CGTN / Bradley Blankenship

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet kısa süre önce, Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) George Floyd’un öldürülmesinden sonra açıkladığı bir raporda, dünya ülkelerini Afrika kökenli insanlara karşı, ayrımcılık, şiddet ve sistematik ırkçılığın sona ermesine yardım etmek için daha fazla çaba göstermeye çağırdı. Özellikle rapor Afrika kökenli insanların karşılaştığı ırkçılık ve kötü muamelelerle mücadele kilit bir araç olarak telafiden bahsetti.

Bachelet, “Telafi mali tazminatla eşitlenmemelidir.” dedi ve ayrıca telafinin eski duruma getirme, adaletsizliklerin kabul edilmesi, özür, anma, eğitim reformları ve bu tür adaletsizliklerin tekrar olmayacağı konusunda “garantileri” içermesi gerektiğini belirtti. Bachelet’in raporu özellikle ABD’yi ele almasa da raporun önemli bir kısmı, bu ülkede sistemik ırkçılık çok önemli bir sorun olduğundan -George Floyd’un beyaz polis Derek Chauvin tarafından öldürülmesi ırkçı adaletsizliğe karşı dünya çapında protestoları başlattığı için- ABD’ye odaklandı.

ABD Başkanı ve ABD’nin ilk siyah başkanı Barack Obama’nın başkan yardımcılığını yapan Joe Biden ile şu anda bu görevi üstlenen ilk siyah ve Asyalı kadın olan başkan yardımcısı Kamala Harris yönetimi, geçmiş yönetimlere nazaran ırk ilişkileri konusunda özellikle lafını sakınmayan bir tutum sergiliyor. Biden, herhangi bir eski başkanın aksine, geçmiş ve şimdinin ırkçı adaletsizlikleri için özür diledi ve bu kesinlikle doğru yönde atılmış bir adım. Fakat Biden başkan adayı olarak telafileri dana derinlemesine inceleyecek bir komisyonu destekledi ama başkan olarak herhangi bir telafi ile ilgili yasa konusunda siyasi kısıtlamalar nedeniyle çıtayı indirdi.

Biden’ın endişesi, partiler arasında 50-50 bölünmüş olan ABD Senatosu’ndan kaynaklanıyor. Senato’nun çalışma kuralları yüzünden, telafilerle ilgili herhangi bir yasanın, büyük ihtimalle, tartışmasız bir biçimde beyaz kimlik politikalarına yani beyazların kurbanlığı fikrine dayanan cumhuriyetçi Parti üyesi senatörlerden oy alması gerekecek.

Cumhuriyetçi seçmenler çoğunlukla Siyah insanların bir şekilde telafi alması için, beyaz insanların birtakım şeyler kaybetmesi gerektiğine inanıyor. Bu seçmenler genellikle bunu “özel muamele” ya da daha aşırı bir yozlaştırma içinde “ters ırkçılık” olarak tanımlıyor. Üstelik Demokrat seçmenlerin önemli bir miktarı da telafiler konusunda alıngan, en azından telafi mali tazminat ödenmesine geldiğinde. Bu, Massachusetts Üniversitesinin yaptığı son bir araştırmaya göre, Amerikalıların üçte iki kadarı mali tazminata karşı ve çok sık olarak, (yanlışlıkla ırkçılıkla eşitlenen) kölelik günahının bedelinin ödendiğini düşünüyorlar. Buna rağmen, ben Biden yönetiminin aslında bu konuda farklı bir çerçeveleme ile bazı sonuçlar alabileceğini düşünüyorum.

ABD EŞİTSİZ BİR ÜLKE

ABD zaten çok bölünmüş ve eşitsiz bir ülke ve bütün kesimlerden insanlar hayatlarını önemli ölçüde iyileştirecek yeniden bölüşümcü politikalar uygulanmasını istiyor. Yine de ABD’de zenginlikteki ırkçı eşitsizlikler, ırkın temel olarak sınıfın bir göstergesi olacağı kadar aşırı durumda. Bu herhangi bir sistemik yeniden dağıtımcı politikanın (asgari ücrette bir artış, genel yüksek eğitim, Herkes İçin Sağlık Sigortası ve benzeri örnekleri düşünün) Siyah Amerikalıların hayatlarını büyük ölçüde iyileştirirken, yoksul beyazları da kapsam dışında bırakmaz. Herhangi bir ırksal gücenme olmadan bir telafi biçimi olabilir ve aslında bu tür politikalardan faydalanmayı hak eden ağırlıklı olarak beyaz çok sayıda yoksul topluluk var.

Aynı zamanda, geçmişte beyazların başkalarının zararına refahlarının artmasını sağlayan açık politikalar olduğu için, aslında daha açıkça siyah insanların refahının artmasına yönelik politikalara da ihtiyaç var. Bu sadece kölelikle ilgili değil aynı zamanda, örneğin 20. yüzyılın ortalarında uygulanan, beyaz ailelerin ev sahibi olmasına yararken beyaz olmayanları dışlayan ırk ayrımcısı federal kredi programları gibi son zamanlarda uygulanan politikaları da içeriyor.

Sadece bu politika, bir mülk sahibi olmanın ailelerin servetlerini artırmasının birincil yollarından biri olduğu dikkate alınırsa, bugün ülkede görülen servet eşitsizliğinin büyük kısmından sorumlu. Bu nedenle, federal hükümetin sadece mülk sahiplerinin sebep olduğu konut ayrımcılığı ile mücadelenin ötesine geçip fiilen Siyah insanlara federal hükümetin geçmişte yaptığı ayrımcılıkları tazmin etmesi gerekir. Bu özellikle Siyah insanlar için tasarlanmış bir hükümet destekli ev kredisi programı biçiminde olabilir.

Bütünü bunlara ek olarak, politika pratikleri ve eğitim sistemi bakamından Amerikan tarihi hakkında samimi olmakla ilgili tartışmalarda dikkate alındığında, ülkenin genel olarak bir kültürel değişime ihtiyacı var. Yönetim, sadece sembolik jestlerle liberal kimlik politikalarını artırarak değil, aynı zamanda Siyah insanların maddi olarak yararlanacağı daha ileri politikaları aktif olarak uygularken, aynı zamanda bu politikaların neden bu kadar önemli olduğu konusunda tarihsel bir örnek oluşturarak da bu türden bir kültürel değişimin gerçekleşmesine yardım edebilir.