CGTN / Mariam Shah

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Afganistan’dan çekilmesini tamamlamasına rağmen, ABD yönetimi ve siyasetçilerin şimdiye kadarki en kötü yanlış hesabı Kabil’i bu kadere sürükledi. Taliban’ın 15 Ağustos’ta Kabil’i almasından bu yana aralarında Amerikalı askerlerin de bulunduğu 200 kişinin ölümüne yol açan iki bombalı saldırıya tanıklık ettik.  

ABD Başkanı Joe Biden, Afganistan’daki “sonsuz savaşın” sona ermesinin her zaman savunucusu oldu, ancak ABD’nin çekilmesinin yöntemi korkunçtu ve Afganistan’da gelecek yıllarda yansımaları olacak. ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi, 1975 yılındaki Saygon dâhil daha öncekilerin en kötüsü oldu. 

IŞİD-H’nin 26 Ağustos’ta Kabil’de düzenlediği bombalı saldırılardan sonra tablonun tamamı, 1983 yılında Beyrut’ta meydana gelen, çekilmeden hemen önce ABD Deniz Piyadeleri kışlasında yüzlerce Amerikalı askerin öldüğü bombalı saldırıyla benzerlik gösteriyor. 

AFGANİSTAN’DAN ÇEKİLME SİSTEMATİK VE PLANLI OLABİLİRDİ

ABD’nin çekileceği başından itibaren açıktı, ancak bu çekilme, şu anda olanlardan kaçınmak için daha sistematik ve planlı olabilirdi. Şimdi toplam karmaşa ve büyüyen insani kriz bölgeyi olumsuz etkiliyor. ABD yönetiminin, tüm bölgeyi tam bir belirsizliğe sürüklemeye yol açan birkaç vahim hatası var. 

Bunlardan ilki, Afganistan’da teröre karşı savaş açık bir öngörüden yoksundu. ABD, Afganistan’a muğlak bir plan, belirsiz amaçlar ve stratejiyle geldi. Bu savaşın ilk yıllarında aşırı tepkili askeri maceracılıkla, abartılı verilerle, sahadaki gerçekleri ve yerli kültürünü anlamamakla, askeri güce bağımlılıkla ve uzlaşma işaretlerine aldırmamakla başladı. 

Bu savaşın odağı terörle mücadeleydi, ancak şiddetle isyanla mücadeleye kaydı. ABD El Kaide ile savaşmak için geldi, Taliban ile savaşmaya başladı ve daha sonra ülkeyi tekrar Taliban’ın ellerine bıraktı. Kabil Taliban’ın eline geçer geçmez binlerce mahkûm serbest bırakıldı. Bu zamansız ve plansız ABD çekilmesi Afganistan’da güvenlik sıkıntısı yarattı ve zamanında kontrol altına alınamazsa benzeri görülmemiş oranda şiddete tanıklık edilebilir. Bunun yanı sıra Afganistan’daki IŞİD-H, çekilme tamamlanmadan önce bile aktif haldeydi. El Kaide, IŞİD ile diğerleri bölgesel tehdit ve bir şekilde bu örgütler ABD’nin varlığı sırasında büyüdüler. Taliban’ın beklenmedik şekilde iktidarı ele geçirmesi, daha şiddet yanlısı ve terörizme eğimli cihatçı zihniyete büyük meşruiyet sağladı. 

YİRMİ YILDIR SÜREN SAVAŞ BÖLGESEL BARIŞ VE İSTİKRARA ZARAR VERDİ

Son olaylar, gelecek nesiller için cihatçı zafer anlatılarını canlandırdı ve geride kalan yüksek teknolojiye sahip silahları ve tüm bölgeyi tehdit eden büyük güvenlik çatlaklarını göz önüne alarak burada durmayacak. Ne yazık ki, Batı’daki düzinelerce siyaset araştırma enstitüleri ve düşünce kuruluşları 20 yılda bu çıkmaza tek bir pratik çözüm üretemedi. Her nedense birçok Batılı bilim insanı ve enstitüler, yerli Afgan toplumunun temel gerçeklerini anlamadaki yetersizlikleri yüzünden tamamen yanıldılar. Afganistan sorununa askeri çözümün olmadığını fark etmek yirmi yıl sürdü. Dahası, Pakistan’ın bakış açısı hesaba katılmadı ve bu sürede kabul edilmedi. Pakistan’ın tutumu, Afganistan’ın, tüm tarafların katılımıyla Afganların sahip olması gereken siyasi bir çözüme ihtiyacı olduğu görüşüyle aynı kaldı. Her nasılsa, Pakistan tüm çekilme ve geçiş aşamasının dışında tutuldu.

Kendine fazla güvenen Biden yönetimi, barışı sürdürmek ve istikrarlı çekilmeye doğru ilerlemek için Pakistan ve diğer ortaklarına danışmadı. Aksine arkasında büyük bir karışıklık bırakan, Pakistan’ın bu aceleci çekilmenin sonuçlarından diğer herhangi bir ülkeye göre daha fazla sıkıntı çekeceği gerçeğini bilen gizli kapaklı bir operasyon oldu. 

ABD tarihindeki en uzun savaş, Afganistan’daki ABD dış politikasının mutlak bir başarısızlığıdır. Milyarlarca dolar harcadıktan, binlerce yaşama mal olduktan sonra bile ABD, bu savaşın Afganların sahip olduğu ve Afganların desteklemesi gereken tüm tarafları kapsayan siyasi bir çözüm gerektirdiğini kabul etmek zorundadır. Yirmi yıldır süren savaş bölgesel barış ile istikrara zarar verdi ve birçok etnik yapıdan oluşan Afgan toplumunu harap etti. Son derece başarısız bir savaşta binlerce sivil ve asker öldü, masum insanlar siyasetçilerin yanlış hesaplarının sıkıntısını çekecekler ve bu felaketin etkileri gelecek yıllarda kendisini gösterecek.