Aydınlık gazetesi Ankara temsilcisi İsmet Özçelik, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu ve dış politikadaki son gelişmeleri değerlendirdi.

Türkiye’nin gündeminde iki konunun öne çıktığını belirten İsmet Özçelik, bunlardan birinin Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Türkiye planı ikincisinin ise Astana sürecinin Soçi toplantısından sonra yayımladığını bildiri olduğunu kaydetti.

ABD’de Demokratların politikalarının belirlenmesinde etkili olan düşünce kuruluşu Brookings Enstitüsü’nün Türkiye raporu hakkında yorumda bulunan İsmet Özçelik, “Rapor, ABD’nin önümüzdeki dönem izleyeceği Türkiye politikasına ışık tutuyor. Nicholas Danford imzalı raporda en dikkat çekici kısım Türkiye’nin ABD’yi nasıl gördüğü… Türkiye’nin ABD’yi bir müttefik olmasındansa stratejik bir tehdit olarak görüyor raporda. Arkasından da ABD yeni yönetiminin görüşü bu ve Türkiye, ABD’yi gerileyen bir düşman olarak görüyor deniyor. ‘Erdoğan yönetimi, ABD ile olan ilişkilerini kendi tercihlerine göre düzenleyebileceğine inanıyor.’ ifadesi kullanılıyor. Raporda Türkiye ve ABD ilişkilerinin nasıl düzeltilebileceği de anlatılmış. Türkiye ile yeni bağlar ancak yeni bir hükümetle sağlanabilir deniyor. Diğer bir deyişle, Erdoğan’ın üstü çiziliyor. Türkiye ile ilişkilerde muhalefetle yola devam edileceği ifade ediliyor. Daha önce başka bir raporda da aynı görüşler dile getirilmişti. Joe Biden da seçilmeden önce aynı görüşleri paylaşmıştı. Raporda ABD’deki Türkiye tartışmalarına da değinilmiş. Bunlardan biri Erdoğan ile sertleşmek ve Türkiye’yi hizaya getirmek, diğeri de yeni iş birliği yolları aramak. Bu iki kesimin Biden döneminde de tartışmayı sürdürmesi bekleniyor. Biden’ın avantajları da ele alınmış, bu da Kongre’den geçmiş Türkiye yaptırımları olarak gösteriliyor. Bu yolla S400’lerin devre dışı bırakılması ve karşılığında yaptırımların kaldırılması ifade ediliyor. Raporda NATO uyarısı da var. ABD yöneticilerine Türkiye’nin NATO’daki durumuyla ilgili de uyarılarda bulunulmuş. NATO’nun yapısının bunu zorlaştıracağı belirtilse de ‘Üye ülkeler, Ankara’nın veto gücünü kötüye kullanmasını önleyecek mekanizmalar hakkında ciddi düşünmeye başlamalı.’ deniyor. Önümüzdeki süreçte Türkiye’nin NATO’yu işlemez hale getirebileceği belirtiliyor, bu nedenle önümüzdeki dönemde oy birliği yerine oy çokluğuyla kararların alınacağı bir sisteme geçiş önerisi yapılıyor. Türkiye’yi çevre ve komşu ülkelerden koparma stratejisi anlatılıyor.” dedi.

Raporda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında da bölümler bulunduğunu ve Erdoğan’ın geçici tavizler verebileceğinin belirtildiğini kaydeden Özçelik, yine raporda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçici tavizler verse bile Türkiye’nin politikasının çok fazla değişmeyeceğinin aktarıldığını bildirdi. 

SOÇİ’DEKİ TOPLANTIDAN İSRAİL VE ABD’YE UYARILAR

Gündemin diğer öne çıkan konusunun Soçi’deki Astana toplantısı olduğunu söyleyen İsmet Özçelik, toplantı sonrası yayımlanan bildiride ilk kez karşılaşılan bir durum olduğunu anımsattı.

Türkiye, İran ve Rusya’nın Suriye’nin toprak bütünlüğüne vurgu yaptığını bildiren Özçelik, “Bu ülkeler İsrail’i uyardı. Rusya Devlet Başkanı Putin’in Suriye Özel Temsilcisi tarafından okunan ortak bildiride, ‘Rusya, Türkiye ve İran, İsrail’in, uluslararası hukukun ve uluslararası insancıl hukukun ihlalini teşkil eden ve Suriye ile komşu ülkelerin egemenliğine halel getirmenin yanı sıra bölgedeki istikrar ve güvenliği tehlikeye atan Suriye’deki süregelen askeri saldırılarını kınadı ve bu saldırıların durdurulması çağrısında bulundu.’ ifadelerine yer verildi. Madde madde sıralanmış olan ortak açıklamanın en çok dikkat çeken konusu, İsrail. Üç ülkenin de İsrail’i uyardı. Bildirgede terör örgütlerinin nihai olarak ortadan kaldırılıncaya kadar birlikte mücadele etme kararlılığı var. İdlib’de daha önce varılan anlaşmalara eksiksiz olarak uyulması kararlaştırıldı. Bir sonraki toplantının da 2021 yılının ortasında Nur-Sultan’da gerçekleştirilmesi kararlaştırılmış. Bildirideki bir diğer önemli nokta, Suriye’nin kuzeydoğusundaki durum. Burada ABD’nin faaliyetlerine dikkat çekiliyor. ‘Gayrimeşru özyönetim teşebbüsleri dâhil olmak üzere, terörle mücadele kisvesi altında sahada yeni gerçeklikler yaratılmasına dair her türlü girişimi reddedilmiş, Suriye’nin birliğini zayıflatmayı amaçlayan ve komşu ülkelerin ulusal güvenliğini tehdit eden ayrılıkçı gündemlere karşı durma kararlılıklarını ifade etmişlerdir.’ Yani Rusya, İran ve Türkiye, Suriye’nin doğusunda bir PKK devletçiği kurulması konusunda çok net bir tavır almış görünüyor. ‘Bu bağlamda, sivillere yönelik artan saldırılar konusunda endişelerini dile getirmiş. Suriye Arap Cumhuriyeti’ne ait olması gereken petrol gelirlerine yasa dışı şekilde el konmasına ve bu gelirlerin aktarılmasına ilişkin itirazlarını teyit etmişlerdir.’ diyor. Yani Suriye’nin petrolü Suriyelilerindir ABD’nin petrolle terör örgütlerini beslemesine karşı çıkılıyor. Bu bildiri o nedenle çok dikkat çekici.” değerlendirmesinde bulundu.