kampanyaları da kapsayan 2022 yılından 2026 yılına kadar 300 milyon dolar tahsis edilecek Stratejik Rekabet Yasası’nın uygulanmasıyla çirkin yüzünü daha da göstermesi bekleniyor. Çin’i karalamak amacıyla eğitilen ve satın alınan daha fazla gazeteci MIMAC oyuncularına katılacak.

Tiyatro takviminde farklı konular devam edecek ve çıkarılacak, ancak Çin ile ilgili olanlar kalmayı sürdürecek. En son gösterilerden biri, Uygurların ve 40’tan fazla diğer etnik grubun ikamet ettiği Çin’in kuzeybatısındaki özerk bölge Xinjiang’da oynanmaktadır. 

Barış ve uyum toprağı, ne burayı ziyaret eden ne de burayla ilgili raporları okuyan eski ve yeni ABD’li üst düzey yetkililerin soykırım “saptamasına” hedef gösterildi. Temelsiz suçlama ve soykırım kavramının suistimal edilme tehlikesiyle ilgili uzun zamandır hukuk uzmanları ve Birleşmiş Milletler (BM) insan hakları uzmanları uyarılarda bulunuyor. Fakat yönetmenler, tiyatrodan gelen eleştirileri engelledikleri sürece kendi planlarına sadık kalırlar. Sahne gerisinde, onların tam olarak istedikleri gerçeğin ortaya çıkması değil, kendi gündemlerine hizmet etmeye devam etmektir. Onlar isimleri farklı, ancak programları aynı olan gruplara güveniyorlar. Çin ile ilgili konular söz konusu olduğunda, maskeler ve kostümler bile oyuncuların gerçek kimliğini açığa çıkarıyor. 

Örneğin, ABD’deki Newlines Strateji ve Politika Enstitüsü ve Kanada’daki Raoul Wallenberg İnsan Hakları Merkezi’nin birlikte hazırladığı Xinjiang ile ilgili raporu ele alalım. Özel bir Amerikan üniversitesi tarafından finanse edilen ABD enstitüsü, Xinjiang’daki Uygurların koşullarının çalışılması için bir çalışma grubu kurdu. Kurucu üyeler listesinin başında kimin olduğunu tahmin edebilir misiniz? Genel olarak Xinjiang ve Çin hakkında söylenti üretmekten geçimini sağlayan Adrian Zenz. Ortak raporun birçok yazarı, sertlik yanlısı Çin politikalarını savunan ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ya da ABD Dışişleri Bakanlığı için danışman olarak çalıştıkları için Çin’e karşı ön yargılıdır. Diğer bir örnek olarak Uygur Mahkemesi’ni ele alalım. Britanya’da kayıtlı özel bir şirkettir. Uygur Mahkemesi, ABD hükümetinin yönlendirmesi ve finansmanıyla kendisini Xinjiang’ı istikrarsızlaştırmaya ve Çin’den ayırmaya adamış Dünya Uygur Kongresi tarafından fonlanmaktadır.

Bu örgüt, Çin hakkında gerçek dışı raporlar ve sahte hikâyeler hazırlamakla ön plana çıkan sağcı militarist Avustralya Stratejik Politika Enstitüsü’nden de olmak üzere “uzmanları” davet ediyor. “Başkanı” Geoffrey Nice’ın bir İngiliz ajanı olduğu ve 2019 yılında Çin karşıtı bir maskaralıkta sahne aldığı belirtildi. Farklı vesilelerde kendi hikâyelerinden bile emin olamayan görgü tanıkları, Xinjiang hakkında iflah olmaz yalancılardır.

MIMAC tiyatrosunda para konuşur, devlet destekli para üst perdeden konuşur. Artık basın veya akademik araştırma bağımsızlığı söz konusu değil, hukukun üstünlüğü ise daha da az.  Dikkatli olun. Oyunda olanların gerçek yaşamda etkileri olabilir. İnsan hakları bahaneden başka bir anlama gelmiyorsa, insan hakları hakiki manada gerçekten korunabilecek mi?

MIMAC’ın uydurduğu ve çıkarların harekete geçirdiği insan hakları ve insan hakları ihlalleri siyasallaştırılıyor. Xinjiang ile ilgili suçlamalar, Çin karşıtı grupları zenginleştirirken, yerel halkın istihdam ve gelişme hakkını ortadan kaldırıyor. Bu siyasallaştırma en büyük insan hakları ihlalini oluşturuyor.