Global Times / Li Qingqing

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken pazartesi günü, ABD’nin yeniden Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi’ne (UNHCR) üye olacağını açıkladı.

Blinken ABD’nin önce özlemci üye olarak başlayacağını belirtti. Blinken, “İnsan Hakları Konseyi’nin hataları olan bir örgüt olduğunu, gündeminin, üyelik sisteminin ve İsrail’e orantısız biçimde odaklanması da dâhil odak noktasının, düzeltilmesi gerektiğini biliyoruz.” diye konuştu.

Trump yönetimi UNHRC’den 1028’de çekilmişti. Şimdi, ABD yeniden örgütle çalışmak istiyor ama örgütün ABD’nin isteklerine göre düzeltilmesini de istiyor. Washington uluslararası kuralların merkezine kendi çıkarlarını koyuyor ve ABD’nin faydalarını uluslararası kurallarla denk görüyor. ABD’nin uluslararası kuralları manipüle etmeye çalışma yolları dünyayı şaşırttı.

ABD UNHRC’ye yeniden katılsa bile, insan hakları konularında sözüm ona liderliğini yeniden kazanması çok zor olacak. Makalenin yayına girdiği tarihte ABD’deki Covid-19 ölümleri, Johns Hopkins Üniversitesinin verilerine göre 465 binin üzerine çıktı. Bu bir insanlık trajedisidir. ABD demokrasi ve insan haklarının “yol göstericisi” olduğunu iddia ediyor ve insan hakları konusunda neredeyse tekelci bir söz hakkına sahip olmaya alışmıştı.

ABD İNSAN HAKLARINI BELİRLEMEYE HAK SAHİBİ TEK ÜLKENİN KENDİSİ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR

Ancak böyle ciddi insan hakları sorunları karşısında bile ABD Washington kendi insan haklarının eleştirilemeyeceğine inanıyor. ABD inatla insan haklarını belirlemeye hak sahibi tek ülkenin kendisi olduğunu düşünüyor. UNHRC’de reform yapılması gerektiğine inanıyor. Bu tür çifte standartlar giderek daha açık hale geliyor. ABD’nin kibirli tutumunun 21. yüzyılda modası geçmiş gibi görünüyor ve bu tutum sadece daha fazla ülkenin kırılmasına yol açacak.

ABD, BM’ye birikmiş büyük borçları olan bir ülke. Trump yönetimi, ABD’nin UNHRC’da egemenlik kuramayacağına inanıyordu, bu yüzden sorumsuzca üyelikten çekilmeyi seçti. Eğer ABD bu zihniyetini değiştirmezse, ülke örgüte katıldıktan sonra aynı durumla karşı karşıya kalabilir. Eğer yeni ABD yönetimi örgütü, ABD hegemonyasına uygun hale getirmek için düzeltmeye çalışırsa, sonunda hayal kırıklığına uğrayacaktır.

Trump yönetimi UNHRC’den çekildiğinde, ABD’nin dünyadaki imajı ciddi biçimde zarar gördü. Şimdi, örgütle tekrar çalışmak için girişimde bulunarak Biden yönetimi ABD için bazı ahlaki puanlar elde edebilir mi? Hiç de değil.

ABD’NİN DÜNYADAKİ İMAJI CİDDİ BİÇİMDE ZARAR GÖRDÜ

Washington insan hakları konusunda sözüm ona ahlaki temelini çoktan kaybetti. Covid-19 mücadelesi ve demokratik sistem ABD’nin insan haklarını test etmek için önemli göstergelerdir. Fakat, ABD’de ülke içi kargaşa ile birlikte, UNHRC’ye yeniden katılmak ve hatta kuralları değiştirmeye çalışmak ABD’nin insan haklarında “liderliğini” yeniden keşfetmesine yardımcı olmayacaktır.

Blinken, “Haziran 2018’de örgütten çekilmemiz, anlamlı bir değişimi teşvik etmedi aksine ABD liderliğinin boşluğunu yarattı. Fakat kurallar bütün ülkeler için geçerlidir. BM sistemi uluslararası kurallar için en yetkili başlangıç noktası olmalıdır. Eğer ABD yeniden örgütle çalışmak istiyorsa, bu ancak ülke diğer ülkeler gibi denetimleri ve kısıtlamaları kabul ederse ve çok taraflı sistemi birlikte korursa anlamlı olur.

Ama eğer ABD, UNHRC’ye sadece ABD’nin “liderliğini” sürdürmek ve uluslararası sistemin Washington’ın çıkarlarına hizmet etmesini sağlamak için katılıyorsa, o zaman bu sadece dünyada adaleti sabote eder, tıpkı ABD’nin çekilmesinde olduğu gibi.