CGTN / Azhar Azam

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden’ın Irak Başbakanı Mustafa Kazımi ile gerçekleştirdiği son ikili görüşmeden önce yaptığı açıklamalar Washington’ın Irak’ta artık askeri varlığını sürdürmek istemediği yönünde bir jest gibi göründü. ABD Dışişleri Bakanlığının bir bildirisi ve ortak açıklama da ABD’nin Irak’taki rolünü sadece Irak’ın IŞİD’e karşı mücadelesini desteklemek ve gelecek tehditlere karşı güç inşa etmek olarak yeniden tanımladı.

ABD’nin yeni Irak politikası uzmanların İran’a sonradan bir zafer sağlamamak için çekinilmesi, Körfez’deki müttefiklerle yükün paylaşılmasını mümkün kılmak ve Ürdün’ün güvenliğinin garanti altına alınmasına yardımcı olmak için Irak’tan askerlerin tamamen çekilmesinden kaçınılması varsayımı ile çakışıyor. Strateji ayrıca, tam çekilme ABD’nin İran’a karşı durma konusundaki stratejik çıkarlarına büyük risk oluşturacağı için, giderek Bağdat’ta muharip olmayan yardımlara ve danışma görevlerine geçilmesi önerileri ile uyumlu. Ancak ilk baştaki hareketlilikten sonra, Irak’ta muhalif sesler ortaya çıkıyor. Bunlar ABD güçlerinin muharip güçten sadece danışman rolüne dönüşmesini reddediyorlar. Milis örgütleri değişen tanımı kabul etmeyi reddediyor ve bazı milisler ABD muharip olan ya da olmayan güçlerine ülkeyi terk edene kadar saldırma tehdidinde bulunuyor.

Irak halkının büyük çoğunluğu ABD’nin ülkedeki askeri varlığını kabul etmiyor. ABD’nin önde gelen bir İranlı generali Ocak 2020’de üst düzey bir Iraklı askeri liderle birlikte suikastla öldürmesi bu güvensizliği artırdı. IŞİD’in 2017’de Irak’tan atılmasından bu yana, Washington sürekli danışmanlar ve eğitmenler dışında Irak’ta hiç muharip asker olmadığını ileri sürdü. Aslında hem Irak hem de ABD 7 Nisan 2017’de ABD ve koalisyon güçlerinin misyonunun, Irak’ın artan askeri gücü temelinde, eğitim ve danışmanlık rolüne dönüştüğünü teyit etti. Ne olursa olsun, ABD’nin Orta Doğu’daki en üst düzey komutanı Frank McKenzie, çekilmek İran’ın hedeflerinden birinin gerçekleşmesi olacağı için, “Irak’ta kalmaya devam edeceğiz” diyerek, ABD’nin Irak’tan çekilmesini ihtimal dışı bıraktı. ABD’nin IŞİD ile mücadele kisvesi altında İran’ın Irak’taki etkisine karşı çıkma stratejisi siyasi partileri ve silahlı grupları tatmin etmeyecektir.

ORTA DOĞU’DA İSTİKRAR MÜMKÜN MÜ?

Washington ek olarak Mısır, Ürdün ile Irak arasında bu yıl haziran ayında yapılan ve İran’ın Irak ile bölgedeki etkisini etkisiz hale getirmek ya da karşı çıkmak için bir girişim olarak görülen üçlü zirveden de yararlanmaya çalışıyor. Fakat Kazımi Amerika’nın yönergelerini izleme ve kendisinin bölgedeki yüksek statüsüne zarar vermeme konusunda çok dikkatli olacaktır. Irak Başbakanı Tahran ve Riyad ile iyi ilişkiler geliştirdi. Kazımi’nin İran ve Suudi Arabistan ile iyi ilişkilerine dayanarak, iki ülkenin dışişleri bakanları tarafından doğrulanan ve onaylanan, iki bölgesel düşman arasında ayarladığı görüşmeler, barış ve istikrarın Orta Doğu’da egemen olmasına bir şans verebilir.

Bölgesel istikrar, özellikle Suudi-İran düşmanlığı nedeniyle Orta Doğu’da uzak bir olasılık. Riyad bölgesel stratejisini eski ABD Başkanı Donald Trump’ın azimli desteğini kaybettikten sonra yeniden düzenlerken ve Tahran Krallığın Biden yönetimi ile nükleer görüşmeleri onaylamasını isterken, iki can düşmanı arasındaki gerginliğin gazını almak ve barış sürecini ileri götürmeye gerek var.

İran’ın Cumhurbaşkanı seçilen İbrahim Reisi Suudi Arabistan’la görüşmeye bir engel görmüyor ve büyükelçilikleri yeniden açmak için istekli. Suudi Arabistan’a yaptığı çağrı ve Körfez Arap ülkeleri ile ilişkileri iyileştirme adımları bölge ülkeleri tarafından iyi karşılanmalıdır.

Ekonomik iş birliği yeni ABK (Amman, Bağdat, Kahire) ittifakının kurulmasının arkasındaki itici güç olarak görülüyor. Bağdat’ın 2020’deki Gayri Safi Yurt İçi Hasılası (GSYİH) dalgalı petrol fiyatları ve salgın nedeniyle sert bir daralma yaşadı ve iki yıldır üst üste düzenli toparlanma eğilimini tersine çevirdi. Irak’ın gelirlerinin yaklaşık yüzde 90’ı petrol ihracatından geldiği için, ülkenin gelecek iki yıldaki beklenen ekonomik büyümesinin büyük kısmı ham petrol fiyatlarına bağlı olacak.

Çin, Bağdat’ın finansal zorluklarını rahatlatmaya ve altyapıyı yeniden kurmasına yardımcı oluyor. ABD’nin büyüklük yanılsamaları, Afganistan ve Irak’taki “sürekli savaşları” Amerikan liderliğinin cazibesini aşındırmaya devam ediyor. Beijing’in stratejik ilişkileri ve Irak dâhil Orta Doğu’daki artan etkisinden edişe duyan ABD, Çin’e karşı ittifakları desteklemeye çalışıyor. Ama bu stratejiyi, Çin’in beklenen yüksek ekonomik büyümesinden faydalanmak isteyen salgının vurduğu bölgesel ve küresel ekonomilerin çoğu tarafından desteklemeyecektir.