CGTN / Tom Fowdy

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) geçen hafta cuma günü Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’ndeki insan hakları ihlalleri iddiasıyla bir dizi Çin şirketini yanı sıra bazı diğer “askeri kaynaşma firmalarını” kara listeye ekledi. Bu karardan etkilenen firmalar ne büyük ne de önemli, çoğunlukla enformasyon sektöründe çalışıyorlar ama ABD’nin Çin’in ekonomik ve teknolojik gelişmesini engellemek için sürekli Çin teknoloji şirketlerine ithalat kontrolleri yoluyla saldırmak istemesi eğiliminin sürmesini temsil ediyor.

Eski ABD Başkanı Donald Trump hükümeti ile başlayarak, ABD geçen birkaç yılda tahminen toplam 300 Çin şirketini “ticaret kısıtlaması listesi” denen listeye ekledi, ABD şirketlerinin bu şirketlere kritik veya duyarlı teknoloji ihraç etmesini engelleyen bir Ticaret Bakanlığı kara listesi. En meşhuru olarak, Huawei 2019’da bu listeye alındı. Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi sık sık, bu politikayı meşrulaştırmak için “insan hakları” adına pratikte bir teknoloji savaşını allayıp pullamak için kullanılan önemli bir kilit taşı ya da “amaca ulaşmak için bir araç” oldu.

Huawei’ye vahşice saldırıldığında bu bütün Çin şirketlerine ABD piyasasına güvenme konusunda temel bir ders verdi ve bu noktada hızlı bir “yerelleşme” süreci devam ediyor. Amerikan dış politika belirleyicilerinin ticari kısıtlama listesini kullanmaktaki mantığı, tedarik zincirlerindeki dar boğazları kilit patentleri kullanarak hedefe ulaşmalarını engelleyip, onları diğer şeylerin yanı sıra yarı iletkenlerden mahrum ederek Çin şirketlerinin başarısını azaltacağını ya da zora sokacağını düşünmesidir. Bu Huawei örneğinde olduğu gibi, kısa dönemli zorluklar yaratabilirken, böyle bir hareketin uzun dönemli sonucu Çin’in neredeyse tüm yarı iletken tedarik zincirlerinin kendisine yatırım yapması oldu ve mevcut küresel çip kıtlığı ile birlikte ABD’ye maruz kalmaya bağlı siyasi riskler bu çabayı daha da kolaylaştırdı. Ama Çin şimdiye kadar nasıl başarılı oldu?

ÇİN NASIL BAŞARILI OLDU?

İlk olarak Çin şirketleri küresel litografi piyasasında bir boşluk yarattı. Bunlar büyük düğümler için kullanılan eski modeller olsa da ABD politikalarının etkisi Çinli firmaların özellikle Güney Kore ve Japonya gibi ülkelerden olmak üzere dünyanın kullanılmış litografi makinelerinin yüzde 90’ını toptan satın alması oldu ve Hollanda litografi makinesi üreticisi ASML Çin’den elde ettiği gelirlerin yüzde 69 büyüdüğünü gördü. Çin’in, Shanghai Micro Electronic Equipment (SMEE) tarafından üretilen, sıfır ABD patenti kullanarak ülke içinde yaptığı ilk litografi makinesi, bu yılın sonunda piyasaya sürülecek. Yerel üretim, Çin’in tümleşik devre üretiminin mayıs ayında bir yıl öncekine göre yüzde 37,6 büyüyerek, bütün zamanların en yüksek miktarına 29,9 milyar birime çıkmasıyla, çoktan artmaya başladı.

Çin zaten gelecek iki yıl içinde kendi 48,24, 14 ve 7 nanometre çiplerini üretebilecek. Bunlar en yeni tasarımlar olmasa da yine de cihaz ihtiyacının yüzde 90’ını karşılama kapasitesine sahipler. Yeterli bir yarı iletken sanayi kurmak bir piramit kurma sürecidir, alttan büyük ve geniş düğümlerle başlarsınız ve yukarı doğru her düzeyde giderek daha da küçüklerini inşa edersiniz. Huawei gibi ABD yaptırımlarından zarar gören şirketler muhtemelen yarı iletken üretme kapasitelerine saldıran biçimde yatırım yapıyorlar ve bunun sonucu “Amerika’dan bağımsız” tamamıyla yeni bir tedarik zincirinin artarak birikmesi olacak.

Yapılması gereken çok iş varken, Çin’in yarı iletkenlerde kendine yeterlilik yarışı “tam bir hükümet ve toplum çabasıdır” ve bu nedenle hafife alınmamalıdır. Ticari kısıtlama listesini kötüye kullanan ABD uzun dönemde kendisini dünyanın en büyük piyasasına kapatıyor ve kendisinin yüzlerce milyar dolarlık bir ihracat kaybına neden oluyor. Çin teknoloji şirketlerine saldırmak dar görüşlü, gerici, dürtüsel bir politikadır ve ABD’nin avantajlarını korumaya yeterli olmayacak, aynı şekilde Amerika’nın istikrarlı ve güvenilir bir piyasa olarak güvenilirliğini zayıflatacaktır.