Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) kısa süre önce yapılan bir ankete katılanların yarısı, 2021 yılının hayatlarındaki en kötü yıl olduğu görüşünde.

Çin Devlet Konseyi Basın Ofisi dün 2021 ABD İnsan Hakları İhlalleri Raporu’nu yayımladı. Raporda yer alan veri ve örnekler, dünyanın süper gücünde kronik insan hakları ihlallerinin trajik bir boyuta ulaştığını gözler önüne seriyor.

ABD’NİN SALGIN BİLANÇOSU İRONİK

Salgınla mücadeledeki başarısızlık, Amerikan tipi insan hakları konusunda en büyük ironi olarak ortada duruyor.

Raporda, 2021 yılında ABD’de Covid-19 vaka sayısının 34 milyon 510 bine ulaştığı, salgın kaynaklı ölü sayısının 480 bin olduğu kaydedilirken, ABD bu iki veride de dünyanın ilk sırasında yer aldı.

Rapora göre, ABD’de ortalama yaşam süresi ise 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük düşüşle 1,13 yıl azaldı. ABD’de siyasetçiler halkın can güvenliğini ve kamu sağlığını hiçe sayarak, virüsü siyasal bir araca dönüştürmekten geri durmadı. Bunun bedelini maalesef sıradan Amerikalılar ödemek zorunda kaldı. Los Angeles Times’tan köşe yazarı Michael Hiltzik, 2021’in “Amerikan tarihinin en aptalca yılı” olduğunu yazdı.

ABD’nin sorunları salgınla sınırlı değil. Raporda, geçen yıl 693 büyük ölçekli silahlı saldırı meydana geldiğine, bu sayının 2020 yılına göre yüzde 10,1 oranında arttığına, 44 bin kişinin bu saldırılarda hayatını kaybettiğine dikkat çekildi. Bunun dışında ırkçılık ülkede gittikçe artıyor. Raporda New York’ta Asya kökenlilere yönelik kinden dolayı meydana gelen suçların 2020 yılına göre yüzde 361 oranında arttığına vurgu yapıldı.

ABD içeride bu sorunlarla mücadele ederken, dünyada demokrasinin bayraktarlığı konusunda zedelenen itibarını korumaya çalışıyor. Kendisini “demokrasinin feneri” olarak ilan eden ABD’deki 49 eyalette seçmen oylarını kısıtlamak için 420’den fazla yasa tasarısı ortaya koyuldu. Genç Amerikalıların sadece yüzde 7’si Amerikan demokratik sisteminin hala “sağlıklı” olduğuna inanmaktadır. ABD vatandaşlarının ABD yönetimine güveni, 1958 yılından bu yana en düşük seviyeye inmiş durumda.

USA Today ve New York Times gibi medya organlarında Amerikan demokrasinin çöküşe geldiğine ve ülkedeki sert kutuplaşma ortamına dair içeriklerin sayısı artıyor.

2021 yılı ABD’nin insan haklarının hamisi olma rolünün büyük bir yalana dayandığının da ispatı oldu. Afganistan’dan çekilme sürecinde yaşananlar, Amerikan tipi insan haklarının siciline büyük bir felaket olarak geçti.

ABD ordusunun Afganistan’dan çekilirken başlattığı hava saldırısında, en küçüğü iki yaşında olan 7’si çocuk olmak üzere Afgan bir aileden 10 kişinin hayatını kaybettiği unutulmayacak.

Ayrım gözetmeksizin sivilleri öldüren bir cellat nasıl olur da insan hakları hakkında başkalarına ders vermeye kalkabilir?

Afganistan’daki trajedi, ABD’nin insan hakları adına diğer ülkelerde yarattığı insan hakları felaketinin sadece bir mikro kozmosudur. New York Times’ın 18 Aralık 2021 tarihli haberine göre, ABD, Irak, Suriye ve Afganistan’da düzenlediği 50.000’den fazla hava saldırısında binlerce sivili öldürdü. Kimse bu sorumsuz cinayetlerin hesabını ABD’den soramadı.

ABD’nin “demokrasi” ve “insan hakları” derken, kendi hegemonyacı gündemini dünyaya dayattığından şüphe yok. Bunu artık geleneksel Amerikan müttefikleri dahi görüyor. Bu nedenle çok sayıda ülke, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi 48. Toplantısı’nda ABD’yi “küresel insan hakları davasını sabote eden en büyük tehdit” olarak nitelendirdi.