Çin Renmin Üniversitesi’ne bağlı Chongyang Finans Enstitüsü’nün ev sahipliğinde Beijing’de düzenlenen seminerde “Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Tarzı Demokrasi Hakkında 10 Soru” başlıklı bir rapor yayınlandı.

Raporda ABD sisteminin pratiği, ulusal yönetişim, sosyal statüko, insan hakları özgürlüğü ve uluslararası etkisi açılarından ABD tarzı demokrasiyle ilgili 10 soru ortaya koyuldu.

Bu 10 soru, ABD tarzı demokrasinin yurt içinde toplumsal düzensizliğe yol açması, halkın acılarını derinleştirmesi, yurt dışında felaketlere ve kargaşaya neden olması ve uluslararası düzeni baltalamasına dair duruma yönelik endişe ve eleştiriyi gündeme getiriyor.

Demokrasinin tek bir ülkenin patentinde değil, tüm ülke halklarının hakkı olduğuna değinilen rapora göre, herhangi bir ülkenin “demokrasi”yi tekel altına alması düşünülemez. Dünyanın tek süper gücü olan ABD, tarihte modern bir demokratik sistemi nispeten erken uygulamış ve Amerikan halkı demokratik haklar için uzun vadeli bir mücadele vermişti. Ancak ABD demokrasisi, yavaş yavaş değişerek yurt içinde birkaç kişinin kişisel çıkar peşinde koşmak için kullandığı bir alet haline geldi; insan haklarını ihlal ederken, yurt dışında toplumsal hegemonyacılığı savunan, başka ülkelerin içişlerine karışan ve uluslararası düzeni tahrip eden bir bahane haline getirildi.

Raporda yer alan ilk soru, “Amerikan demokrasisi çoğunluğun demokrasisi mi yoksa azınlığın demokrasisi mi?” olarak belirlendi.

Siyaset bilimci Steven Hill, ABD’nin az kişi tarafından yönetilmesi tarzının kanser gibi yayıldığını belirtti.

İkinci soru: Amerikan demokrasisi güç dengelerini mi sağlıyor yoksa gücün kötüye kullanılmasına mı yol açıyor?

Üçüncü soru: Amerikan demokrasisi insanların refahını mı artırıyor yoksa acılarını mı derinleştiriyor? Temel geçim hakkı garanti edilemiyor. 2020’nin sonu itibariyle, 50 milyondan fazla Amerikalı, yetersiz beslenmeyle karşı karşıya. Bu rakam 2019’a kıyasla yaklaşık yüzde 50 arttı. 220 binden fazla insan sokaklarda kalıyor. Zenginle fakir arasındaki uçurum giderek artıyor.

Dördüncü soru: Amerikan demokrasisi özgürlüğü mü savunuyor yoksa özgürlüğü engelliyor mu?

İkiyüzlü ifade özgürlüğü, sosyal medya aracılığıyla dezenformasyon yayar, nefreti ve aşırı duyguları güçlendirir. Pew Araştırma Merkezi tarafından yapılan bir ankete göre, Amerikalıların yüzde 64’ü sosyal medyanın ABD’nin gidişatını olumsuz etkilediğine inanmakta.

Beşinci soru: Amerikan demokrasisi insan haklarını koruyor mu yoksa insan haklarını ihlal mı ediyor?

İstatistiklere göre, her yıl 38.000’den fazla ölüm silahlı saldırıyla ilgilidir, bu ölümlerden yüzde 20’si, 1 ile 17 yaş arasındaki çocuklar ve ergenler. Dünya nüfusunun sadece yüzde 4’ünü oluşturan ABD, dünyadaki silahlı intiharların yüzde 35’ini oluşturuyor. 2020’de Asyalılara karşı işlenen nefret suçları yüzde 150 arttı. ABD’nin enfeksiyon ve ölüm sayısı da dünyada birinci sırada yer alıyor.

Altıncı soru: Amerikan demokrasisi birliği mi teşvik ediyor yoksa bölünmeye mi neden oluyor?

Ankete göre, Trump’ı seçenlerin yüzde 52’si ve Biden’i seçenlerin yüzde 41’i, kırmızı ve mavi eyaletlerin ayrı ayrı devlet kurmasının mevcut ABD için daha iyi bir seçenek olabileceği kanısındadır. ABD bir “soğuk iç savaşa” giriyor. “Afrikalı Amerikalıların çok fazla ayrımcılığa maruz kaldığını” kabul edenlerin oranı 2013’teki yüzde 19’dan 2020’de yüzde 50’ye yükseldi. ABD’de köleliğin gölgesi hâlâ mevcut.

Yedinci soru: Amerikan demokrasisi rüyaları mı gerçekleştiriyor yoksa kabus mu getiriyor?

Sekizinci soru: Amerikan demokrasisi ulusal yönetişimi iyileştiriyor mu yoksa sistem başarısızlığına mı yol açıyor?

İki parti arasındaki çatışmalar defalarca yönetimin kapanmasına yol açtı. Federal yönetim ve eyalet yönetimleri arasındaki karşılıklı kısıtlama, yurt içindeki iç sürtüşme, federal yönetimin siyasi talimatlarının yerine getirilememesi ve ilgili altyapı inşaatların gecikmesine yol açtı.

Dokuzuncu soru: Amerikan demokrasisi diğer ülkelere kalkınma ve refah mı yoksa felaket türbülansı mı getiriyor?

2001 savaşından sonra yaklaşık 241.000 Afgan’ın öldürüldüğü, 2003 savaşından sonra şiddet olaylarında yaklaşık 183.000 ila 206.000 Iraklı sivilin öldüğü tahmin ediliyor. Yemen’de binlerce kişi insani yardıma ihtiyaç duyuyor. ABD bugün dünyada gerçek bir “mülteci üretim makinesi”. ABD’de 11 Eylül saldırısının ardından başlatılan savaşlarda en az 37 milyon insan evsiz kaldı.

Onuncu soru: Amerikan demokrasisi dünya barışını ve kalkınmasını koruyor mu yoksa uluslararası düzeni baltalıyor mu?

1880’deki ilk yabancı askeri müdahaleden bu yana 2017 yılı itibariyle ABD toplam 392 yabancı askeri müdahale gerçekleştirdi.

ABD devletinin kurulmasından bu yana, zamanının yüzde 92’sini savaşlarda geçirdi. ABD yurt dışında yaklaşık 750 askeri üssü bulunduruyor. ABD’nin 2020’deki askeri harcaması, toplam küresel askeri harcamanın yüzde 39’unu oluşturarak 778 milyar ABD dolarına çıktı. Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da yaklaşık her beş kişiden biri hâlâ çatışmanın eşiğinde yaşıyor.

Demokrasinin tüm insanlığın ortak değeri olduğunu vurgulayan rapora göre, dünyada tekelci bir demokrasi modeli yok. Demokrasi başkaları tarafından empoze edilen bir tek düzen değil, tüm ülkelerin halkları tarafından bağımsız olarak seçilen çeşitlendirilmiş bir yoldur.

Raporda, sözde “demokrasi zirvesi” gerçekleştirirken ABD’nin söz konusu on soruyu kendisine yönetilmesi çağrısında da bulunuldu.