CGTN / William Jones

Ukrayna ile Rusya arasındaki barış görüşmeleri durma noktasına geldiği ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy Batılı ülkelerden her zamankinden daha güçlü silahlar talep etmeye ısrarla devam ettiği için, birçok kişi Ukrayna’da barıştan çıkarının olmadığı görünen ABD’nin tavrına şaşırdığını ifade edebilir. 

Görünüşe göre gelişen şey ABD’nin, Ukrayna’da Rusya ile karşı karşıya gelen bir vekile sahip olma girişimidir. Zelenskiy, Rus askerlerini Ukrayna’dan gerçekten çıkarmayı amaçlayan güçlü bir askeri çaba için kendisine “destek verileceği” konusunda ABD tarafından cesaretlendirilmemiş olsaydı Rusya ile barış görüşmelerini ilerletmede daha ileriye gideceğinden şüphe yoktu. 

ABD ile Birleşik Krallık’tan uzmanların Ukrayna askerlerini eğitmesi Batı’nın “Zelenskiy’in arkasını kolladığına” somut bir işarettir. Ve Ukrayna füzeleriyle Rusya’nın Bryansk kentindeki petrol depolama tesislerine yakın zamanda yapılan saldırılara Batı’dan sadece “selam çakan” bir onay vermekle kalınmadı, aynı zamanda Birleşik Krallık Silahlı Kuvvetler Bakanı James Heappey alenen, Ukrayna’nın Rusya’ya doğrudan saldırmasının “tamamen meşru olduğunu” açıkladı. 

TÜM TARAFLARIN DESTEĞİ İLE BARIŞ MÜMKÜN

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin’in, ABD Dışişleri Bakanlığı Victoria Nuland ile 25 Nisan’da Ukrayna’nın başkenti Kiev’e yaptığı üst düzey ziyaret, ABD’nin devam eden savaşta Ukrayna’nın uzlaşmazlığına açık desteğidir. En çok bahsedilen, Austin’in Wall Street Journal gazetesinde yer alan açıklamasıydı: “Rusya’nın Ukrayna’yı işgal ederken yaptığı türden şeyler yapamaması için Rusya’nın zayıfladığını görmek istiyoruz.”  Bu tam olarak ne anlama geliyor? Rus güçlerini, Ukrayna’da “yıpratma savaşı” yoluyla herhangi bir konvansiyonel saldırı başlatma yeteneğine sahip olmadığı bir noktaya doğru “geriletme” niyeti mi var? Durumun böyle olmadığını umuyoruz, ancak kanıtlar bu görüşü desteklemek için artıyor. Olması yakın ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi, Çin’e odaklanırken, aynı zamanda Rusya’yı “güçlü bir tehdit” olarak görüyor. Belki de ABD, Ukrayna’daki operasyonlar yoluyla bu tehdidi “azaltmak” istemez mi?

Başlangıçta hiç şüphesiz ABD, “katil yaptırımlar” yoluyla Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i Ukrayna’dan çekilmeye zorlayacak siyasi bir karmaşaya yol açacağını düşündü. Ancak gerçek şu ki Putin, Luhansk ve Donbas’ta Rusça konuşan nüfusa sekiz yıl süren saldırılar ve neo-faşist Azov Taburu’nun yükselişinden sonra halktan destek aldı. Austin’in başkanlığında 26 Nisan’da Ramstein’da Avrupalılar ile Kuzey Afrika ve Ortadoğu’dan birçok ülkenin katılımıyla, kuşkusuz ABD baskısı altında yapılan son toplantı, Ukraynalılara Rusya’yı büyük bir yenilgiye uğratmak için araçlar vermeyi, deyim yerindeyse “son Ukraynalıya kadar” savaşma iradesi göstermeyi amaçlıyor. 

“SORUNLU BÖLGE” MESELESİ

Bu tür bir politika, 26 Nisan’da Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığı ve 3. Dünya Savaşı tehlikesi uyarısında bulunduğu basın toplantısında Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov tarafından parçalanan çok tehlikeli bir yanılgıdır. Ukrayna’daki çatışmaların yoğunlaşması halinde, bunun Rusya’nın yenilgisiyle sona ermeyeceği, tüm Avrupa’yı ve dünyayı tehlikeye atacak daha yüksek bir seviyeye çıkacağına dair açık bir tehlike söz konusu. Hiç kimse bunu istemiyor, fakat dünya savaşları yanılgılara dayalı politikalarla başlamıştır. Daha büyük ve tahrip edici yangın için bir alternatif var: Çatışmayı ve yeniden silahlanmayı hemen durdurun ve ateşkes sağlayarak barış görüşmelerine dönün. Bu koşullar altında ve bütün tarafların desteğiyle barışa doğru bir yol kısa vadede oluşturulabilir. 

Uzun vadede dünya Ukrayna’dan ders çıkarmalı ve bütün ülkelerin güvenliğinin sağlandığı küresel bir güvenlik yapısı geliştirmeye başlamalıdır. Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Küresel Güvenlik İnisiyatifi teklifinde bu tür bir politikanın ana fikrini açıkladı: bütün ülkelerin bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne saygı duymak, BM Sözleşmesi’ne bağlı kalmak, bütün ülkelerin güvenlik endişelerini ele almak ve krizleri çözmenin tek aracı olarak diyalog ve görüşmeyi sürdürmek. 

Dünya bu teklifin işaret ettiği yönde hareket ederse, sadece Ukrayna krizi değil, aynı zamanda birçok diğer “sorunlu bölge” meselesi tüm tarafların ve bir bütün olarak dünyanın çıkarına olacak şekilde çözülebilir.