CGTN / Hayat Bangash

Avustralya, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) kurduğu yeni güvenlik ittifakının (AUKUS) ortak bildirisi Batı stratejik söylemine girdiğinden bu yana belirsiz kalan bir kelimeyi bir kez daha öne çıkardı. Uluslararası kural temelli düzen terimi yüzyılın başından bu yana artan biçimde kullanılmasına rağmen henüz açık bir tanıma kavuşamadı.

ABD, Orta Doğu ve Afganistan’daki savaşlarından geri çekilirken, Çin’in barışçıl ekonomik yükselişini sınırlandırmaya odaklandı. Kural temelli düzen hayalleri bunun üzerine geniş biçimde ABD’nin arzularına göre kurulacak küresel yönetişim sistemini açıklamak için kullanıldı.

Avustralyalı uluslararası hukuk profesörü Shirley V. Scott, Amerika’nın müttefiklerinin “uluslararası hukuktan kural temelli düzene söylem kaymasını” nasıl taklit edip abarttıklarını geniş biçimde belgeledi. Avustralya ve İngiltere’nin ulusal güvenlik belgelerinin yanı sıra liderlerinin konuşmalarında da yıllardır yenisi lehine eski kavram terk edildi. Eğer ABD politika belirleyicileri uluslararası hukuku savunmaya devam ederlerse, ilk olarak onlar suçlanacak. Tek taraflı Amerikan yaptırımları ekonomik savaş olarak damgalanacak, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni (BMGK) göz ardı ederek ülkeleri işgal etmek haksız saldırganlık anlamına gelecek ve başkalarını desteklerken birçok uluslararası anlaşmayı imzalamayı reddetmek Amerika’nın istisnacılığı olarak görülecek.

KURAL TEMELLİ DÜZEN TERİMİ AÇIK BİR TANIMA KAVUŞAMADI

Chicago Üniversitesi Profesörü Profesör Paul Post’un gösterdiği üzere, kural temeli düzene yapılan göndermeler Irak’ın 2003’te işgal edilmesinden sonra artmaya başladı. İşgal böyle bir saldırganlığı engellemek için kurulan tek kurum olan BMGK’yi pas geçtiği için, uluslararası hukuk içinde savunulamaz. Bu nedenle yeni ifadenin kabul görmesi işe yaradı. Irak ile Afganistan’daki savaşlar BM’nin atlatılması ve kitle imha silahları ile ilgili şişirme iddialara rağmen hız kaybetmeden devam etti. ABD ülkeleri kurtardığını iddia etmeye devam etti ve -uluslararası ilişkiler teorisyeni G. John Ikenberry’nin ifadesini kullanmak gerekirse- Amerika’nın dünyayı yönettiği ama kurallarla bağlı olmadığı bir sistem önerildi. Şimdi Amerika’nın yoksul ülkelerdeki savaşları sona ererken kural temelli düzeni savunmak Çin’e karşı hareket etmenin süslü söylenişi haline geldi.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, mayısta Biden yönetiminin amacının “Çin’i kontrol altına, engellemek ya da aşağıda tutmak” olmadığını söyledi. Yeni yönetim eski yönetimin akıl dışı politikalarının birçoğuna devam etmeye seçtiği için, amacın her şeyden çok bunlar olduğu kanıtlandı.

Kural temelli düzen kendisine ABD’nin stratejik belirsizlik cephaneliğinde onursuz bir yer buldu. Diğer iki AUKUS ülkesindeki yetkililer mutlu biçimde terimin çığırtkanlığını yaparken, Amerikalı meslektaşları gibi terimin ne anlamı geldiğini açıklamaktan kaçındılar. Terimi belirsiz tutmak daha fazla işlerine geliyor, eğer terim tanımlanamazsa, karşı da çıkılamaz. Söylem uluslararası hukuktan başka yöne kaysa da buradaki mesele sorunları ele alacak ve iş birliğini sağlayacak mevcut küresel yönetişim sistemini parçalamak değil. Mesela aksine, onu, belirsiz adlar vermeden iyileştirmek ve hakim çok kutupluluğu kazan-kazan sonuçları elde etmek için kullanmaktır.

“ESKİ DÜNYA DÜZENİ” İKİ SAVAŞA YOL AÇTI

Uzun zamandır artık kabul edilmesi gereken dünyanın tek kutuplu döneminin bitmiş olması da Amerika’nın müttefiklerinin sadece ABD’ye yatırım yapmanın onları geçen ay Kabil’deki bir duruma sokacağını anlamalarına yardım edecektir. Fransa ile Avrupa’nın geri kalanının çağrıları İngiltere ve Avustralya’nın da kulak vermesi gereken çağrılardır. Ülkelerin başkalarının savaşlarına girerek kendi ekonomilerini mahvettiği Soğuk Savaş döneminin aksine, bugünün uluslararası ilişkileri çatışmadan çok barışta ortaklığı gerektiriyor.

Bugünün ihtiyacı şu anda en evrensel ve temsilci örgüt olan BM’ye güvenirken, değişen küresel dinamiklere göre örgütün kapasite ve çalışma şeklini geliştirmeye devam etmektir. BMGK’nin, anlaşmazlıkları çözmek için, Amerikan liderlerinin siyasi kaprislerinden çok daha uygun bir yer olduğunu ise söylemeye bile gerek yok. Hiç kimse BM’den önce var olan kural temelli ya da her neyse eski dünya düzenine geri dönmek istemiyor, çünkü o düzen sadece devasa ölçekte bir yıkıma neden olan iki korkunç savaşa yol açtı.