CGTN

Çin, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile müttefiklerinin, güvenilmez ve bilim karşıtı Wuhan laboratuvar sızıntısı teorisiyle oynaması için artan baskıyla karşı karşıya bulunan Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus’un talep ettiği gibi Covid-19’un kökeni konusundaki ikinci bir soruşturma çağrısını reddetti.  

Çin virüsün kökeniyle ilgili herhangi bir bilimsel iş birliğine karşı olmamasına rağmen, yine de bu tür araştırmaların komplo teorilerine karşılık dengeli, tarafsız ve gerçeklere odaklandığını belirtiyor. Çin, tamamen ABD’nin çıkarlarına uygun olduğu zaman bu tür saçma teoriyi ciddiye almama hakkına sahip.

Wuhan Viroloji Enstitüsü ile ilgili komplo teorisinin ana akım bilim çevrelerinde herhangi bir güvenilirliği ve saygınlığı yoktur. Bu teori, Tom Cotton gibi aşırı sağcı siyasetçilerden kaynaklanan bilim kurgudan türetilmiştir. Bu, ABD kültürünün, belirli güçlerin yanlış bilgilendirmeyi ve yerleşik bilimsel gerçekleri, onların duyguları veya kimliklerini tamamlayan yanlış fikirler lehine reddettiği “gerçek ötesi siyaset” tarafından nasıl izlendiğini gösteriyor. 

Düzen karşıtı bir popülizm girişimi olarak, Dr. Anthony Fauci gibi önde gelen uzmanlara karşı bilim karşıtı siyasetçileri destekliyor. ABD başkanlık yönetimleri peş peşe bu komplo teorisini, Çin’e karşı jeopolitik rekabeti ilerletmek ve Çin’in itibarını sarsmak için uluslararası sahnede bir araç olarak kullandı. Her iki açıdan, bu komplo teorisinin yaygınlaşması siyasi amaçlı, bilime aykırı ve kötü niyetlidir. Bu yüzden kusurlu bir önerme üzerine kurulu herhangi bir soruşturma özü itibariyle sorunludur ve sadece Beyaz Saray’ın izlediği yanlış anlatıya yardım etmeye hizmet edebilir.

ABD’NİN SALGINI SİYASALLAŞTIRMA ÇABASI SÜRÜYOR

Eski ABD Başkanı Donald Trump yönetimi DSÖ’den tamamen ayrılırken ve kuruluşla ilgili tecrit edici bir tutum alırken, ABD Başkanı Joe Biden yönetimi DSÖ’ye yeniden katılarak taktik değiştirdi ve Çin’e karşı koalisyon siyaseti yürüttü, DSÖ’yü siyasi tercihlerini takip etmesi için zorlamaya çalıştı. ABD zaten yıl boyunca örgütü ezdi ve Çin’e karşı oldukça itaatkâr olarak damgalayarak DSÖ’nün güvenilirliğini yok etme girişiminde bulundu.  

Geriye dönüp bakıldığında, Dr. Tedros’un laboratuvar sızıntısı teorisini düşünüp taşınması için sıkıştırılması tüm bunların nasıl yanıltıcı olduğunu gösteriyor. Amerika’nın eylemleri hiç şüphesiz son derece ahlak dışı ve küresel sağlık yönetimini tahrip ediyor. DSÖ, insanlığın esenliği ihtiyacını karşılamak ve bütün dünyadaki hastalıklarla mücadele etmeye yardımcı olmak için çok taraflı bir kuruluştur. Ülkelerin DSÖ aracılığıyla tarafsız olarak birlikte çalışmasının gerekmesi bir sağduyudur. 

Ancak Washington, kuruluşu aşırı siyasallaştırma yoluyla tahrip ediyor, DSÖ’yü gereksiz bir suçlama oyunu ve günah keçisi yapmak için bir araca dönüştürüyor, kuruluşun doğru biçimde ve ortak yarar için çalışma yeteneğini bozuyor. Bu, bilim karşıtı bir kültürün ABD siyasetini bir bütün olarak nasıl zehirlediğini tekrar gösteriyor. ABD, salgını siyasallaştırmaya devam ederken, aşılama çalışmaları nenedeyse durma noktasına geldi. Delta varyantının kontrolden çıkması ve ölü sayısının yeniden günde 500’e yükselmesi, Çin veya aşıları hakkında komplo teorilerinin yaygınlaşmasının nasıl yıkıcı insan yaşamı kaybına yol açtığını gösteriyor. 

Bu durumda Çin, Covid-19’un kökeni konusundaki araştırma ve bilimsel koordinasyonu sağlamaktan mutlu olurken, bu salgınla ilgili her bakımdan tehlikeli, sorumsuz ve tamamen olgunlaşmadığını kanıtlayan bir ulustan ihraç edilen temelsiz ve asılsız komplo teorilerine karşı kırmızı bir sınır çiziyor. 

Çin, çok taraflılığı, deneyselciliği, insanlığın ortak menfaatini ve bu virüsle ilgili dengeli ve makul içebakışın tarafını tutan bir ülkedir. Çin, yanıt vermeyen ve bir çare bulmaya yardımcı olmayan gerçek ötesi, komplo yüklü ve siyasi amaçlı yaklaşımları güçlü biçimde reddediyor. Amerika’nın tavrı DSÖ’ye zarar veriyor.