CRI Türkçe

Çin’in yeni Washington Büyükelçisi Qin Gang, görevinin başına geçmek üzere ABD’ye gitti. Qin, yaptığı ilk açıklamada, Çin ile Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) yeni dönemde birbiriyle geçinmek için yeni bir yol bulma arayışında olduğunun, iki ülkenin yeni bir “karşılıklı keşif, anlayış ve adaptasyon” dönemine girdiğinin altını çizdi.

Soluğu Washington’da alır almaz basına açıklamalarda bulunan Qin Gang’ın samimi konuşmasında “yeni” kelimesine yaptığı vurgu dikkat çekiciydi.

CUI, SAĞDUYULU VE SAĞLAM DURUŞUYLA TAKDİR TOPLADI

Çin ile ABD arasındaki ilişkilerde son yıllarda birçok alanda çalkantılar görüldü.

Çin’in eski Washington Büyükelçisi Cui Tiankai, 2013 yılından 2021 yılının haziran ayı sonlarına dek, ilişkilerin daha uyumlu olduğu bir dönemden, ticaret savaşlarıyla ve yaptırımlarla gerildiği dönemleri kapsayan uzun bir süreçte kritik bir görev üstlendi.

Dünya üzerindeki en önemli ikili ilişki olarak nitelenen, dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki ilişkilerin yönetilmesinde önemli rol oynayan tecrübeli diplomat, bilhassa Washington’un tüm rasyonalitesini kaybederek ticaret savaşları başlattığı, Covid-19’un kaynağı konusunu siyasallaştırmaya çalıştığı ve Çin’in Hong Kong Özel İdari Bölgesi konusunda Çin’e haksız ithamlarda bulunduğu bir dönemde sağduyulu ve sağlam bir duruş sergiledi.

ABD, ÇİN KARŞISINDA “GÜÇ TOPLAMA” TELAŞINDA

Donald Trump-Mike Pompeo ikilisinin uluslararası toplumdan destek görmeyen politikalarının yeni Başkan Joe Biden döneminde değişmesi umuluyordu. Ancak değişen pek bir şey olmadı.

Joe Biden’ın göreve gelmesinin ardından, ABD’li yetkililer ile Çinli yetkililer arasında gerçekleşen iki önemli buluşma öncesinde de Washington’un “güç toplayarak” Beijing’in karşısına geçme çabası dikkat çekiciydi.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Ulusal Güvenlik Danışmanı Ted Sullivan, Çin diplomasisinin direksiyonundaki iki isim olan Çin Komünist Partisi (ÇKP)  Merkez Komitesi Dış İlişkiler Komisyonu Ofisi Direktörü Yang Jiechi ile Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi ile yaptıkları görüşme öncesinde müttefiklerini ziyaret etmişti.

Aynı durum, bu hafta, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman’ın Tianjin ziyareti öncesinde de tekrarlandı. Hatta, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, ziyaretten önce yaptığı açıklamada, Sherman’ın yine Çinli muhataplarının karşısına geçmeden evvel “güç toplayacağına” işaret etti, hatta hiç çekinmeden de “güçlü bir pozisyondan” Çin ile temas kuracağını savundu.

ÇİN-ABD İŞ BİRLİĞİ, ÇAĞIN TRENDİ VE HALKLARIN ORTAK ARZUSU

1971 yılında Çin’e yaptığı gizli ziyaretle Çin ile ABD arasındaki buzların eritilmesinin yolunu açan dönemin Ulusal Güvenlik Danışmanı Dr. Henry Kissinger, 2019 yılının kasım ayında düzenlenen Bloomberg Yeni Ekonomi Forumu’nda, Çin ile ABD arasındaki iş birliğinin sürmesi gerektiğini vurgulamış, iki ülkenin yaşayacağı bir çatışmanın dünyayı felakete götüreceği uyarısında bulunmuştu.

Kissinger, iki ülkenin bir çatışma yaşamasının, dünya için 1. Dünya Savaşı’nın Avrupa’ya getirdiği yıkımdan daha büyük bir yıkım olacağını söylemişti. Kissinger’ın uyarısının öneminin Washington elitlerince görülmesi şart.

ABD’deki bazı kesimlerin tansiyonu yükseltme çabaları karşısında, Qin Gang’ın Çin-ABD ilişkilerinin yeniden rayına oturtulması için çalışılması çağrısı yapması, Çin-ABD ilişkilerinin kapısının kapanamayacağını ve kapanmaması gerektiğini belirtmesi büyük önem taşıyor.

Diplomasi konusunda 30 yıllık tecrübesi bulunan Büyükelçi Qin’in de altını çizdiği gibi, tarih, kültür, toplumsal sistem ve kalkınma aşamaları açısından farklı olan iki ülkenin, bu farklılıkları en iyi şekilde yönetmek için yeni bir karşılıklı keşif, anlayış ve adaptasyon dönemine girmesi gerekiyor.

ABD’nin de bu mesajı alması, Çinli liderlerin mütemadiyen belirttiği gibi, diğer ülkelere “eşitler olarak” yaklaşması gerektiğini anlaması lazım.

ABD’deki “ayrışma” yanlılarının provokatif çabalarının ve Çin’i öcüleştirme gayretlerinin aksine, Büyükelçi Qin’in “yeni” kelimesine yaptığı özel vurgunun ve iş birliği ve iletişim yanlısı tutumunun anlamının Washington tarafından da benimsenmesi, sadece iki ülke halkına fayda getirmeyecek, tüm dünyanın da hayrına olacak.