Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Los Angeles şehrinde yaşayan gazeteci Ediz Tiyanşan, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu ve ABD gündemindeki gelişmeleri değerlendirdi.

ABD’de koronavirüsün gündemdeki yerini koruduğunu aktaran Ediz Tiyanşan, salgının toplumsal şiddeti arttırdığına dikkat çekti.

ABD’nin birçok bölgesinde Asya kökenli Amerikalılara karşı ciddi bir şiddet eğilimi olduğunu ifade eden Tiyanşan, “Arka arkaya her hafta yaşanan vakalarda Asya kökenli Amerikalılara saldırılar vardı. Hayatını kaybedenler oldu. Bunun büyük bir bölümünün koronavirüsten kaynaklanan ırkçılıktan kaynaklandığını söylüyor yetkililer. Eski Başkan Trump’ın yönetiminde kendisi bu virüsten sürekli olarak Çin virüsü olarak bahsetmişti. Bu biraz da o dönemler Trump’ın Çin’e yönelik siyasi ve ekonomik rekabetlerinden de kaynaklanıyordu. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) üzerine basa basa bunun herhangi bir ırka veya millete mâl edilemeyeceğini açıkça söylemişti. Ulusal olarak Trump’ın yarattığı Çin karşıtı kampanya ters tepki almıştı ancak görünün o ki bu kampanya toplumda olumsuz sonuçlara yol açmış durumda. Los Angeles’ın güneyindeki Orange County’de yaşayan Asya kökenli bir aile haftalarca genç bir grubun tacizine maruz kalıyor. Gecenin bir saatinde zillerine basıyorlar, camlarına taş atıyorlar, küfürler ve ırkçı söylemlerde bulunuyorlar. Çin’e geri gidin gibi söylemlerde bulunuyorlar. Haftalarca bu aile ne yapacağını bilemiyor. Yaşadıkları mahallede farklı etnik kökenlerden birçok aile bir araya geliyor ve bu aileyi koruma altına alıyor. Geçen haftalarda her gün bu ailenin evinin önünde gecenin geç saatlerine kadar nöbet tutuyorlar. Bu da yerel basında geniş yankı buldu. Bu mahalle sakinlerini takdir etti ABD halkı. Bugün pek çok ABD’nin büyük şehrince çok daha ciddi saldırılar oluyor. Sokakta sadece yürürken saldırıya uğrayan ve orada hayatını kaybeden Asya kökenli ABD vatandaşları oldu. Kongre’de Temsilciler Meclisi Başkanı Pelosi bir açıklamada yaptı, ‘Bunların ne tarz saldırılar olduğunu anlamak için incelemeler başlatıyoruz. Irkçı saldırılar kabul edilemez.’ dedi. Onlar da farkında tabi ki, pek çok Asyalıları temsil eden sivil toplum kuruluşları da bu konuda mesajlar veriyor. Daniel Wu gibi Hollywood’da adını duyurmuş Asya kökenli sanatçılar da bu konuda konuşmalar yapıyor. Uzun bir süredir haberleri yapılıyordu aslında şiddet saldırılarının. Ancak öyle bir noktaya geldi ki herkesin dikkatini çekmeye başladı. Aslında endişelendirici korkunç boyutlara ulaştı diyebiliriz.” dedi.

İNGİLİZ KRALİYET AİLESİ HAKKINDA IRKÇILIK SUÇLAMASI

İngiltere Kraliyet Ailesi’nin içinde bulunduğu duruma değinen Ediz Tiyanşan, Prens Harry ve eşi Meghan Markle hakkındaki gelişmeleri aktardı.

Harry ve Meghan’ın Los Angeles’a yerleştiğini belirten Tiyanşan, “Herhangi bir röportaj vermemişlerdi ancak geçen hafta ABD’nin en önde gelen televizyon kanallarından CBS’te meşhur televizyoncu Oprah Winfrey ile röportaj yaptılar. Bu röportaj için CBS kanalının 7 ila 9 milyon dolar para verdiği öngörülüyor. Bu kanal için oldukça önemli, İngiltere-ABD ilişkileri için oldukça önemli. Meghan Markle, Kraliyet ailesine girdikten sonra yaşadığı zorlukları anlattı. Çok uzun bir röportajdı ancak bir konu öne çıktı. Prens Harry ve Meghan Markle’ın 1 yaşındaki oğlunun doğmadan önce ten renginin koyu olabileceğinden kaygı duyan Kraliyet Ailesi’nin, kendisini neredeyse intihara sürüklediğini söyledi. Markle ayrıca oğlunun ten rengi nedeniyle ‘Prens’ unvanından da mahrum bırakıldığını öne sürdü. Enteresan olan ise karşıdan hemen tepki gelmesiydi. Yapılan açıklamada ‘Tüm aile, son yılların Harry ve Meghan için ne kadar zorlu olduğunu görmekten üzüntü duydu.’ dediler. Özellikle de ırkçılıkla ilgili olanlar kaygı verici denildi. Olası iddiaların araştırılacağını da söylediler. Özellikle de ırkçı birtakım söylemlerin olduğu iddialarının inceleneceği söylendi. Bir anlamda zeytin dalı mı uzatıldı bilemiyoruz. Harry ve Meghan da ABD’de kendilerine çok farklı bir hayat kurmayı düşünüyorlar. Netflix ve Amazon gibi kuruluşlarda birtakım projeler düşünüyorlardı. Son zamanlarda Spotify’da bir podcast yapılacağı düşünülüyordu. İkisinin de Los Angeles’ta kalacağı belli. Kraliyet Ailesi’nin, Prenses Diana’nın 1997 yılında hayatını kaybetmesinden bu yana karşılaştığı en büyük kriz gibi görünüyor şu anda. İngiltere’de şu an en çok konuşulan konu şüphesiz bu.” diye konuştu.