China Daily

Almanya Şansölyesi Angela Merkel, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden’ın da katılmaya davet edildiği perşembe günkü Avrupa Konseyi çevrim içi zirvesinden sonraki basın toplantısında yaptığı konuşmada, Avrupa Birliği’nin (AB), ABD ile ortak birçok noktası olduğunu ama aynı olmadıklarını ve “bunun kesin olduğunu” söyledi. Merkel, AB ile ABD arasında Çin politikası konusundaki farklılıklarla ilgili olarak, “Bu sadece ekonomik çıkarlarla ilgili değil. Bu ‘Avrupa Egemenliği’ dediğimiz şeye uygun yaşamaktır.” dedi.

Merkel’in endişelerinin geçerli temelleri var, çünkü Biden yönetiminin Çin politikası ile selefinin politikası arasında herhangi bir fark varsa, bu fark, selefinin Çin’in yükselişini tek başına durdurmaya çalışmasıyken Biden’ın AB’yi ABD’nin liderliğine destek vermeye ikna etmeye çalışmasıdır. Ama Biden ne kadar transatlantik ilişkilere can katmaya çalışırsa, o kadar çok dünyaya iki tarafın ne kadar farklı olduğunu anlatıyor.

AB’nin Çin’e karşı ABD ile safları sıkılaştırmayı reddetmesinin önemli bir nedeni, bunu yapmanın hiçbir tarafın çıkarlarına hizmet etmeyeceğini bilmesidir. ABD, Çin’in yükselişi konusunda ne kadar endişelenirse endişelensin, AB aklı başında olmaya devam etti.

DEĞİŞİM KORKUSU YANLIŞ KARARLARA NEDEN OLMAMALI

AB, Biden’ın “Amerika geri döndü” diye ilan ettiğinde, ABD’nin aynı nehirde iki kez yüzebileceğini ve tarihi tek kutuplu bir dünyaya geri çevirebileceğini düşündüğünün işaretini verdiğinin çok iyi farkında. AB “geri dönenin” hiçbir şekilde küresel yönetişim sistemine iyi huylu kural temelli uluslararası sistemi saygılı bir katılımcı olmadığını, aksine politikaları sert olan eski ABD yönetiminin daha medeni görünümlü bir versiyonu olduğunu biliyor.

AB, yapısı itibarıyla, egemen eğilimleri ABD’den daha iyi değerlendirebilmeli ve böylece bütün yumurtalarını ABD’nin dört elle sarıldığı hegemonik sepete koymaktan kaçınmalıdır. Çünkü AB’nin ABD ve Çin ile ilişkilerinde bir denge gözetmekten kazanacağı çok şey var.

ABD, AB’nin geleceğini Çin politikasına yatırmasını istiyor. Ancak AB ile Çin arasında yatırım konusunda ikili bir kapsamlı anlaşma üzerinde yıllar süren müzakerelerin geçen yılın sonunda sonuçlandırılması, blokun Çin ile iyi ilişkilerin ekonomik toparlanma ihtimalini güçlendireceğine ve her şeyi ABD’ye bağlamanın, küresel ekonomik çekim merkezinin doğuya kayması dikkate alındığında, kendi çıkarına olmadığına inancını daha da kuvvetlendirmesi gerekir.

Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel’in belirttiği gibi, ABD ve AB gelecek kuşaklara karşı sorumlular, çünkü şimdi aldıkları kararlar gelecek yılları da etkileyecek. Değişim korkusunun yanlış kararlar almalarına yol açmasına izin vermemeleri gerekir.