CRI Türk Dış Haberler Servisi

Çin Halk Cumhuriyeti’nde “orta halli refah toplumu” konulu Beyaz Kitap yayınlandı. Beyaz Kitap’ta Çin’in kırsal kesimindeki sakinlerin kişi başına yıllık 2 bin 300 RMB altında yaşadığı mevcut yoksulluk standardına göre, 2020 yılının sonunda 98,99 milyon kırsal yoksul nüfusun tamamen yoksulluktan kurtulduğu, 832 yoksul ilçe ve 128 bin yoksul köyün yoksulluk listesinden çıkarıldığı, bölgesel yoksulluk sorununun çözüldüğü kaydedildi.

Raporda, insan hakları konusunu da değinilirken, insan hakları önündeki en büyük engellin yoksulluk olduğunun altı çizildi. Raporun devamında şu satırlara yer verildi:

“Çin Komünist Partisi (ÇKP) ve Çin hükümeti kırsal yoksulluğa odaklandı, kalkınma merkezli yoksulluk mücadeleyi hızlandırdı ve çok sayıda başarı elde etti. Bu nedenle tüm halkın yaşam standartlarını güvence altına aldı. Çin’deki orta halli refah toplumu her bakımdan kendini ispat etmektedir: Canlı bir kültür, sosyal adalet, sağlıklı bir ekosistem, insanlara fayda sağlayan kır ve kent arasındaki kalkınma dengesi, insan haklarına saygı ve kapsamlı koruma. Çin, Covid-19 ile mücadelede insan hayatını merkeze aldı. İnsanların eşit ve erişilebilir sağlık hizmeti almasını sağladı.”

Söz konusu raporla ilgili CRI Türk’e konuşan Kamil Eray Topak, “Çin insan hakları konusunda gayet açık ve şeffaf bir duruş sergiliyor. Bu durumdan rahatsız olan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) kendi ideolojik saplantılarını ile insan hakları hukuku aynı çerçeveye oturtmak istiyor.” dedi.

“YANLIŞ BİLGİLER”

7 yıldır Çin’de yaşayan İş İnsanı Kamil Eray Topak, Çin’de gördüğü insan hakları ve toplum refahına dair gözlemlerini şöyle aktardı:

“Çin’e ilk geldiğim günden bu yana dikkatimi çeken tek konu halk için verilen hizmet oldu. Bir yabancı olarak bunu daha çok hissediyorsunuz. Çin’i yıllarca yanlış tanıtan Batı, şimdi insanlığa yeni bir yanlış bilgi daha verme çabasında. Çin artık yoksul bir ülke değil. Bunu en iyi bilen ülke ise ABD. İnsanlar istedikleri her şeye ulaşabiliyor. Her imkândan yararlanabiliyor. Covid-19 salgınında Çin, halkın sağlığını ön planda tuttu. Oluşacak ekonomik zararı hiç düşünmeden Wuhan gibi büyük bir ticaret merkezinde kapanma ilan etti. Batı bu duruma ne demişti, hatırlamakta fayda var. ‘Komünizm insanları hapsetti’, ‘Özgürlükler kısıtlanamaz’ vs. Ardından komik bir şekilde bu başlıkları atanlar kendi hükümetlerini, ‘Kapanma için daha ne bekliyorsunuz?’ diye eleştirmişti. Sermayenin emrinde olan Batılı hükümetler kapanmaya gidememiş, fabrikaların şalterlerini indirmeye dahi cesaret edememişti. İşte her şeyi bu örnekle özetlemek mümkün, bir yandan halkın çıkarları için hareket eden Çin Halk Cumhuriyeti, diğer yandan halkını sermayenin çıkarları için ölüme terk eden Batı. Verilen sağlık hizmetlerini tüm dünya gördü. ABD’de insanlar virüse yakalanıp yüksek faturalardan korktuğu için gidemedi.”

“ABD ‘İNSAN HAKLARI’ SÖYLEMİ İLE KAFA KARIŞTIRIYOR”                      

ABD’nin, insan hakları konusunda iyi bir geçmişe sahip olmadığını hatırlatan Topak, sözlerine şöyle devam etti:

“ABD kendi değerlerini, kendi isteklerini insan hakları söylemi ile diğer devletlere dayatmak istiyor. ABD karşısında kazanılan her kazanım, histeri yaratarak çeşitli söylemler altında yeni planların düzenlenmesini sağlıyor. Son zamanlarda ABD’nin ‘Cinsel kimlik özgürlüğü’, ‘İnsan hakları’ ve ‘Özgürlük’ gibi söylemleri çok fazla tekrarladığını görüyoruz. Bu çaresizliğin bir yansıması. Kendi ülkesinde yaşanan toplumsal sorunlar, düzensizlik ve adaletsiz yaşam tarzını bu şekilde örtmeye çalışması açıkça belli oluyor. ABD’de yaşanan ırkçılık başka hangi ülkede bu boyutlara ulaştı? İnsan hakları bu kadar basit bir konu mu?

Batı artık insanlığın kutsal bir değeri olan, ‘İnsan Hakları’nı kendi çıkarları için kullanmayı bırakmalı. Bu söylemler ile insanların aklını karıştırarak en büyük zararı insanlığa verdikleri de unutulmamalı.”