CGTN / Yuan Sha

İsrail ile Filistin arasındaki gerginlikler hiçbir azalma işareti vermiyor. Anlaşmazlık hızla 2014’teki Gazze Savaşı’ndan bu yana görülen en kötü şiddete dönüştü. Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) çatışmanın hızla ilerlemesindeki engelleme politikası uluslararası toplumdan tepki gördü, bu da ABD’nin iddia edilen küresel liderliğinin ahlaki zayıflığını ortaya koyuyor.

ABD ENGELLEMECİLİĞİ

ABD uzun zamandır İsrail-Filistin anlaşmazlığında engellemeci bir rol oynadı. ABD yönetimlerinin peşi sıra gelen yüce söylemine rağmen, ABD gerçekten işleyebilir ve kalıcı bir barış anlaşmasını hazırlama konusundaki yarı gönüllülüğünü tekrar tekrar kanıtladı. ABD dünyayı dehşete düşürerek, 12 Mayıs’ta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) hazırladığı ve Doğu Kudüs’teki bütün tarafları itidalli olmaya çağıran bir ortak açıklamayı engellemek için gereksiz yere veto hakkını kullandı. ABD bu açıklamaya karşı çıkan BMGK’deki 15 üyeden sadece biriydi. Ayrıca Güvenlik Konseyi’nin cuma günü yapılması planlanan toplantısını da engelledi.

Hem ABD Başkanı Joe Biden hem de Dışişleri Bakanı Anthony Blinken İsrail’in “kendini savunma hakkını” desteklemeye koştu ama dikkat çekici biçimde Filistinlilerin çektiği acıların önemini azalttı. ABD’nin Filistinlilerin pahasına İsrail’e tek taraflı desteği ABD’nin dünya düzeyinde nasıl çifte standart uyguladığını ve büyük insan hakları ihlallerine karşı nasıl umursamaz olduğunu ortaya koydu. BM’nin barışa yönelik ortak çabasına karşı engellemeciliği ayrıca Biden yönetiminin sözde çok taraflılığı benimseme ikiyüzlülüğünü ve ABD dış politikasının tek taraflılığını ortaya koydu.

ABD’NİN HESAPLARI

ABD için bu insani krizin çözümünde uluslararası topluma karşı davranmak şoke edici görünüyor ama Biden yönetiminin hem içeride hem de dışaridaki stratejik hesaplarına göre rasyonel bir hareket.

İç cephede İsrail yanlısı tutum “siyasi olarak doğru.” İsrail yanlısı çıkar grupları ABD politikasında etki sahibi, öyle ki İsrail-Arap anlaşmazlığı konusunda görece dengeli tutumun bile onların tepkisine yol açar. Washington D.C.’deki siyasi atmosfer, siyasi tek kutupluluğun ulusal karar almaya üstün geleceği kadar zehirli bir hâl alırken, Biden yönetimi İsrail yanlısı tutumdan saparak Cumhuriyetçi Parti’ye koz verme riskine girmez.

Uluslararası cephede, ABD-İsrail-Filistin anlaşmazlığında bir tarafı seçerek, büyük stratejisini dikkate aldı. Uzun zamandır, ABD’nin Orta Doğu’daki stratejisi hiçbir ülke ya da hiçbir grubun kendisine meydan okuyamamasını garanti altına almaktı. Biden yönetimi, stratejik önceliğini Asya Pasifik bölgesine çevirirken, boş bırakılan dünyanın diğer bölgelerinde istenmeyen güçlerin avantaj sağlamasını istemiyor. Bu nedenle, ABD’nin egemenliğini sürdürmenin bir yolu olarak bölgede müttefiklerini desteklemesi kendi çıkarına olacaktır.

ABD uluslararası toplumun baskısı altında, muhtemelen bu konuda gelecek hafta başında BMGK’de açık bir toplantıyı destekleyecektir. Yine de niyeti daha çok hızlı bir çözümü zorlamak yerine İsrail’in savaş alanındaki avantajını güçlendirmek olacak. ABD burada tehlikeli bir oyun oynuyor, çünkü BM’nin hareketindeki herhangi bir gecikme sadece kan döken anlaşmazlığı uzatacaktır.

ABD’NİN SORUMSUZLUĞU

ABD hükümetinin sorumsuz eylemleri bölge barışını ve istikrarını riske soktu. İlk olarak, İsrail’e sorgusuz sualsiz destek ve Filistinlilere empati yoksunluğu sadece ABD’nin ahlaki tehlikeyi gösteriyor, bu İsrail’in saldırgan eylemlerini cesaretlendirecektir ve Filistinliler arasında acılara neden olacaktır. Sonuç olarak, iki taraf arasında topyekun bir savaşı başlatma ve Arap-İsrail barış sürecini bozma riski taşıyor.

İkincisi, bu ırkçı nefreti ve din savaşını daha da kışkırtacak. Yahudiler ile Araplar arasında şiddetli çatışmalar İsrail boyunca yayılıyor, iki topluluk arasındaki yıllardır devam eden uyumu boşa çıkarıyor. Bu komşu Arap uluslarını da kargaşaya dâhil ederek bölgedeki barut fıçısını ateşleyebilir.

Sonuncu ama ön önemlisi, kriz kontrolden çıkarken, ağır bir insanı krize dönüşebilir, mülteci akını hızı devam eden Covid-19 salgınıyla mücadele çabalarını daha da zorlaştırır ve terörizm için verimli bir ortam yaratır, bölgeyi ve genel olarak dünyayı daha da istikrarsızlaştırır.

Şu anda, uluslararası toplum hızlanmak ve gerginliklerin azaltılmasını sağlamamız gerekiyor.

Paydaşların ayrıca, sadece iki ulusun iyiliği için değil, aynı zamanda genel olarak dünyanın iyiliği için de asli bir unsur olan, iki tarafın barış içinde bir arada yaşamasını sağlamak için yaşayabilir bir “iki devletli çözüme” doğru çalışması ön gerekliliktir.