Global Times / Long Xingchun

Hindistan medyasında yer alan haberlere göre, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken, geçen hafta pazartesi günü Senato Dış ilişkiler Komitesi’ne ABD’nin Afganistan’da düzenlenecek hava saldırıları için üs olması amacıyla Hindistan’la görüştüğünü söyledi.

Washington’ın Hindistan’ı bir üs olarak kullanma niyeti Afganistan’da terörizmle mücadeleyi amaçlamıyor. ABD’nin Afganistan’daki savaşı bitti ve orada gelecekteki muhtemel askeri operasyon ihtimali azaldı. Taliban yönetimi altındaki Afganistan egemen bir devlet ve kendi ülke içi terörizmle mücadele faaliyetleri asıl olarak yeni hükümet tarafından yürütülecek. Eğer ABD, Afganistan’a hava saldırıları düzenlerse, ülkenin ulusal egemenliğini ihlal eder. Washington gerçekten terörizmle mücadele etmek istiyorsa, Pakistan üs olmak için en iyi aday.

Eski ABD Başkanı George W. Bush 11 Eylül saldırılarından sonra Pakistan’dan teröristlerle mücadele etmek için kendilerine destek olmasını istedi. Orta Asya ülkeleri Rusya’nın etki alanında olduğundan, ABD için Afganistan’a ulaşmak amacıyla Orta Asya’dan geçmek uygun değildi. Güneybatıda Tahran, Washington’a düşmanca bir tutum içindeydi. ABD’nin savaş malzemelerinin, ekipmanlarının ve personelinin büyük kısmı Afganistan’a Pakistan üzerinden varmak zorundaydı. Bu bağlamda, Pakistan geçen 30 yılda ABD’nin Afganistan’daki teröristleri vurması için en hayati ülkeydi. ABD, gelecekte terörizme karşı girişimlerini sürdürmeye ihtiyaç duyduğu zaman Pakistan önemini koruyacak.

WASHINGTON, PAKİSTAN İLE İŞ BİRLİĞİ YAPMAYA DEVAM EDECEK

Washington, Hindistan’ı bir üs olarak kullansa da Pakistan ile ilişkilerine ve iş birliği yapmaya devam edecek. İslamabad’ın izni olmadan, Hindistan ya da ABD’den hiçbir uçak Afganistan’a gidemez. Aslında, ABD’nin Afganistan’da varlığını artırmak için Hindistan’a yaklaşması oradaki operasyonlarına zarar verecek. Eğer ABD, Pakistan’ı gücendirirse, Pakistan artık ABD’nin Afganistan’daki faaliyetlerinde tümüyle iş birliği yapmayacaktır.

Hindistan’ın ABD’nin desteklediği Afgan hükümetiyle sağlam ilişkiler sürdürmekteki amacı, kendisiyle birlikte Pakistan’a karşı durması için onu kandırmaktı. Taliban iktidarı ele geçirirken, Hindistan’ın Taliban’la ilişkilerini iyileştirmesi zor olacak. Çünkü Hindistan, ABD’ye yaklaşıyor ve böyle tek taraflı bir karar almak çok zor. Bu Yeni Delhi’yi pasif bir duruma sokuyor. Bu nedenle, Hindistan’ı Afganistan’daki hava saldırıları için üs olarak kullanmak sadece bir bahane.

ABD, Hindistan’ı Güney Asya’daki varlığını güçlendirmek ve Hint-Pasifik bölgesinde özellikle Hint Okyanusu’nda varlığını güçlendirmek için kendisine bağlamak istiyor. ABD’nin nihai hedefi Afganistan değil, o Çin’i hedef almak ve Asya’yı parçalamak istiyor. ABD Başkanı Joe Biden’ın yanı sıra birçok ABD’li stratejist de Afganistan’dan çekilmenin ABD’nin savunmasını diğer güvenlik sorunlarına odaklandırmasına yardım edeceğini kabul etti. Bunlar Çin ve Rusya’yı içeriyor.

YENİ DELHİ, WASHINGTON İLE BİR YARI İTTİFAK KURDU

Hindistan, Hint Okyanusu’nda ABD stratejileri ile koordinasyona girecek en önemli ülke. İki ülke 2016’da bir Lojistik Değişim Anlaşma Muhtırası imzaladı. Bu anlaşma, birbirlerinin kara, hava ve deniz üslerini tamir ve yeniden ikmal için kullanmaya izin verdiğinden, iki ülke arasında askeri koordinasyonu güçlendirdi. ABD’nin Hindistan’ı bir hareket üssü olarak kullanma talebi bu lojistik değişim anlaşması çerçevesine giriyor. Hindistan da muhtemelen yeşil ışık yakacak. Eğer böyle olursa, bunun askeri olmaktan daha fazla siyasi bir önemi olacak. Bu Hindistan’ın ABD ile bir araya gelmeye karar verdiğini gösterir. Pratikte Yeni Delhi, Washington ile bir yarı ittifak kurdu.

Hindistan’ın izleyeceği kendi gündemi var. ABD ile yarı ittifak kurma girişimi asıl olarak Çin’le ilişkilerini hedef alıyor. Çin ve Hindistan arasındaki stratejik karşı karşıya gelme durumunun değişmesi çok zor. Güven eksikliği duyan Hindistan, Çin ile rekabet etmek için ABD’ye dayanmak zorunda. Ek olarak Yeni Delhi, Washington’ın Pakistan’dan uzaklaşacağını umuyor. Hindistan büyük güç statüsü kazanma peşinde koşmaya devam edecek. Yeni Delhi diplomaside ABD ile yarı ittifak ilişkilerini kabul etmeyecek ve Japonya, Avustralya ile İngiltere’nin yaptığı gibi bir anlaşma imzalamayacak.

Çünkü böyle bir anlaşma imzalandığında Hindistan’ın kayıpları kazançlarından fazla olacak. Ulusal güçler arasındaki fark dikkate alındığında, ABD-Hindistan ittifakı çerçevesinde, Hindistan sadece bir takipçi rolü oynayabilir. Sonuç olarak, Hindistan’ın uluslararası statüsü ile imajı ve aynı şekilde diplomatik özerkliği ile ulusal çıkarları da zarar görecek.