Haber: Gökhun Göçmen

ABD’de“Gölge Dışişleri” olarak bilinen Dış İlişkiler Konseyi son sayısını Çin’in yükselişine ayırdı. Dergide yer alan “Güçlü olmak” başlıklı makalede Beijing yönetiminin dış politikasına mercek tutuldu. Makaleye göre, Çin dünyanın geri kalanıyla eşit şartlarda buluşabilecek bir güç haline geldi.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dış İlişkiler Konseyi’nin (CFR) dergisi Foreign Affairs, Çin Halk Cumhuriyeti’ni tartışmaya devam ediyor. “Çin’in yükselişi devam eder mi” kapağı ile çıkan dergide yer alan “Güçlü Olmak” isimli makale, özel olarak Beijing yönetiminin dış politikasına odaklandı.

Tsinghua Üniversitesi seçkin profesörü ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Dekanı Yan Xuetong tarafından kaleme alınan makalede, Çin’in giderek güçlenmesinin ülkenin dış politika tercihlerine yansıdığı belirtildi.

ULUSLARARASI DÜZENDE DOĞUM SANCILARI

Beijing yönetiminin Covid-19 salgınından en az hasarla çıkan büyük güçlerden biri olduğunu anımsatan makalede, Çin’in 2020 yılının sonunda Gayri Safi Yurt İçi Hâsıla (GSYİH) bakımından ABD’nin yüzde 71’ini yakaladığı vurgulandı. Çinli yöneticilerin, GSYİH makasının yakın zamanda kapanacağı yönündeki beklentisini aktaran yazıda “Onların gözünde Çin artık hayatta kalma ve zengin olma aşamasını geçmiş, güçlenme aşamasına ilerlemektedir. ABD önderliğindeki tek kutuplu düzen yok oluyor. Bu yok oluşu Çin’in yükselişi ve ABD’nin göreli ilerlemesi hızlandırıyor.” denildi.

Çok kutuplu dünya düzenine hazırlığın Çin’in uzun vadeli yol haritasına da yansıdığını öngören makalede şu ifadeler kullanıldı:

“Çin’in son 5 yıllık olanı daha ciddi bir tona sahip, teknoloji ve kalkınmada fırsatları sıralıyor, istikrarı tehdit eden tek taraflılık, korumacılık ve hegemonya çabalarına karşı uyarıyor. Buna karşın Beijing’in gözünde gerçek değişmiyor: Çin küresel bir güç haline geldi ve dünyanın geri kalanı ile eşit şartlarda buluşabilir.”

İKİ FARKLI KAVRAM İKİ FARKLI BAKIŞ

Çin’in çok kutuplu dünya düzenini inşa edecek derece güçlü olmasına karşın halen “gelişmekte olan ülkeler” statüsünde yer aldığına dikkat çeken makalede, bunun dış politikada “çifte kimlik” yarattığı savunuldu. Dış politikadaki çifte kimliğin fikirsel düzlemde de belirginleştiğinin altını çizen makalede şunlar kaydedildi:

“Çin, bir yandan Batı ile ilişkilerin yeni bir Soğuk Savaş olarak resmetmek konusunda endişeli. Beijing’deki liderler Sovyetler usulü bir ideolojik yayılmacılığın ülkenin büyümesini engelleyeceğine inanıyorlar ve bu kişiler ideolojilerinin Batı liberalizmi kadar popüler olmasını beklemiyorlar. Bu nedenle ‘gelişmekte olan bir ülke olarak Çin’e özgü sosyalizm’ kavramı bu politik sistemin basitçe diğer ülkelere ihraç edilemeyeceği anlamına geliyor. Çin diğer yandan ise ideolojik ortamı kendi yükselişi lehine şekillendirmeye çalışıyor, Batı’nın politik değerlerinin evrensel olarak uygulanabilir ve geçerli olduğu savına karşı çıkıyor. Örneğin, ABD demokrasiyi ve özgürlüğü sandık seçimleri ve bireysel ifade olarak, Çin ise sosyal güvenlik ve ekonomik kalkınma olarak tanımlıyor. Washington yönetimi fikirsel farklılıkları kabul etmek ve kendi görüşlerini başkalarına dayatmamayı öğrenmek zorunda. Benzer bir durum Çin’in salgın sonrası diplomasi stratejisinde de görülüyor. Yaygın kanının aksine Beijing yönetimi çok taraflı kurumları ve enstitüleri elinin tersiyle itmiyor. Buna karşın Çin, ABD’nin kendisine danışmadan aldığı kararları da kabul etmeyecek. Beijing’in hedefi uluslararası normların kapsayıcı olmasıdır. Beijing’in Afrika, Latin Amerika, Pasifik ve Güneydoğu Asya ülkeleriyle düzenlediği iş birliği forumlarının ve bir dizi bölge ülkeleri ile inşa ettiği çok taraflı forumların arkasında bu fikir yer alıyor.”

KUŞAK VE YOL İNİSİYATİFİ DEVAM EDER

Foreign Affairs dergisinin temmuz/ağustos sayısı için kaleme alınan makalede Çin’in dış politika yönelimini besleyen ekonomik enstrümanları için de ayrı bir bölüm ayrıldı. Makalede Çin’in salgın sonrası tedarik zincirlerindeki aksamalara ve ABD’den gelen baskılara karşı iç piyasa hareketliliğini teşvik eden “çifte dolaşım” stratejisine yöneldiği hatırlatıldı.

Çin’in iç pazardaki tüketim ve tedarik süreçlerine verdiği önemin Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ne etkisi yazıda “Elbette tamamen içe dönülmeyecek. Kuşak ve Yol İnisiyatifi, pandemi döneminde yavaş da olsa ilerlemeye devam edecek. Çifte dolaşım stratejisi birincil planda küresel bağlantıları değil, iç pazarı önemsediğinden projeler siyasi düşüncelerden ziyade piyasa talebine dayanacaktır.” sözleri ile tarif edildi.

“NEHRİ TAŞLARI HİSSEDEREK GEÇMEK”

Beijing ile Washington arasındaki stratejik rekabetin geleceğine dair öngörülerin bulunduğu makalenin son bölümü ise reform ve dışa açılmanın mimarı Deng Xiaoping’e referansla şöyle sona erdirildi:

“Çin’in pandemi sonrası dış politikası yeni şekillenmeye başlıyor. Beijing yönetimi, Deng Xiaoping’in ‘nehri taşları hissederek geçme’ yaklaşımını izleyerek politikalarını her zaman iç ve dış koşullara göre güncelledi. Önümüzdeki dönem de farklı olmayacak: Başarılar ve başarısızlıklar Çin’in yolunu ve seçimlerini belirleyecek. Bununla birlikte, bu düzenlemelerin arka planında Washington’ın tek taraflı kararlarının, önderlik ettiği ittifakların ve özel koalisyonların eskisi gibi geçerli olmadığı, kökten değişen bir küresel manzara olacak. Devletler pandemi sonrasında hayata dönmeye çalışırken bu yeni gerçekle uzlaşmaları gerekiyor.”