CRI Türk Dış Haberler Servisi

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Afganistan’dan çekilmesi ile süren kriz büyümeye devam ediyor. Taliban’ın bölgede oluşan güvenlik açığından yararlanarak, Afganistan’da birçok noktayı ele geçirmesi endişeleri giderek artırıyor.

ABD merkezli düşünce kuruluşu Atlantik Konseyi yayınladığı “Afganistan’ı kaybetmeyin” adlı raporda, Afgan halkının Taliban baskısına dayanamayacağı vurgulandı.

ABD’nin eski Kabil Büyükelçisi James B. Cunningham’ın hazırladığı raporda, “Taliban’ın son zamanlardaki davranışı göz önüne alındığında, Joe Biden’ın Afganistan’dan hızlı bir şekilde geri çekilme kararı giderek daha fazla sorgulanabilir hale geldi. Afganların Taliban’a karşı direnişinin çökeceği kesin olmasa da, felaketle sonuçlanabilecek bir sonuç mümkün. Cesur bir halkı savaşmaya çalışırken terk etmek, milyonlarca Afgan’ı Taliban baskısına karşı savunmasız bırakabilir.” diyerek ABD’nin bölgede yarattığı güvenlik krizine dair öngörülerde bulundu.

TALİBAN KRİTİK BÖLGELERİ ELE GEÇİRİYOR

Taliban’ın ülkenin kuzeyindeki üç vilayet merkezi olan Kunduz, Sar-i Pol ve Talukan’ı ele geçirmesi güvenlik uzmanlarınca stratejik bir harekâtın parçası olarak görülüyor. Örgütün, Talukan ve Kunduz şehrinde yer alan mahkumları hapishanelerden serbest bırakması, oluşacak büyük güvenlik krizinin kanıtı olarak değerlendirildi. Bölgedeki istihbarat kaynakları, mahkumlar arasında Taliban’ın kıdemli militanlarının yer aldığının altını çiziyor.

Raporda yer alan, Afgan güvenlik güçlerini desteklemek için iki kat daha fazla çabayı içeren bir yol önerisinde: ABD’nin bölgede güvenlik, ekonomik, insani ve diplomatik destek sağlaması gerektiğine değiniliyor.

Ayrıca Taliban’ın, serbest bırakılan mahkumları savaş alanından uzak tutmasına dair bir söylemde bulunmaması ve El Kaide ile bağların ilerleyişi hakkında gelen bilgilerin, Doha barış sürecinde verilen sözlerin tutulmadığını ortaya koydu.

“IRAK MODELİ”

Dikkat çeken bir diğer ifade ise, ABD’nin şu anda Irak’ta izlediği yaklaşım olan sınırlı angajman modelinin, daha fazla kaostan kaçınmak için kullanma önerisi. Fakat bu önerinin gerçekleşmesi için ABD’nin küresel destek toplayarak hareket etmesi gerektiği belirtildi.

“HAVA DESTEĞİ” BAŞLIĞI

Yıllardır süren Taliban ve Afgan hükümet güçleri arasındaki çatışmalar kırsalda gerçekleşiyordu. Birleşmiş Milletler (BM) Afganistan özel temsilcisi Deborah Lyons, Taliban’ın şehirlere doğru ilerlerken, daha fazla sivilin zarar göreceği ve çatışmalarda hayatını kaybedebileceği uyarısında bulundu.

BM Güvenlik Konseyi’ne bilgi veren Lyons, Lashkar Gah’ta 10 günlük bir süre içinde 104’ten fazla sivilin öldürüldüğünü bildirdi. Afganistan’daki BM Yardım Misyonu ise Taliban ilerleyişinin mevcut yörüngesinde devam etmesi halinde sivil kayıpların bu yıl “benzeri görülmemiş” seviyelere ulaşabileceğini bildirdi.

Washington Post gazetesinin haberine göre, ABD’li yetkililer geçen ay ABD hava gücünün kullanımında bir artış olduğunu kabul ettiler ancak o zamandan beri operasyon sayısı hakkında yorum yapmaktan kaçındılar. ABD, geçen yıl Taliban ile bir anlaşma imzaladıktan sonra saldırı verilerini yayınlamayı durdurdu. Yetkililer, aylardır durdurulan barış görüşmeleriyle ilgili hassasiyetleri gündeme taşıdı.

NATO VURGUSU

Atlantik Konseyi, etkili hava desteğinin sadece Afgan yetkililerinin ve güvenlik güçlerinin moralini yükseltmekle kalmadığını, aynı zamanda istihbarat ve lojistik operasyonlarını da desteklediğini öne sürdü. Hava saldırılarının değinilen bölümde şu ifadelere yer verildi:

“Hava saldırılarının Afgan güvenlik güçleri için zaman kazandırıyor. ABD ve müttefikleri için, Afganistan’daki 20 yıllık süreç sonrası hâlâ nelerin kurtarılabileceğini düşünmek için de alan sağlıyor. Bu nedenle Biden yönetiminin Afgan güçlerine yakın hava desteğini 31 Ağustos’a kadar sona erdirme kararını acilen gözden geçirmesi gerekiyor.

Daha geniş anlamda, ABD’nin ihtiyaç duyduğu büyüklükte ve yapıda bir hava kuvveti kurmak için Afganlarla birlikte çalışması gerekiyor. Önümüzdeki acil çalışma, Afgan hava kuvvetlerinin uçmasını sağlamak için yeterli eğitim ve bakımı içermelidir. Planlar ve zaman çizelgeleri gerçekçi olmalı. NATO ve diğer müttefikler ile iş birliği ve fonlarla geliştirilmelidir. NATO, Afgan hava kuvvetleri tamamen inşa edilene (veya barış müzakereleri başarılı olana) kadar kendi hava desteğini sağlama taahhüdünü de yenilemelidir.”

BÜYÜKELÇİ CUNNINGHAM: ÜLKENİN KÜRESEL İTİBARI TEHLİKEDE

Cunningham ABD’nin diplomatik temaslar ile küresel desteğe ihtiyaç duyduğunu ve Çin ile bölgede bir anlaşmaya gitmenin ihtiyacını şu sözlerle sürdürdü:

“Barış, ne kadar uzak görünürse görünsün, diplomatik desteğe ihtiyaç duyuyor. Biden, diplomasiyi canlandırmak için Afganistan ve bölge için yeni bir ABD elçisi atamalı ve desteklemeli. ABD’nin bağımsız girişimlerde bulunmak yerine bu süreçte destekleyici bir rol oynaması gerekiyor. Ayrıca, Çin, Rusya, Avrupa Birliği, Birleşik Krallık, Hindistan, Suudi Arabistan ve Pakistan gibi önemli paydaşlardan, dayatılan bir Taliban hükümetini tanımayacakları veya onlara ekonomik veya mali yardım sağlamayacakları konusunda açık ve toplu bir anlaşmaya gidilmeli. Ancak hepsinden önemlisi ABD’nin, Çin ve diğer devletlerle rekabet halindeyken, Afganistan’dan yüzü kızarmış bir vaziyette ayrılması, diğer ülkelere korkunç bir sinyal gönderecektir. ABD, sağlam diplomasi ve hava ve savunma desteğiyle Afganistan’da güçlü bir şekilde hareket etmelidir. Washington’ın küresel itibarı kadar ülkenin geleceği de tehlikede.”