İstinye Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Emekli Tuğgeneral Doç. Dr. Fahri Erenel, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Erenel, NATO Zirvesi kapsamında Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ilişkilerini değerlendirdi.

Doç. Dr. Fahri Erenel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“NATO toplantısı, Trump döneminde bozulan Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ve NATO üyesi ülkelerin Atlantik ötesi arasındaki güven ortamını yeniden tesis etmeye yönelikti. Çünkü Biden, Trump döneminde bozulan AB-ABD ilişkilerinin giderek artan ölçüde Trump’ın eylem ve söylemleri ile güvensizlik üzerine konumlanmakta olduğunu gördü.

ABD Başkanı Biden özellikle giderek güçlenen Çin ile Rusya karşısında ABD’nin eski gücünde olmadığını ve bu iki ülke ile mücadele etmesinin asla mümkün olamayacağını anladı. O nedenle müttefik ve ittifak gibi birtakım söylemler ve ulusal güvenlik stratejisi ile bunu belirtti ve NATO’yu bu maksatla kendi siyasetinin daha önce olduğu gibi bir uygulama aracı olarak tekrar gündeme aldı. NATO’nun 2030 vizyonunun ABD’nin müesses nizamın esasları doğrultusunda hazırlanmış bir yol haritası olduğunu hepimiz biliyoruz.

NATO YENİ BİR YOL HARİTASI ÇİZİYOR

NATO yeni bir yol haritası çiziyor. NATO 2030 çerçevesinde yeni harekât alanları belirleniyor. Kolektif güvenlik örgütüne vurgu yapılıyor ama giderek artan ölçüde bir alan daha var. Siyasi ağırlığının biraz daha artacağını hissediyoruz. Sanki NATO kolektif güvenlik örgütünden biraz daha siyasi ağırlığı olan örgüt haline evriliyor gibi.

NATO’nun yeni konseptinde de Türkiye’nin rolünün hem bölgesel olarak hem de diğer ülkelerle olan tarihsel ilişkileri kapsamında Türkiye’nin de kaybedilmemesi gereken stratejik bir aktör olduğunun esasen farkında.

Türkiye, 1964 Johnson Mektubu’ndan itibaren birçok kez ABD’nin istemlerine ya da söylediği şeylere karşı çıktı. Zamanı geldiğinde Türkiye’nin ciddi bir şekilde tepki koyduğu da biliniyor. O yüzden bu politika içinde Türkiye’nin kayıtsız şartsız bir şekilde ABD ile birlikte hareket etmesini istiyor. Bu nedenle de özellikle Rusya ve Çin’den uzaklaşmasını istiyor.

ABD, AFGANİSTAN’A GİRDİKTEN SONRA ÜLKE DAHA KÖTÜ BİR DURUMA GELDİ

Türkiye’nin Rusya ve Çin ile ilişkileri bu şekilde devam ettiği sürece Biden’ın S-400, F-35, PKK gibi konularda geri adım atmayacağını, esas sorunun Türkiye’nin Rusya ve Çin ile gelişen ilişkilerinin engelleme kapsamında olduğunu düşünüyorum.

ABD, Afganistan’a girdikten sonra ülke daha kötü bir duruma gelmiştir. Bunu Irak’ta da Vietnam’da da biliyoruz. ABD ‘demokrasi tesis edeceğim’ değdiği ülkeyi daha beter hale getiriyor. Afganistan’a ‘Taliban ile mücadele’ adı altında girdi. Ülkenin neredeyse yüzde 70’i Taliban’ın kontrolü altında. Taliban yarı hükümet gibi hareket ediyor.

BIDEN-PUTIN GÖRÜŞMESİNİN SERT GEÇECEĞİNİ DÜŞÜNMÜYORUM

Afganistan’da bilinen petrol vs… olsaydı ABD zaten asla çekilmezdi, Orta Doğu’da olduğu gibi. Bu ülkeyi NATO görevi mi yoksa Birleşmiş Milletler (BM) görevi kapsamında mı birlerine devretmek istiyor, açıkçası o da belli değil. Türkiye’de Afganistan ile tarihsel ilişkiler baz alarak böyle bir öneride bulundu. Fakat bu çok riskli bir şey.

Biden-Putin görüşmesinin o kadar sert geçeceğini düşünmüyorum. ABD’nin İkinci Dünya Savaşı’nda yaptığı hataya düşmemek için -o dönemin iki güçlü ülkesini Almanya ve Japonya’yı aynı anda karşısına almıştı ve orada ciddi bir hata yapmıştı, kuvvetlerini bölmek zorunda kaldı- aynı anda iki büyük güçle mücadele etmek istemiyor. Ağırlığını Çin’e verip Rusya ile sorun alanlarını olabildiği kadar çözmek, diğerlerini de donmuş hale getirmek, buzdolabına kaldırmak şeklinde değerlendiriyorum.”