Gazeteci-yazar Mehmet Ali Güller, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Güller, Türkiye ve dünya gündemindeki gelişmeleri değerlendirdi.

Yeni Amerika Birleşik Devletleri (ABD) yönetiminin Çin ve Rusya’ya karşı yoğun bir diplomasi trafiğini yönettiğini belirten Güller, “Geçen mart ayı boyunca ABD’nin çeşitli girişimleri, diplomatik birtakım hamleleri oldu. NATO düzleminde Rusya’nın tehdit algısı üzerinden Avrupa’yla ilişkileri restore etme yoluna girildi. İngiltere ve Türkiye’nin katkıları ifade edilerek de diğer müttefiklerinde gönlünü kazanarak NATO’yu da Rusya’ya karşı Soğuk Savaş döneminin NATO’su gibi kullanmak üzere hamle yapmış durumda. Diğer yandan da Çin’i kuşatmak için bazı temaslar sürdürüldü. Bunlardan bir tanesi QUAD Zirvesi. Hemen ardından ABD’li iki bakan Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Savunma Bakanı Lloyd Austin, Japonya, Güney Kore ve Hindistan’ı turladılar ikili basınç uyguladılar.” dedi.

ÇİNLİ YETKİLİLER ABD’NİN İNSAN HAKLARINDAN BAHSEDECEK DURUMDA OLMADIĞINI HATIRLATTI

ABD ile Çin heyetlerinin Alaska’da yaptıkları görüşmelere de değinen Güller, “ABD heyeti görüşlerin ilk gününde belki de Avrupa Birliği (AB), NATO ve QUAD temaslarının da etkisiyle olabildiğince üst perdeden kibirli, emperyalist güç tavrı ile Çin’e suçlamalarda bulundu. Tabii bu reel durum değil. Çünkü ABD’nin bu kibirli, küstah tavrını sergileyebileceği bir hegemonyası yok artık. Nitekim ikinci gün ABD belki de hiç beklemediği oranda çok sert bir tepki gördü. Çin yönetiminin, diplomasinin iki önemli ismi ABD’nin bu suçlamalarına karşı hem akıl dolu hem de olağanüstü sertlikte yanıtları oldu. İlk gün “muhatabına ayar vermeye çalışan ABD” ikinci gün muhatabının sertliği karşısında belli noktalarda geri adım atmış oldu. Zira Çinli yetkililer ABD’nin insan haklarından bahsedecek durumda olmadığını hatırlattılar. Ayrıca ABD’nin bundan böyle uluslararası toplum adına konuşamayacağının altını çizdiler. Yine Çinli yetkililer, bundan böyle ABD’nin üst perdeden buyuramayacağını ve bunun karşılığını göreceğini de belirtmiş oldular.” diye konuştu.

WANG YI’NİN BATI ASYA ZİYARETİ

Gazeteci Mehmet Ali Güller, Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin aralarında Türkiye’nin de olduğu 6 ülkeye yaptığı ziyaretler için ise şunları söyledi:

“Wang Yi, Türkiye’nin yanı sıra Suudi Arabistan, İran, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Umman ve Bahreyn’in de bulunduğu 6 Batı Asya ülkesini ziyaret etti. Bu ziyaretler Çin diplomasisinin inceliklerini göstermesi açısından oldukça önemliydi. ABD’nin alışılagelmiş bir emperyalist devlet olarak Orta Doğu’daki temaslarından çok farklı, eşitlikçi, muhatabıyla aynı düzlemde olan ticaret eksenli ziyaretlerdi bunlar. Nitekim ticaret konusunda en önemli değişim İran’da yaşandı. Çin ve İran ilişkilerini bir stratejik ortaklık seviyesine öncelikle ulaştığını ilan etmiş oldular ve aralarında da 25 yıllık kapsamlı iş birliği anlaşması yaptılar. Suudi Arabistan ziyaretinde ise Körfez Serbest Ticaret Anlaşması konusu masaya geldi. Böyle bir konunun masada olması çok çok önemli. Wang Yi, Türkiye ziyaretinde sadece mevkidaşı Çavuşoğlu ile görüşmedi aynı zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından da kabul edildi. Türkiye ziyaretinin öne çıkan yönü iki ülkenin de stratejik ortaklık seviyesinde ilişki kurmak üzere bir irade belirtmiş olması, bundan sonraki sürece dair önemli bir gelişme olarak önümüzde duruyor. Öte yandan Çin Dışişleri Bakanlığı, Wang Yi’nin Batı Asya’daki ziyaretleri sonrası 5 maddelik bir plan yayımladı. Bunlar; ‘Karşılıklı saygı, eşitlik ve adalet, nükleer silahların yayılmasının önlenmesi, kolektif güvenlik ve kalkınma ve iş birliği’. Bu 5 madde, Orta Doğu’nun Batı Asya’nın özellikle 1991 yılından itibaren ABD’nin askeri olarak da gelip çöktüğü son 30 yılı da düşünürsek Batı Asya ülkelerinin alışık olmadığı ilişki biçimleri. Çünkü bugüne kadar bölgede işgalci bir kuvvet olan ABD’nin buyurganlığı vardı. Şimdi karşılarında Çin’in kendileriyle eşit ilişki kurmaya çalışan, kazan-kazan ilkesiyle çalışan, karşılıklı saygı temelinde diplomasi yürüten bir yaklaşımı ortaya çıkmış oldu. Şimdi Çin uyguladığı diplomasi yöntemiyle ve ticaret merkezi anlayışıyla ABD’nin Büyük Orta Doğu Projesi’nin yerine bir Batı Asya-Çin İttifakı Modeli getirmiş oluyor. Bu Batı Asya için çok çok önemli. Hem zihinsel dönüşümün göstergesi olacak hem de bunun sahaya yansıması bölge ülkeleri için güzel sonuçlar gereceği bir dönem olacak. Zira Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nde Batı Asya çok önemli bir geçiş bölgesi.”