CRI Haber Merkezi / Xu Yanqing

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), dün Hong Kong’a ilişkin bir sözde “ticari uyarı” ortaya koydu. Bu teşebbüsüyle Hong Kong’un iş ortamını karalamayı hedefleyen Washington, Çin merkezi hükümetinin Hong Kong’daki kuruluşlarının yetkililerine de yaptırım kararı aldı.

Hong Kong’un istikrarlı gelişme durumu karşısında ABD’nin bir kez daha akıl dışı girişimlere başvurması, uluslararası hukuku ve uluslararası ilişkilerin temel normlarını ciddi şekilde ihlal ediyor.

Uzmanlar, ABD’nin bu girişiminin amacına ulaşamayacağı gibi, Çin halkında öfke uyandıracağını, Çin karşıtı ve Hong Kong’da kaos yaratan güçlerin ortadan kaldırılmasını hızlandıracağını ve neticede ABD’nin çıkarlarına zarar vereceğini kaydetti.

ABD’nin hegemonyasını dünyaya yayma taktiği olan yaptırımlar kimseyi korkutmuyor. Bu yaptırımlar da etkisiz kalmaya mahkûm. Son derece gülünç girişim, ABD’nin Hong Kong meselesindeki çaresizliğini de gösteriyor.

ABD’nin kötü niyetli son girişimi, Hong Kong’un iş ortamını hedef alıyor. Sözde “ticari uyarı”da, Hong Kong Ulusal Güvenlik Yasası’nın Amerikan şirketlerinin Hong Kong’daki faaliyetleri için riskler yarattığı gibi asılsız iddia ve karalamalar bulunuyor. ABD’nin gerçek amacı ise Amerikan şirketlerini korkutmak, Hong Kong’un ekonomik konumunu sarsmak ve Hong Kong’daki iş ortamını istikrarsızlaştırmak suretiyle Çin’in kalkınmasını engellemek. Tabii ABD, bu konuda katiyen başarıya ulaşamayacak.

ABD, Hong Kong Ulusal Güvenlik Yasası’nın yürürlüğe girmesinden sonra derhal Hong Kong’un ABD nezdindeki özel statüsünün kaldırıldığını ilan etti. Ancak yasanın uygulandığı bir yıllık süreçte Hong Kong borsasındaki şirketlerin ilk halka arz değeri yüzde 50 artarak, 500 milyar Hong Kong Doları’nı aştı. Hong Kong’daki bankacılık sistemindeki toplam mevduat hacmi de yüzde 5,6 artarak 14 trilyon 900 milyar Hong Kong Doları’na ulaştı. Ulusal Güvenlik Yasası sayesinde uluslararası yatırımcıların Hong Kong’a güveni sürekli artıyor. Uluslararası Para Fonu tarafından kısa süre önce yayımlanan raporda da Hong Kong’un uluslararası finans merkezi olma konumu yeniden teyit edildi.

Söz konusu gelişmeler düşünülünce, ABD’nin sözde ticari uyarısının hiçbir işe yaramayacağı apaçık ortada. Buna ilaveten, ABD’li siyasetçilerin kendi çıkarları uğruna Amerikan şirketlerinin çıkarlarını göz ardı etmesi ülkede de memnuniyetsizliğe yol açtı.

Şunu vurgulamakta fayda var ki, Hong Kong’un uluslararası yatırımcılar için cazibe merkezi olması, ona ABD tarafından bahşedilen bir konum değil; aksine, Hong Kong’un eşsiz coğrafi konumundan, gelişmiş ticaret ağından ve vasıflı eleman zenginliğinden kaynaklanan bir konum.

Çin’de 14. Beş Yıllık Plan’ın ilerletilmesiyle birlikte Hong Kong’un gelişmesi ülkenin ulusal kalkınma stratejisiyle daha da kenetleniyor. Merkezi hükümetin desteği, eskiden olduğu gibi gelecekte de Hong Kong’un gelişmesinin ardındaki en büyük güç olacak. ABD’nin sözde yaptırımlarının anlamsızlığı ve etkisizliği zaman içinde yeniden görülecek.