CGTN / Danny Haiphong

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken, 21 Mayıs 2021’de İsrailli yetkililer ile Filistin direniş örgütleri arasında sağlanan ateşkesin ardından Gazze’de “ciddi insani kriz” endişelerini dile getirdi. Blinken, ABD’nin dış kuruluşlarla beraber Filistin’e insani yardım sağlanması konusunda önemli bir rol oynayacağını vurguladı. Blinken’ın yorumları Filistin halkına cömert bir yaklaşımı ifade ediyor gibi görünse de, son Gazze kuşatmasında ABD’nin rolü tam tersiydi.

ABD, Gazze’deki 11 günlük şiddet sırasında ikiyüzlülüğe olan bağlılığını gösterdi. ABD medyası, İsrail’in kutsal yerlere saldırılarını ve öldürülen 60 çocuğu pasif bir şekilde dile getirdi. Biden yönetimi, Filistinlilere karşı orantısız uygulanan şiddetin derhal sona erdirilmesi için dünya çapında milyonlarca kişi protestolarda bulunurken, İsrail’e hassas güdümlü 735 milyon dolarlık silahı onayladı.

ABD, İsrail’e yılda yaklaşık 4 milyar dolarlık askeri yardım sağlıyor. Ancak ABD ile İsrail arasındaki “özel” ilişkinin boyutu askeri yardımın çok ötesine geçiyor. ABD, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) ortak bir bildiri yayınlamasını beş kez engelledi ve ateşkes anlaşmasının formülasyonunu ve uygulanmasını etkin bir şekilde geciktirdi.

ABD, dünya çapında insan hakları şampiyonu olduğunu iddia ediyor, ancak kayıtları aksini söylüyor. Asya, Afrika ve Latin Amerika’daki ABD askeri operasyonları, 2. Dünya Savaşı’nın sonundan bu yana 50’den fazla hükümeti devirdi ve on milyonlarca insanı öldürdü. Daniel Ellsberg tarafından sızdırılan belgeler, ABD’nin 13 yıl önce Japonya’ya iki atom bombası atmasının ardından 1958’de Çin’de nükleer silah kullanmakla tehdit ettiğini ortaya çıkardı. ABD’nin Irak, Afganistan, Libya ve Suriye’deki savaşları dünyanın bütün bir bölgesinde istikrarı bozdu ve büyük sivil kayıpları kolaylaştırdı.

ABD’NİN DÜNYA ÇAPINDA 800’DEN FAZLA ASKERİ ÜSSÜ

ABD’nin şu anda dünya çapında 800’den fazla askeri üssü var ve yaptırımlar olarak bilinen tek taraflı zorlayıcı önlemin en önde gelen şampiyonu. Yaptırımlar, ülkeleri küresel pazara erişimden mahrum bırakan bir savaş eylemidir. BM 1995’te, Irak’a yönelik yaptırımların 500 bin Iraklı çocuğun ölümünden sorumlu olduğunu ilan etti. Venezuela’ya yönelik devam eden yaptırımlar, 40 binden fazla insanın ölümüne katkıda bulundu. ABD’nin İran’a ve düzinelerce başka ülkeye yaptırımları da benzer sonuçlar verdi.

ABD’nin, insan haklarına ikiyüzlü yaklaşım, küresel çapta hegemonik hırslarıyla sınırlı değildir. Ekonomik eşitsizlik yanlış yöne doğru gitmeye devam ederken, ABD’deki insanlar 2001’den bu yana değer verilen bireysel özgürlüklerinde büyük bir azalma gördü. ABD polis departmanları her yıl bin kişiyi öldürüyor. ABD, dünyadaki mahkumların dörtte birine ama dünya nüfusunun yalnızca yüzde 5’ine sahip. Siyah Amerikalılar ve beyaz olmayan ırksal gruplar

ABD’nin 2 milyon mahkumunun üçte ikisinden fazlasını oluşturuyor. Siyah Amerikalı bilim insanı ve sosyalist W.E.B. Du Bois 1903’te “20. yüzyılın sorunu renk çizgisi sorunudur” demişti. Sözleri, bir asırdan fazla bir süre sonra ABD’de geçerliliğini koruyor. Örneğin, siyah ve yerliler, tüm sosyal göstergelerde ayrımcılıkla karşı karşıyadır.

Bu gruplar arasındaki yaşam beklentisi beyaz Amerikalılarınkinden çok daha düşükken işsizlik, yoksulluk ve önlenebilir hastalık oranları 1,5-2,5 kat daha yüksek. Politika Çalışmaları Enstitüsü, mevcut eğilimler devam ederse ABD’deki siyahların servetinin 2053 yılına kadar sıfıra düşeceğini tahmin ediyor. Yine de elit çevreler ABD’yi dünyadaki insan haklarının simgesi olarak göstermeye devam ediyor. ABD’nin gerçek insan hakları sicili, ikiyüzlülüğün toplumun sosyal ve ekonomik dokusuna derinlemesine yerleştiğini göstermektedir.

Filistin, Amerikan istisnacılığının ikiyüzlülüğünün önemli bir örneğidir. Bu nedenle, insan haklarına gerçekten saygı duyan bir toplumun neye benzeyeceğini ve böyle bir toplumun nasıl gerçekleştirilebileceğini tartışmanın zor işine katılmak, Filistin için mücadele eden milyonlarca insan için kritiktir.