Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden’ın ilk 100 günü, Washington’ın üç geri adımı ile tamamlandı. Kuşkusuz her üç geri adım da nihai geri adım değil; ABD uygun şartlar buldukça hamle yapmaya, kararlılık karşısında da geri adımlar atmaya devam edecek…

Hegemonyası zayıflamakta olan ABD için “ileri-geri” hareket etmek, kaçınılmaz artık…

ABD, ÇİN KARŞISINDA GERİ ADIM ATTI

Biden yönetimi işbaşı yaptıktan sonra Çin’e karşı yüksek perdeden açıklamalar yaptı. Hint-Pasifik stratejisi gereği Çin’i Hindistan’dan Japonya’ya uzanan geniş hat üzerinde çevreleme stratejisini yoğunlaştıracağını ortaya koydu. Bunun gereği olarak Asya’ya çıkarma yaptı ve Japonya’dan Avustralya’ya, Hindistan’dan Güney Kore’ye temaslarda bulunarak Çin’e karşı bir cephe inşa etmeye çalıştı. Hatta Pentagon içinde “Çin Görev Gücü” kurarak, silahlı mesaj da verdi.

ABD’nin bu saldırganlığı 18 Mart’a kadar sürdü. 18 Mart’ta ABD ile Çin arasında Alaska’da düzenlenen zirvede Washington yönetimi tüm kibri ve üstenci bakışıyla muhatabına “ayar vermeye” kalktı. Fakat hiç alışık olmadığı bir tepkiyle karşılaştı: Çinli yetkililer, ABD’nin insan haklarından bahsedecek durumda olmadığını, uluslararası toplum adına konuşamayacağını ve üst perdeden buyuramayacağı karşılığını verdiler.

Alaska Zirvesi, Çin’in “bela istemediği ama belaya da hak ettiği yanıtı vereceğini” ABD’ye göstermiş oldu.

Sonrası mı?

ABD Başkanı Joe Biden geçen hafta Kongre’de yaptığı ilk konuşmada, 21. yüzyılda üstünlüğü sağlama konusunda Çin ile “rekabeti memnuniyetle” karşılayacağını ama Çin’le çatışma aramadığını belirtti.

Ardından dün ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken bir tv programında konuştu iki temel mesaj verdi:

1) “Düzeni sarsacak veya sınayacak askeri, ekonomik ve diplomatik kapasiteye sahip olan tek ülkenin Çin olduğunu belirten Blinken “Ama bir şey hakkında çok açık olmak istiyorum. Amacımız Çin’i baskı altına almak, durdurmak veya engellemek değil, Çin’in sınadığı bu kurallara dayalı düzeni sürdürmek” dedi.

2) Blinken, ABD ve Çin arasındaki gerginliğin askeri bir çatışmaya dönüşme ihtimalinin bulunmadığını söyledi ve ekledi: “Bu noktaya gelmenin veya hatta bu yönde ilerlemenin Çin’in de ABD’nin de çıkarlarına son derece aykırı olduğunu düşünüyorum.”

ABD, RUSYA KARŞISINDA GERİ ADIM ATTI

Biden Yönetimi, Ukrayna’da üçüncü kez Rusya’ya cephe açmaya çalıştı. İki ay boyunca Baltık’tan Karadeniz’e uzanan bölge üzerinde Rusya’nın “sinirleriyle oynama” çalıştı. İki ay boyunca Karadeniz’e çok sık NATO gemileri girip çıktı ve hem Gürcistan karasularında hem de Ukrayna karasularına tatbikat yaptı. Dahası ABD, Türkiye ile ortak tatbikat yaparak Moskova’ya mesaj verdi.

Ancak ABD bu gerginliği daha hazla ilerletemedi ve geri adım attı. Hem de Montrö tartışmaları sürecinde Karadeniz’e gönderdiği iki savaş gemisini yoldan geri çevirerek…

ABD temelde iki nedenle geri adım attı: Birincisi Rusya’nın kararlılığı nedeniyle, ikincisi de Almanya başta AB ülkelerini ikna edemediği için…

Kuşkusuz Biden, tıpkı Obama ve Trump dönemlerinde olduğu gibi Ukrayna cephesi üzerinden Rusya’yı rahatsız etmeyi fırsat buldukça sürdürecek.

ABD, İRAN KARŞISINDA GERİ ADIM ATTI

Biden’ın selefi Trump, Obama’nın İran’la yaptığı nükleer anlaşmadan çekilmiş ve yönetimi boyunca bu ülkeye ağır ekonomik ambargo uygulamıştı. Dahası ABD, İran’ın çok önemli isimlerinden Kasım Süleymani’yi de bir suikastla öldürmüştü.

Biden döneminde sürecin ne yöne gideceği merak konusuydu. İlk iki ay boyunca yeni ABD yönetimi konuyu ağırdan aldı ve nükleer anlaşmanın şartlarını zorlaştırma mesajları verdi. İran’ın balistik füze programını bile masaya yatırmak istedi.

İran ise bırakın geri adım atmayı, tersine hamle üstüne hamle yaptı. Önce ABD’yle masaya oturma şartı olarak yaptırımların kaldırılmasını istedi. Ardından Uranyum’u yüzde 20’ye zenginleştirme kararı aldı. ABD buna yanıt vermeye çalışırken, İran bu kez Uranyum’u yüzde 60’a zenginleştirme kararı aldı.

İran’ın hamleleri sonrası, 6 Nisan’da dolaylı görüşmeler başladı ve sürüyor. Geçen hafta hem Washington hem de Tahran yönetimi, müzakerelerin olumlu ilerlediği mesajını verdi.

Ve önceki gün İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi, bir ilerlemeyi daha duyurdu: “ABD ile enerji, banka ve limanlara uyguladığı yaptırımların kaldırılması konusunda anlaştık.”

TÜRKİYE TABLOYU İYİ ANALİZ ETMELİ

Görüldüğü gibi Biden’ın başkanlığının kabaca ilk iki ayı saldırganlıkla geçti ama sonraki bir ay ise geri adımlara sahne oldu. Çok kabaca özetlediğimiz bu tablo, hegemonyası zayıflayan ABD’nin kapasitesinin sınırlarını göstermesi bakımından önemli.

Bu tablodan sonuçlar çıkarması gereken ülkelerin başında Türkiye geliyor. Türkiye başta pek çok ABD baskısı altındaki ülke, Biden yönetiminin Çin, Rusya ve İran karşısında atmak zorunda kaldığı geri adımları iyi analiz ederek, bu ülkeyle sorunlarını müzakerede tam kararlılık sergilemelidir.

Mehmet Ali Güller