China Daily / Zhang Zhouxiang

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) eski Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, görevdeki son gününde Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde “soykırım” yapıldığı iddiasıyla Çin aleyhine söylentiler yaymaya devam ediyordu. Pompeo’nun halefi de göreve gelir gelmez benzer söylemlerde bulunmakta acele etti.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zhao Lijian bu uydurma söylemlere, “Çin’de soykırım yok” ifadesini üç kez tekrarlayarak iyi bir yanıt verdi. Son bir video yayınında, Balati soyadlı 91 yaşındaki bir kadın da yedi çocuğu, toplam 40 torunu ve torununun torunu olduğunu söyleyerek bunlara yanıt vermiş oldu.

Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, Xinjiang’daki Uygur nüfusu 2010’da 10,17 milyondan 2018’de 12,72 milyona çıktı, bu da tüm nüfusun iki katı olan yüzde 25’lik bir büyüme oranına tekabül ediyor.

Buna nasıl bir kafa yapısı “soykırım” diyebilir?

Bazı ABD’li politikacılar, “zorla çalıştırmadan” “soykırıma” kadar Xinjiang hakkında giderek daha saçma iddialarda bulunuyorlar. Amaçları açıktır; Çin’i “kontrol altına almak” ve ulusun müreffeh gelişimini dizginlemek.

ABD ORDUSU TÜM DÜNYADA 200’DEN FAZLA BİYOLOJİK LABORATUVAR İŞLETİYOR

Çabaları başarısız olmaya mahkumdur. Bölgeye giden herkes Pompeo gibi ABD’li politikacıların söyledikleri büyük yalanları anında görebilir.

İronik bir şekilde, Pompeo ve halefinin sözleri, insanların neden ABD’li politikacıların “soykırım” kelimesiyle bu kadar ilgilendiğini merak ettiriyor. Cevap belki de kendi tarihlerinde yatıyor. “Soykırım”ın birden çok kez yaşandığı bir tarih.

Ne zaman “soykırım” kelimesi çıksa, insanların akıllarına gelen ilk imge Amerika yerlilerine veya orada kıtada yaşayan yerlilere aittir. Bazı ABD’li akademisyenler, Beyaz göçmenlerin 1492’de Kuzey Amerika’ya gelmeden önce orada en az 15 milyon yerli insanın yaşadığını tahmin ediyor. Yerliler, beyaz göçmenlerin hayatta kalmasına yardım ettiler, ancak ikinci seferde gelenler silahlar, virüsler getirdi ve geri ödeme yapmak için kafa derisi yüzmek gibi acımasız önlemler kullandı.

Sonuç olarak, ABD Nüfus Sayım Bürosu’na göre, ABD’deki yerli halk sayısı 1900’de 237 bine düştü. Sayıları geçen 120 yılda arttı ama hayatlar kalıcı olarak kaybedildi.

Afrikalılar, ABD’de “soykırımdan” muzdarip olan bir diğer ırk. BBC haberinden çok sık kullanılan bir alıntıda, nakil sırasında “bir milyondan fazla insanın öldüğünün düşünüldüğü” tahmin edilirken, bazıları, daha fazlasının varışlarından kısa bir süre sonra öldüğünü tahmin ediyor.

SÖYLENTİLERİ KENDİ TARİHLERİNDEKİ GERÇEK HİKÂYELERE DAYANIYOR

Hayatta kalanlar, çocukları için ölüm oranının beyaz çocuklardan iki kat daha fazla olduğu yerlerde köle olarak çalışmak zorunda kaldı.

Onların soyundan gelenler veya hayatta kalanlar, 1900’lerde kısırlaştırma taciziyle yüzleşmek durumunda kaldı. Yalnızca Kuzey Carolina’da, 1958’den 1968’e kadar, 2 bin 100’den fazla kısırlaştırma yapıldı ve bu oranlar işsiz siyah nüfusun büyüklüğüyle arttı.

Duke Üniversitesinde profesör olan William Darity Jr, bunu “soykırım” olarak nitelendirdi.

“Soykırım” olarak adlandırılabilecek veya onunla ilişkilendirilebilecek daha birçok örnek var. Bugün bile ABD ordusu tüm dünyada 200’den fazla biyolojik laboratuvar işletiyor ve her yerde “soykırım” yapabiliyorlar.

Belirli ABD’li politikacıların Xinjiang ve Çin hakkında bir bütün olarak söylentiler uydurmaya kendilerini bu kadar adamalarının nedenini artık biliyoruz. Söylentileri, kendi tarihlerindeki gerçek hikâyelere dayanıyor. Sadece zamanı ve yeri silmek ve bunun yerine o boşluklara Çin yazmak istiyorlar. Çabaları başarısız olmaya mahkumdur ve bu tür söylentiler çıkararak kendilerini herkesin güldüğü bir palyaçoya dönüştürüyorlar.