Akademisyen Dr. Altay Atlı, CRI Türk’te Samet Demir’in hazırlayıp sunduğu “Ekonomi Basını” programına katıldı. Atlı, Japonya’daki başbakanlık değişimi ve bunun bölgeye ekonomik etkilerini değerlendirdi.

Uluslararası Para Fonu (IMF) bünyesinde kurumun Başkanı Kristalina Georgieva hakkında tartışmalar yaşandığını ifade eden Altay Atlı, tartışmalara IMF İcra Kurulu toplantısında nokta koyulduğunu kaydetti.

“IMF’DE BİR KARARIN GEÇMESİ İÇİN YÜZDE 85 OY GEREKİYOR”

Georgieva’nın görevden alınmasına yönelik taleplerin söz konusu olduğunu belirten Atlı’nın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Bir taraf, görevden alınması talebi getirirken diğer taraf Georgieva başarılıdır, diyordu. Konu da 2018 yılında o dönem Georgieva, Dünya Bankası’nda görev alırken bütün üye ülkeler için hazırlanan iş yapma endeksiyle ilgiliydi. Georgieva, Dünya Bankası’ndayken 2018 yılındaki raporun metodolojisinde bazı değişiklikler yaptı ve bu değişiklikler nedeniyle Çin’in birkaç sıra üste çıktığı, dolayısıyla Georgieva’nın Çin lehine bir girişimde bulunduğuna yönelik bir eleştiri geliyordu. Bu eleştiriler de geçen haftalarda açıklanan bir avukatlık firmasına hazırlatılmış olan bir raporda yer alıyor.

Bu tartışmalar, IMF’yi de böldü, diyebiliriz. IMF’nin 189 üyesi var. Georgieva’nın 2018’de yaptığı değişikliğin Çin lehine bir durum yarattığı eleştirisini getiren taraf daha çok Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Japonya.

Diğer taraftan ise şu söyleniyor; ‘Georgieva’nın bir kabahati yoktur normal bir süreçtir’. Bunu diyen de Çin ve Rusya. Fonun büyük ortaklarından Almanya, İngiltere, Fransa ve İtalya’nın da Georgieva’yı desteklediğini görüyoruz. 

Eski Dünya Bankası yöneticileri başta olmak üzere önemli ekonomistlerden de Georgieva’nın yanında olan ifadeler duyduk. Jeffrey Sacks, ‘Eğer Georgieva görevden alınırsa bu IMF için son derece maliyetli ve tehlikeli bir durum yaratır. Bunu yaptığınız zaman Batı’da devam eden Çin karşıtı histeriye kapılmış olursunuz ve bunun ciddi bir bedeli, yaratacağı tehlikeli bir durum olur.’ dedi.

IMF’NİN YETERSİZ KALDIĞI ELEŞTİRİSİ

Son 30 yıldır IMF’nin ciddi eleştirilere maruz kaldığını görüyoruz. 90’lı yıllarda Asya krizinde takındığı tavır nedeniyle eleştirilmişti. 2008 krizinde IMF’nin yetersiz kaldığına yönelik eleştiriler yapıldı. Şimdi Georgieva meselesini geride bırakıp IMF’nin reformlarını devam ettirmesi gerekiyor. 2010 yılındaki toplantılarda meşhur Seul toplantılarında alınan kararların hayata geçirilmesine ihtiyacı var. İki tane önemli konu var, biri IMF’nin maddi kaynaklarını geliştirmesi, ikincisi ise buradaki oy oranlarının günümüzü yansıtacak şekilde güncellenmesi. 189 tane ülke var ve en büyük oya sahip ülke ABD, yüzde 16,5 oya sahip. Bu da şu anlama geliyor; IMF’de bir kararın geçmesi için yüzde 85 oy lazım, herkesin ‘evet’ dediği ama ABD’nin ‘hayır’ dediği bir şey hayata geçemiyor. Fiilen veto hakkına sahip tek ülke, ABD. Çin’in yüzde 6, Almanya’nın yüzde 5 civarında oyu var. 16,5’a karşı yüzde 5-6’lar çok da mevcut durumu yansıtmıyor. Bunların yeniden düzenlenmesi gerekiyor.”