Gazeteci-yazar Mehmet Ali Güller, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Güller, Türkiye ve dünya gündemindeki gelişmeleri değerlendirdi.

Rus aktivist Aleksey Navalnıy vakası nedeniyle Amerika Bileşik Devletleri (ABD) ile Avrupa Birliği’nin (AB) Rusya’ya yaptırım kararı aldığını hatırlatan Güller, “AB, Putin’e yakın 4 isme yaptırım uygulama kararı aldı. ABD’nin de 7 isme yaptırım uygulayacağı bildiriliyor. Ayrıca ABD’nin Rusya’ya ihracat kısıtlaması getireceği de belirtiliyor. Rusya haliyle ‘iç işlerine müdahale’ diyerek kabul edilemezliğini vurgulayarak tepki gösterdi. İlginç olan Çin’in de ABD’nin müdahalesine tepki göstermiş olmasıydı. Çünkü aynı şeklide Çin de ABD’nin insan hakları ve demokrasi kavramlarına sığınarak yaptırımlar uygulama girişimlerinden oldukça rahatsız. Bu nedenle de Çin’de en yüksek perdeden tepki göstermiş oldu.” dedi.

“TÜRKİYE’DEKİ GERİLEMELERDE ABD’NİNDİ ROLÜ VE SORUMLULUĞU VAR”

Güler, ABD Temsilciler Meclisi’nden 170 kişinin, Dışişleri Bakanı Antony Blinken’a yazdıkları mektuba ilişkin ise şunları söyledi:

“Yazılan mektupla insan hakları ve demokrasi konusunda Türkiye’ye baskı yapılması istendi. Tabii bu ABD adına tam bir ikiyüzlülük. Çünkü bugün Türkiye’de yaşanan insan hakları ve demokrasi konusunda yaşanan tüm gerilemelerde aslında ABD’nin de rolü ve sorumluluğu var. Neticede ABD, AKP’yi bölgede Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) eş başkanı ve sonrasında Obama döneminde model ortak olarak kullandığı yıllar boyunca Türk demokrasisi geriledi. Yine ABD’nin desteklediği AKP ile FETÖ ortaklığı ile yürütülen Ergenekon ve Balyoz kumpasları ile Türk demokrasisi geriledi. Dolayısıyla ABD’nin bu konularda Türkiye’ye söyleyecek hiçbir lafı yok. Tam bir ikiyüzlülük. Öte yandan ABD’nin insan hakları ve demokrasi diye bir derdi de yok. Netice itibarıyla ABD, emperyalist bir devlet olarak çıkarlarına bakar, çıkarları gereği demokrasi bulunmayan kraliyetlerle de diktatörlüklerle de iş birliği yapar bugüne kadar da hep böyle oldu. ABD’nin insan hakları ve demokrasi söylemleri tamamen bir palavra. Bunun palavra olduğunun en önemli örnekleri son 20 yılda yaşadığımız Irak, Suriye, Libya örnekleridir. Çin’e de ‘insan hakları ve demokrasi’ diyerek baskı uygulama çabasında. Aslında insan hakları ve demokrasi diyecek en son ülke ABD. Pek çok ülkede darbe yaptı, ABD. Darbe yapma geçmişi olan ve bunu halen daha sürdüren ABD’nin insan hakları ile demokrasi diyecek hiçbir yüzü olmamalı. Kimseye demokrasi pazarlayacak bir yüzü olmamalı. Öte yandan ABD sadece dışarıya değil içeride de insan hakkı ve demokrasi diyebilecek en son ülkelerden biri. Halen ırkçılık konusunda siyahilere bir ayrımcılık var.”

BLINKEN’IN ÇİN İLE İLGİLİ DEĞERLENDİRMELERİ

Yeni bir dünyanın kurulduğunu ve ABD hegemonyasının zayıfladığını dolayısıyla ABD’nin eskisi kadar baskı ile yaptırım yapmayacağını söyleyen Güller, “ABD’nin yeni Dışişleri Bakanı Blinken’ın ülkesinin dış politika öncelikleri ile ilgili yaptığı konuşma ilginçti. Bilinken, ‘Bundan sonra insan hakları ve demokrasi adına askeri müdahalede bunmayacaklarını ya da otoriter rejimleri askeri güçle değiştirmeye kalkmayacaklarını belirtti. Bunu geçmişte yaptık ama başarılı olmadık ve Amerikan haklı bu müdahalelerden yoruldu. Fakat demokrasiyi teşvik etmeyeceğiz anlamına gelmiyor. Yumuşak güçle demokrasiyi teşvik etmeye devam edeceğiz.’ dedi. Bunun iki yönü var. Bundan böyle ABD öyle Irak’ı işgal ettiği gibi açık işgaller yapamayacağını söylemiş oluyor. Fakat bunu yapmamak sivil itaatsizlik eylemleri, CIA eylemleri ya da Navalnıy vakasında görüldüğü gibi bir olaydan hareketle kamuoyu yaratıp bunu o ülkeyi ekonomik ve ticari yaptırmalar uygulamaya götüren işleri olabilecek ABD’nin. Blinken’ın açıklamalarından bunu görüyoruz. Bunu aynı şekilde, Çin’e Türkiye’ye de ya da başka ülkelere de yapacak. Bliken konuşmasında altını çizdiği en önemli konu, Çin’di. ‘21.yüzyılın en büyük imtihanı’ diye nitelendirdi Çin’i. Blinken konuşmasına şöyle devam etti; ‘Çin, istikrarlı ve açık uluslararası sisteme ve dünyayı bizim istediğimiz gibi yapan kurallar, değerler ve ilişkilere ciddi bir şekilde ekonomik, diplomatik, askeri ve teknolojik olarak meydan okuyabilecek tek ülkedir.’ Bu nedenle de Çin’e karşı bir dış politika geliştirmiş olan ABD’nin bunu sürdüreceğini de belirtmiş oldu.” değerlendirmesini yaptı.