CGTN / Bobby Naderi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden ve Irak Başbakanı Mustafa El-Kadimi mademki 2021 yılı sonuna kadar ABD’nin Irak’taki muharebe görevini resmen sona erdiren bir anlaşmaya imza attı, öyleyse Washington Afganistan’da kaçınılmaz olarak yaptığı gibi bir sonraki en iyi şeyi yapmalıdır; “Irak’ta danışman rolünde faaliyet göstermek” için kalmasında ısrar ettiği güçler dâhil, bütün işgalci güçleri çekerek en iyi içgüdülerini takip etmelidir. 

Evet, bu Amerikan gururuna kalıcı hasar verebilir, ancak “Kaos İmparatorluğu”nun bu sömürgeci çılgınlığında kendisinden başka suçlayacağı kimse yoktur. ABD, binlerce askeriyle terörizme karşı savaşı kazanmada başarısız oldu. Ayrıca, nafile bir danışma rolünde de askerlerle güçlü bir düşmanı yenemeyecek. Aslında bu, faydasız bir mevcut durumun devamından başka bir şey değildir. Irak’taki siyasi ve güvenlik durumu neredeyse kesinlikle kötüleşecek. Ve bunun işaretleri her yerde.  

SESSİZ BİR İŞGALCİ Mİ?

ABD’nin Irak’ta ve Suriye sınırındaki üslerde konuşlandırdığı güçlerinin tamamını çekme gibi bir planı yok. Washington yönetimi zaten mevcut durumu sürdürmek için bölgenin ebedi işgali için zemini hazırladı. Bu, tam hâkimiyeti sağlamak, petrol rezervleri, askeri-sanayi kompleksi ve üsler imparatorluğu oluşturmakla ilgili bir durum. Sömürgeci tasarım ne küçük olacak ne de muhabere görevinden azade olacak. ABD, her zaman hava savaşı ve kaosun yanı sıra doğrudan askeri çatışmayı ve lojistik desteği öncelikli hale getirecektir. 

Bunun da ötesinde Irak, insansız hava aracı saldırıları için deneme alanı olarak kalmaya devam edecektir. 18 yıl süren askeri müdahaleden sonra ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) Amerikan tarzı “demokrasi” için Irak’ı bombalamayacağı veya milis gruplarını boş geçmeyeceği kaçınılmaz bir şekilde açık. Bazı ABD güçlerinin “danışmanlık rolünde” olmasının herhangi bir fark yaratacağını düşünmek için bir sebep yok. Kanıtlar yetersiz. Bağdat yönetimi, yeniden yapılanma çabaları dâhil, kendi iç sorunlarını çözmek için Washington’a güvenemez. Barış ve güvenlik sadece bütün Amerikan güçleri çekildiği zaman gelebilir. Irak halkının daha fazla ABD müdahalesini ve askeri varlığını istediği bir yalandır. Gerçek bir çözüme ulaşmak için milletvekilleri dâhil olmak üzere Irak liderlerinin, Amerika’nın kurşun geçirmez yelek giyen askerlerinin ülkeden çıkmasını görmek istediklerini açık açık anlatması gerekmektedir. 

Tamamen çekilmesi ABD için de mantıklı olmaktadır. Sonsuz çılgınlık, koronavirüs salgını arasında ABD’nin savunma kaynakları ve kamu refahı üzerinde gereksiz bir masraftır. Bu sürekli olarak riski artırıyor ve asla hayati öneme sahip ulusal çıkarlara hizmet etmiyor. ABD’nin uzun süren askeri varlığı, iki ülkenin ulusal diyaloğunu bozarak ve yeniden yapılanma projeleri ve planlarında daha fazla gecikmeye sebebiyet vererek kesinlikle Iraklıları daha az güvenli yapsa bile, Amerikan halkını daha güvenli yapmayacak. 

Bağdat yönetimi ülkeyi yeniden inşa etmek için 100 milyar dolara ihtiyacı olduğunu söylerken, başarısızlığın yeni başarı hikâyesi olduğu Washington’da siyasi sınıf finansal paketleri sadece krediler, kredi garantileri ve sigorta fonları şeklinde sunmaya niyetli. Unutmamak gerekir ki, uluslararası yasalar altında ABD’nin, Irak’a diğer ülkelere nazaran daha büyük finansal yardım sağlayarak uygulamada ülkeyi yeniden inşa etmeye yardım etme arzusunu göstermesi gerekiyor. 

ABD SAYISIZ UMUDU VE YAŞAMI YOK ETTİ

Kesinlikle açık olmak gerekirse, Irak halkının, bütün bu askeri üsler, kapalı askeri bölgeler ve önleyici ufuk ötesi hava saldırılarıyla kendi iç sorunlarının üstesinden gelmesi için ABD’nin askeri yardımına ihtiyacı bulunmamaktadır. Sayısız umudu ve yaşamı yok eden ABD liderliğinde 2003 yılındaki işgal sayesinde, hiç kimse açık gökyüzüne veya ABD askeri üslerinin kapıları ve havaalanı yolu yakınındaki herhangi bir sokağın güvenli olduğuna inanmıyor.

Düşünülebilir en doğru anlamda, ABD’nin Irak’taki herhangi bir şey veya herhangi bir kimse üzerinde, kesinlikle Bağdat hükümeti ve askeri üzerinde yönetme gücü hakkına sahip değildir. Washington’ın sözleri ve eylemleri, ABD’nin gerek terörizme karşı savaşta güvenilmez ortaklığı gerekse yeniden yapılanma çabalarında korkunç derecede fırsatçı olduğunu gösteriyor. Çok az gözlemci ve eleştirmen, Amerika’nın muharebe görevinin ve ebediyen “IŞİD’in üstesinden gelmede danışman rolündeki” ısrarının, hem halkları “özgürleştirmek” ve “demokrasiyi” yaymak adına 18 yıldır Irak’ı ve bölgeyi bölen derin krizlerin bir belirtisi hem de gelecekte bu krizleri büyüten bir hızlandırıcı olduğunu iddia edebilir.  

Amerikan kanı ve hazinesinin devamlı yatırımını talep eden Irak’ta, hangi makul ulusal çıkar söz konusudur? ABD’nin gezegende saltanat süren bir imparatorluk olduğunu kim söyledi? Orta Doğu’da, ABD’nin beklenmedik bir sorunu çözmeye yardımcı olmak için halen çağrılabileceği tek bir yer varsa orası Irak değildir.