CGTN / Danny Haiphong            

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Atlanta kentinde bu ay ortasında düzenlenen bir saldırı ABD’de büyüyen soruna daha fazla dikkat çekti. Covid-19 salgınının geçen yıl başlamasından bu yana binlerce Asya kökenli ırkından ötürü saldırıya uğradı. Bu saldırılardan bazıları Atlanta’da olduğu gibi ölümle sonuçlandı.

ABD Ulusal Güvenlik Danışması Jake Sullivan, Alaska eyaletinin Anchorage kentinde yaptığı açıklamada, ABD’nin, “kendi eksikliklerine dikkatlice bakabilen ve sürekli olarak düzeltmeye çalışan, kendinden emin bir ülke” olduğunu söylerken, Asya karşıtlığı ırkçılığın yükselişinin tarihsel bağlamı, henüz resmi toplum tarafından yeterince ele alınmamıştır. Yüzyıllardır ABD’li siyasetçiler Asya Pasifik halklarına ve insanlarına eşit olarak değil üsten bir bakışla yaklaşmışlardır. 19. yüzyılın ortasında ABD, bir yüzyıl Çin halkının aşağılandığı Afyon Savaşları’nda Avrupalı güçlerle uyum içinde hareket etti. Sonraki on yıllar boyunca ABD’nin Filipinler, Kore, Endonezya ve Vietnam’da askeri müdahaleleri milyonlarca can kaybına ve bu ülkelerde sorun yaratmaya devam eden pek çok ekonomik ve sosyal sorunlara yol açtı.

ABD’nin Asya Pasifik’teki müdahalesi, Avrupalı yerleşimcilerin yerli halkın topraklarını sömürge haline getirmek ve karlı köle ticaretiyle meşgul olmak için gelmelerinden neredeyse iki yüzyıl sonra Kuzey Amerika’da zaten temel özellik olan insanlıktan çıkarma felsefesi, yeni bir tür ırkçılık gerektiriyordu. Bu yeni tür ırkçılık “Sarı Tehlike” olarak biliniyordu. Çin ile Asya’nın geri kalanı, 19. ve 20. yüzyılın çoğunda rutin biçimde bir tehlike olarak gösterildi. Bu fikirler, 1860 ve 1880’li yıllarda Çinli işçilerin şiddetli biçimde dışlanması, 1940’lı yıllarda Japon sakinlerinin topluca gözaltı kamplarında tutulması ile Kore ve Vietnam’da yıkıcı vahşi askeri müdahalelerin takip etmesi gibi politikaların uygulanmasına sebep oldu.

BIDEN YÖNETİMİ ABD’NİN SALDIRGAN TUTUMUNU DÜZELTMEK İÇİN HENÜZ ÇABA GÖSTERMEDİ

Afrikalı Amerikalı yazar ve sanatçı James Baldwin, bir zamanlar, tarihin günümüzden ayrılamayacağına işaret etti. ABD’de Asyalı Amerikalılara yönelik ırkçılık, tarihin ve eşit derecede acı verici çağdaş gerçekliğin yansımasının bir ürünüdür. Geçen yıl ABD medyası ve siyasetçileri, Çin’e yönelik yaklaşımlarında “Sarı Tehlike” tavrını yeniden gündeme getirdiler. Manşet üstüne manşet, açıklama üstüne açıklamayla Amerikan halkını Çin’in, onların değerlerine ve ekonomik, siyasi ve sosyal yaşamlarındaki bütün geçim kaynaklarına zarar vermeye çalıştıkları uyarısında bulundular.

Çin’in günah keçisi ilan edilmesi bir dizi saldırgan politikayı destekledi. ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin ilk aylarında ABD, Çin’e karşı oluşturulan Quad (ABD, Avustralya, Japonya ve Hindistan) ittifakını yeniden teyit etti, Huawei ve diğer Çinli teknoloji şirketlerini “ulusal güvenlik tehdidi” olarak damgaladı ve “Çin füzesi karşıtı ağ” için 27,4 milyar dolar daha istedi.

ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, eski ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi, Hong Kong Özel İdari Bölgesi gibi ABD-Çin ilişkilerine zarar veren çekişmeli noktaları Çin’in iç işlerine karışmada kullanmak için yürütülen geniş Batı kampanyasını bıraktığı yerden alarak büyük ölçüde devam ettiriyor.

“Sarı Tehlike”nin en trajik canlandığı vaka, dünyanın Covid-19 salgınıyla mücadelesi sırasında ortaya çıktı. Çin aslında, bir yıldan fazla bir süredir ABD toplumunu simgeleyen kitlesel can kayıpları ve ekonomik istikrarsızlıktan sorumlu tutuldu. Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın, “Kung Flu (Kung gribi)” ve “Çin virüsü” gibi ırkçı ifadeleri kullanması, Asya karşıtı ırkçılığın büyümesinde ciddi etki yarattı. Askeri, siyasi ve ekonomik düşmanlıklarla birleştiğinde, ABD’nin Çin’i Covid-19 salgınında günah keçisi yapması ABD kamuoyunda Çin’e karşı bakışta ciddi olumsuzluklara yol açtı. Gallup’un yaptığı son araştırmaya göre, ABD’de halkın yüzde 80’i Çin’e olumlu yaklaşmazken, neredeyse yarısı Çin’i ABD’nin en büyük düşmanı olarak görüyor.

Biden yönetimi, Covid-19 salgınıyla ilgili ırkçı atıfların teşvik ettiği nefreti kınarken, ABD’nin Çin’e yönelik genel saldırgan tutumunu düzeltmek için henüz ciddi bir çaba göstermedi. ABD bu yüzden, Asyalı Amerikalılara yönelik şiddet riskini azaltmak için çok fazla çalışmalı. “Sarı Tehlike” ve Soğuk Savaş dönemi ırkçılığının kapsamlı ve acı veren bir tarihi vardır. Bu tarih, bazılarının dediği gibi ABD öncülüğünde Çin’e yönelik yeni bir Soğuk Savaş şeklinde ortaya çıktı. ABD’de barış yanlısı güçler bu tehlikeli gidişatı tersine çevirmek için liderlerine daha fazla baskı yapabilirse, büyük olasılık ırkçılığa karşı küresel mücadelede karşılıklı anlayış ve dayanışma için yeni bir alan açılacaktır.