CGTN

Amerika’nın 20 yıl süren işgalinden sonra Taliban Kabil’e ele geçirdi. Amerika’nın bir ülkeye kurtarıcı olarak gidip gitmesi ilk kez olmuyor. Bu Amerikan askerleri ülkeyi bir iç savaşla yıktıktan sonra 1975’te Saygon’u terk ettiğinde de olmuştu. Ayrıca Amerikalılar Irak’ı işgal edip ülkeyi 2003’te yönetilemez bir yere çevirdiğinde de oldu.

Amerika birçok yönden başarısız oldu. İlk olarak bu siyasi bir başarısızlık. Bu sorumsuz karar almakla başladı. Amerika, Taliban’ın sığınma sağladığı el Kaide’yi ülkeden kovmak için Afganistan’ı işgal etti ama ülkeyi yeniden inşa etme sözünü asla tutmadı. İlk başta bir planı yoktu, süreç içinde planlarını değiştirdi ve geride kalanları bir planı olmadan geri çekildi.

Bu ayrıca insani bir başarısızlık. Savaş insanları öldürdü ve daha önemlisi hayatları yıktı. Savaşın neye mal olduğu henüz belli değil. Brown Üniversitesindeki Savaşın Maliyeti projesine göre, bu yıl nisan ayı itibarıyla savaş Afganistan’da 174 kişiyi öldürdü (47 bin 245 sivil, 66 bin ila 69 bin arasında Afgan askeri ve 51 binden fazla Taliban savaşçısı dahil). Bu her gün 23 insanın öldürülmesi anlamına geliyor.

Savaş ayrıca zaten zor durumdaki ekonomi ve toplumu da yıktı. Birleşmiş Milletler’e (BM) göre, çoğunluğu Pakistan ve İran’da olmak üzere 2,6 milyon Afgan mülteci var ve diğer 4 milyonu ülke içinde evlerini terk etmek zorunda kaldı. Bu arada Afganların çoğu oradan orada giderken sahip oldukları çok az malı da kaybetti. Mali varlıkları olanlar servetlerini yurt dışına çıkardı. Bu sermaye kaçışı Afganistan’ın yurt dışındaki özel sermaye stokunu ikiye çıkardı.

AMERİKA SİLAHA BAŞVURARAK SORUN YARATTI

Savaşın yarattığı şiddet ayrıca korku yarattı. İş yerleri kapandı ve insanlar alışveriş yapmayı kesti. Şimdi Afganlar paralarını çekmek için bankalara hücum ediyor. Ülke ekonomik çöküşün eşiğinde. İnsanlar açlık çekiyor, sokaklarda ve evlerinden uzakta acı ve stres çekiyor.

Bu ayrıca stratejik bir başarısızlık. 1950’lerden bu yana Amerika’nın savaşlardaki başarısızlıklarının tamamı stratejik hata. Acı ve şok edici olan Kore ile Vietnam Savaşı’ndan Irak’ın istilası ve Afganistan’ın işgaline kadar her seferinde Amerika öğrenmeyi başaramadı. Bozgunların tekrar etmesi Amerika’nın dünyadaki rolü hakkında kökleri derin ama yanlış kendinden eminliği var; Önce Amerika!

Dünyayı kendi imgesine göre bir yer haline getirme konusundaki aşırı ihtirasından asla vazgeçmedi. Düşünmek ya da hissetmek için asla kendini işgal ettiklerinin yerine koymadı. Dini bir inanç haline gelmiş evrenselciliğe inandı; Amerika sorunları çözebilir ve dünya onu takdir eder. Hayır, hayır, hayır. Amerika silaha başvurarak çözdüğünden daha fazla sorun yarattı.

Bu sonunda bir ahlaki başarısızlık. Amerika kendine yardım ederek kimseye yardım etmiyor. Biden, uluslararası sorumluluk hakkında çok şey söyleyip aynı zamanda az sorumluluk almak bakımından Donald Trump’tan daha fazla “Önce Amerikacı” bir başkan. Savaşı Bush başlattı, Obama barış konusunda kararsızdı ama Amerika’nın sonuna kadar sorumlu olduğuna inandılar. Trump, Afganistan’dan kaçma konusunda açıkça konuşan ilk Amerikan başkanıydı. Fakat en azından Trump “Önce Amerika” konusunda samimiydi. Biden her iki şeyi birden istiyor hem bencil hem de dürüst olmak. Ve Afganları acıya sürükleyerek terk ediyor.