Afganistan konusu gündemdeki yerini koruyor. Burada iki husus önemli. Birincisi Türkiye’nin tutumu, ikincisi bölge ülkelerinin tavrı. Çünkü Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) bölgeden tamamen çekilmeyeceği, bölge ülkelerini karıştırmak, birbirlerine karşı kışkırtmak için elinden geleni yapacağı belli.

Şunu da unutmamak gerekir; emperyalist devletler bir bölgeden çekilince ya yakıp, yıkarak çekilirler veya tekrar dönmeleri için gerekçe yaratacak sorunlar, çatışmalar ekerek çekilirler. Bu gerçekler ışığında, ABD’nin Afganistan’dan çekildikten sonra, neler yapabileceği üzerine tartışalım…

Birincisi, ABD; emperyalist bir devlettir. Dış politikası da, başkandan başkana, Cumhuriyetçi Parti’den Demokrat Parti’ye değişmez. Kurumsaldır. Örneğin, ABD’nin 44. başkanı Obama; öncelikleri arasında Afganistan da olan bir liderdi. Bu yöndeki açıklamasından kısa süre sonra, Pakistan’da olaylar çıktı. Bombay’da bombalar patladı. İran’da, sokak gösterileri gündeme geldi.

İkincisi, ABD’nin; Çin’i, Rusya’yı, İran’ı, Orta Asya’yı, Kafkasya’yı, Orta Doğu’yu karıştırmak için elinden geleni yaptığı biliniyor. ABD ne zaman “insan hakları, özgürlük, sivil toplum, demokrasi, hukuk devleti” dese, kastettiği ülkelerde iç karışıklıklar yaşanıyor. Ne zaman “barış ve istikrar götüreceğini” söylese, gittiği ülkeyi işgal ediyor. İç savaş çıkarıyor. İnsanları katlediyor. Afganistan, Irak, Suriye, Libya bunun son 20 yıldaki örnekleri…

ABD’NİN DEMOKRASİ YALANI

Üçüncüsü, ABD; komşu ülkelerle (özellikle Kanada ve Meksika) yakın iş birliğini önemsiyor. NATO içinde uyumu önceliyor. NATO ve Avrupa Birliği (AB) arasındaki uyum, dayanışma ve iş birliğine değer veriyor. Fakat başka ülkelerin komşularıyla, yakın coğrafyalarıyla ilgilenmesine, ittifak kurmasına karşı çıkıyor. Bu adımları, ABD’nin etki alanını daraltacak hamleler olarak görüyor. Bozmaya çalışıyor. Şanghay İş Birliği Örgütü’ne (ŞİÖ), Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ne karşı tutumu bunun kanıtı. 

Dördüncüsü, ABD; kendi yurttaşları, kendi kimliği, kendi bürokrasisi, kendi devleti söz konusu olduğunda uyumu, dayanışmayı, birlikteliği, kurumsal ve örgütlü gücü esas alıyor. Başka devletler söz konusu olduğunda ise etnik, dinsel, mezhepsel kimlikleri, feodal bağları kaşıyor, kışkırtıyor. Bu aidiyetler üzerinden yurttaş kimliğini, ulusal birliği zayıflatmaya çalışıyor.  

Beşincisi, ABD; Türkiye’nin komşularıyla, Türk devletleriyle, İslam ülkeleriyle, Rusya’yla, Çin’le, Avrasya’yla, Orta Doğu’yla yakın ilişkiler kurmasını istemiyor. Kuracaksa da ABD nam ve hesabına kurmasını, ABD’nin sözcüsü olarak davranmasını istiyor. ABD adına, bölge ülkelerine müdahale edecek, onların içişlerine karışacak siyasilerin iktidara gelmesine gayret ediyor.

Sonuçta, ABD’nin, yakın çevremizde, bazı ülkelerden askeri kuvvet kaydırıp, bazı ülkelere yığınak yapmasına karşı uyanık olmak, bölge ülkeleriyle dayanışmayı geliştirmek ve ABD planlarına direnmek gerekiyor.

Barış Doster