CGTN / Huang Yongfu

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Ticaret temsilcisi (USTR) Büyükelçi Katherine Tai, geçen hafta ABD Çin Odası Merkezi Danışma Kurulu ve ABD-Çin İş Konseyi liderliği ile yaptığı çevrim içi toplantıda, iki ülkenin ticari sorunlarını, Çin piyasasındaki zorluklar ve fırsatları görüştü.

Büyükelçi Tai toplantı sırasında ABD’nin Çin ile, Beyaz Saray’ın istihdam yaratma çabalarını destekleyebilecek, ücretleri artırabilecek ve toplulukları güçlendirebilecek esnek bir ticaret politikası sürdürmesinin önemini kabul etti. Tai ayrıca Biden-Harris yönetimi ve USTR’nin hâlâ ABD-Çin ticaret politikasını kapsamlı biçimde gözden geçirdiğini belirtti. Bu gözden geçirmenin yavaşlığı iki tarafın iş dünyası için büyük belirsizliklere ve rahatsızlıklara neden oldu.

Başkan Joe Biden’ın güvenilirliğine sert bir darbe vuran ve başkanlığının bundan sonraki dönemi için kötü olan Afganistan’dan sorunlu çekiliş bağlamında, Biden yönetiminin Donald Trump’ın mirasından kopup Çin’e karşı etkisiz ve ters tepen ticaret politikasını tersine çevirmesinin zamanı geldi.

Washington için birinci önceliğinin, maliyetleri artıran ve tedarik sorunlarına neden olan Çin’e konan gümrükler ve diğer ticari engellerin kaldırılması olmalıdır. Bu sadece ABD ve dünya ekonomisi için değil özellikle Amerikan şirketleri ve işçileri için de iyi olacaktır.

Serbest piyasa değerlerinden ilham alan ABD, 2. Dünya Savaşı sonrası dönemde açık, şeffaf, kural temelli küresel bir ticaret sisteminin lideriydi. Ancak Trump’ın “Önce Amerika” popülizmi, Çin ve Avrupalı müttefikleri gibi Amerika’nın rakiplerinin başarısının Amerika’nın küresel üstünlüğünü ve ulusal güvenliğini tehdit edeceğine inanılan yeni muhafazakâr bir sıfır toplamlı oyunu teşvik etti. Trump yönetimi, ABD’nin çok taraflı bir dünya düzeninde azalan tek taraflı egemenliğini korumak amacıyla, parti çizgilerini aşan büyük bir stratejik hedef olarak Çin’i kontrol altına almak için bir dizi ters tepen ticaret politikası başlattı. Bu politikalar gümrük vergileri ile ihracat yasakları koymak ve Çin’in Avustralya ile Avrupa ülkeleri gibi müttefikleri ile ticari ilişkilerini sabote etme şeklini aldı. Biden eski yönetimin mirasını birçok alanda düzeltirken, Çin ile ilgili ticaret politikalarını henüz gözden geçirmedi.

BIDEN ÇİN İLE İLGİLİ TİCARET POLİTİKALARINI HENÜZ GÖZDEN GEÇİRMEDİ

Biden yönetimi şimdiye kadar Çin-ABD ticaret anlaşmasının “Birinci Aşamasını” yürürlüğe koyup koymama konusunda çok az işaret verdi. “Birinci Aşama” ticaret anlaşması ve daha kapsamlı bir “İkinci Aşama” anlaşması üzerinde görüşmeler yapılması gündemden çok uzak görünüyor. Durum Biden yönetiminin ikili ticari danışmaları baltalama ve yeni tek taraflı yaptırımlar ve ihracat kontrolü önlemleri getirme ve iş birliği yerine ekonomik ve siyasi rekabeti vurgulama eğilimi nedeniyle daha da karmaşık hale geldi.

Uluslararası Para Fonu’nun 1 Temmuz’da yayınladığı “ABD IV. Madde Görevi’nin 2021 Sonuç Bildirisine” göre, Çin ile ticaret savaşı, yenilik, verimlilik ve Gayri Safi Yurt İçi Hasılası (GSYİH) büyüme oranlarını saymasak bile, ABD şirketleri ve tüketicinin refahı açısından ters tepti. Bir Amerikan iş insanları grubu, Büyükelçi Tai ve Hazine Bakanı Janet Yellen’a gönderdiği mektupta Biden yönetimi Çin’den yapılacak ithalattaki gümrük vergilerinin azaltılmasını ve bu ülke ile derhâl görüşmelerin yeniden başlatılmasını istedi. Perakendeciler, yonga üreticileri, çiftçiler ve diğerleri dâhil ABD’deki 30’dan fazla etkili şirket grubunun bu isteği Çin-ABD “Birinci Aşama” ticaret anlaşmasına güçlü bir destek olduğunu gösteriyor.

Biden yönetimi açıkça “işçi merkezli”, ABD’deki istihdamı koruyarak işçilerin çıkarlarını öncelik haline getiren bir ticaret politikası izlemek istediğini gösterdi. Eğer Biden gerçekten bunu yapmak istiyorsa, ihracat iş yaratırken, Çin mallarına konan gümrük vergilerinin ABD çıkarlarını engellediğini kavraması gerekir. Örneğin Trump yönetiminin ithal demir ve çelik ürünlerine koyduğu gümrük vergileri yaklaşık 75 bin toplam net iş kaybına neden oldu.

Büyükelçi Tai geçen haftaki toplantıda Biden-Harris yönetiminin kilit müttefiklerle ve ortaklarla ilişkileri yeniden kurmaya odaklandığını vurgulasa da Asya-Pasifik bölgesindeki mevkidaşları ile bir sayısal ticaret paktı kurulması önerileri konusunda aktif biçimde iletişime geçti ama gelişmiş teknolojilerle ilgili ihracat kontrolü ile ilgili yaptığı gibi, Çin’i dışladı.

AMERİKA’NIN ÇİN’E KARŞI EKONOMİK PROVOKASYONLARI KÜRESEL EKONOMİYE ZARAR VERİYOR

Washington daha önce Canberra’yı Beijing’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi yoluyla “ekonomik saldırganlığının” ulusal çıkarlarına bir “tehdit” oluşturduğuna ikna ederken, Avrupalı ortaklarına Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’ndeki “soykırımla” ilgili yanlış bilgi verdi. Bunun sonucu Avustralya’nın Kuşak Yol İnisiyatifi ile Victoria eyaleti arasındaki anlaşmaların aniden iptalinin yanı sıra AB’nin pratik olarak Çin ile Kapsamlı Yatırım Anlaşması’nın onaylanmasını dondurması oldu. Ancak, Amerika’nın Çin’e karşı ekonomik provokasyonları kendisi ile müttefiklerinin ulusal çıkarlarına zıt ve küresel tedarik zincirlerini bozuyor ve küresel ekonomiye önemli ölçüde zarar veriyor.

Biden için güvenilirliğinin azalmasını önlemek ve ulusal çıkarları koruma yeteneğine sahip olduğu göstermek için aksine yapıcı ticaret ilişkileri kurmak için Beijing’le çalışmak, ortak çıkarları gözeten ve uzun zamandır devam eden küresel ticaret anlaşmazlıklarını ele alan güven ile iletişimi yeniden kurmak hassas bir konu.