Amerika Birleşik Devletleri (ABD) basını, Taliban’ın, önceki istihbarat raporlarında öngörülen tarihten çok daha erken bir zamanda Afganistan’ın başkenti Kabil’i ele geçirebileceğini yazdı. Buna göre Taliban’ın 6 ila 12 ay içinde Kabil’i ele geçirmesi kuvvetle muhtemel. ABD Başkanı Joe Biden ise konuyla ilgili şunları söyledi: “Afganistan’da 20 yılda 1 trilyon doların üzerinde para harcadık, 300 binden fazla Afgan kuvvetini eğittik, modern ekipmanlarla donattık. Afgan liderlerin bir araya gelmesi gerekiyor. Binlerce Amerikan personelini kaybettik”.

Bu tablo, ABD açısından her yönüyle başarısızlığın kanıtı.

Dahası var. ABD; iktisadi, siyasi, askeri, endüstriyel, teknolojik gücü yanında, dünyadaki nüfuzunu kurmada ve sürdürmede yaşamsal önemi olan siyasal ve kültürel değerleri, entelektüel kapasitesi açısından da gücünü hızla yitiriyor. Bazılarının yıllarca dilinden düşmeyen “Amerikan Rüyası” çoktan bitti. ABD demokrasisini artık parmakla gösteren yok. Ülkedeki kültürel yarılma, sınıfsal uçurum, Cumhuriyetçi-Demokrat ayrımı, liberal-muhafazakâr gerilimi, pek çok eyalette halen güçlü olan ırkçı, popülist akımlar, ABD’nin önemli gündem maddeleri arasında.

Hiç gerilere gitmeye gerek yok, hafızamızı tazeleyelim. ABD’nin önceki başkanı Donald Trump, koltuğu Biden’a devretmeden kısa süre önce, taraftarları Kongre binasını bastılar. Ölenler, yaralananlar oldu. Silahlı kuvvetler binayı korumaya aldı. Eğer bu görüntüler Çin’de, Rusya’da, Kuzey Kore’de, Küba’da, İran’da, Venezuela’da, Suriye’de olsa, ABD hemen açıklama yapar, olayları demokrasi, özgürlük, insan hakları adına selamlar, isyancılara destek verirdi. Ama ABD’de yaşanınca bunları, hemen darbe girişimi, isyana teşvik, kalkışma, ayaklanma olarak niteledi. Sorumlulara en sert cezaların verileceğini açıkladı.

ABD’NİN DARBECİ TARİHİ

ABD’nin ikiyüzlülüğüne birkaç örnek daha verelim.

20. yüzyılda, sadece Latin Amerika’da, ABD’nin destek verdiği darbe ve darbe girişimlerinin sayısı bin. Dünya genelinde kışkırttığı, tertiplediği, öncülük ettiği, desteklediği, mali kaynak sağladığı darbe ve darbe girişimlerinin, iç savaşların, çatışmaların, terör örgütlerinin, ayrılıkçı-bölücü hareketlerin, siyasi cinayetlerin sayısı ise bunun beş katı. ABD emperyalizminin bu saldırganlığının ve vahşetinin boyutlarını daha iyi anlamak için, yine ABD’nin çok etkin olduğu Birleşmiş Milletler’den (BM) bir örnek verelim ki, mukayese edebilelim, tablo daha net görülsün. BM, kuruluşundan 2020 yılına dek, 71 uluslararası çatışmaya müdahil olmuş. Bunlar; uluslararası ölçekteki barışı kurma, barışı koruma, insani müdahale amaçlı müdahaleler. Başarı oranı da çok düşük, üstelik BM adına yapıldığı halde.

Durum buyken, halen ABD’den insan hakları, demokrasi, özgürlük bekleyenlerin; ABD’yle bölgemizde iş birliği yapmak isteyenlerin; ABD’den destek arayanların çaresizlikleri, daha da belirgin hale geliyor. 

Barış Doster