CRI Türk Dış Haberler Servisi

Eski Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) Başkanı Kishore Mahbubani, Çin ve ABD arasındaki ilişkileri yorumladı. Çin üzerine yazdığı kitaplarla ses getiren diplomata göre ABD’nin Çin’i kuşatması ya da Çin Komünist Partisi’ni sarsması mümkün değil.

Çin alanındaki çalışmaları ile uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip edilen ve kitapları Türkçe de dâhil olmak üzere çok sayıda dile çevrilen Kishore Mahbubani “whatChinawants” isimli siteye verdiği röportajda çarpıcı tespitlerde bulundu. Sam Olsen’in yaptığı röportajdan öne çıkan 4 soruyu sizler için derledik:

Sam Olsen: Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkan Biden’ın ilk birkaç ayını Çin ile ilişkiler açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kishore Mahbubani:  “Çin kazandı mı?” başlıklı kitabımın ilk satırında yazdığım üzere “Amerika ve Çin arasında patlak veren jeopolitik rekabet önümüzdeki on veya yirmi yıl boyunca devam edecek. Buna karşın Biden yönetimi geri adım atmadığı ve Çin politikasında stratejik revizyon yapmadığı için hayal kırıklığına uğradım. Neyin işe yarayıp yaramayacağı, bazen duraklamaları ve ticari yaptırımlar gibi üretken olmayan bazı politikalarını değiştirmeleri gerekiyor. ABD’nin yeni bir Çin politikasını uygulama zamanı geldi. Öte yandan Biden yönetiminin eli kolu bağlı. Zira Amerika’daki siyasi iklim göz önüne alındığında herhangi bir yumuşama Biden’a ciddi zorluklar getirecek. Çin artık her iki siyasi partinin de (uzlaştığı) bir mesele.

Maalesef ABD’nin uzun vadeli bir Çin stratejisi yok. ABD eğer ki, bir stratejiye sahip olması gerekiyorsa, yapması gereken ilk şey hedeflerini belirlemektir. Örneğin ABD, Çin’i kuşatmaya mı çalışıyor? Eğer hedef bu ise Çin, Amerika’dan fazla sayıda ülkenin birincil ticaret partneri konumunda. Bu zor olacak. ABD’nin bir diğer hedefi Çin Komünist Partisi’ni (ÇKP) devirmek olabilir. Oysa bu gerçekten mümkün değil. ÇKP’ye içeriden verilen destek sürekli artıyor. Üçüncü hedef ise Çin ekonomisinin dünyada bir numara olmasını engellemek olabilir. Bu da basitçe yapılamaz. Bir başka ifade ile Çin söz konusu olduğu zaman ABD neyi başarmaya çalışıyor?

SO: Önümüzdeki yıllarda, Taiwan Adası üzerinden ABD ve Çin’in çatışma olasılığı sizce nedir?

KM:  Genel anlamda iki nükleer güçten bahsettiğimiz için savaşı pek olası bulmuyorum. Buna karşın Taiwan beni endişelendiren bir konu. ABD, Çin’in bazı kırmızı çizgileri olduğunu anlamalı. Bu nedenle Taiwan otoritesi bağımsızlık yolunu tercih eder ve ABD’den destek görürse, Beijing savaşa girer. Biden yönetimi son zamanlarda attığı adımlarla bunun olmaması için iyi haberler veriyor. Biden, Trump’ın geleneğinden farklı olarak Taiwan adasına mevcut resmi görevlileri değil, emeklilerden oluşan bir heyet gönderdi. Bu Trump’ın aksine Biden’in geleneksel Taiwan politikasına (Tek Çin ilkesi) bağlı kaldığını gösterir. The New York Times yazarı Peter Beinart’ın geçenlerde sorduğu üzere “Amerika, Taiwan için ne kadar fedakârlık yapmaya istekli?”

SO: Çatışmanın bir şekilde olacağını varsayarsak, Güney Doğu Asya ve Hindistan nasıl tepki verir?

KM:  Çin ve Amerika arasında bir savaş meydana gelirse, ASEAN (Güney Doğu Asya Ülkeleri Birliği) tarafsız kalır.  Singapur Başbakanı Lee Hsien Loong, ülkesinin hem ABD hem de Çin ile iyi ilişkiler sürdürmek istediğini açıkça belirtti. Hindistan ve Çin ilişkileri ise yıllar içinde değişme uğradı. Bunun başlıca neden Çin’in çok fazla değişmesiydi. Örneğin, 1980’lerde her iki ülkenin de Gayri Safi Yurt İçi Hasılası (GSYİH) aynıydı. Şimdi ise Çin ekonomik olarak Hindistan’ın 5 katı büyüklüğünde. İlişkilerin son zamanlarda ısınmasına rağmen Hindistan asla ABD’nin müttefiki olmayacak. Bunun nedeni Hindistan’ın Washington’a yaklaşsa bile taraf olmayacak kadar büyük bir ülke olduğunu düşünmesidir. Beijing ve Yeni Delhi arasında yakın zamanda müzakereler yapıldı. Asya’nın ilki devi şu anki durum ne olursa olsun, uzun vadede tartışmaların bir noktada çözüm bulması gerekiyor.

SO: Çin-ABD rekabeti göz önüne alındığında, İngiltere’nin Asya’da manevra alanı nedir?

KM:  Avrupa Birliği (AB) ile İngiltere için ayrı fırsatlar var. AB için esas olarak ekonomik fırsat olacak. İngiltere için de ekonomi fırsat ancak bu ülkenin önünde alışılmadık bir diplomatik şans daha var: ABD ve Çin arasında köprü olmak. Avustralya, Soğuk Savaş sırasında Amerika’nın Güneydoğu Asya’da ne olduğunu anlaması için yardım etti. Buna karşın, ne yazık ki Avustralya son zamanlarda Çin ile köprüleri attı ama İngiltere atmadı. Washington yönetimi Londra’ya güvenirken, Çin için de bu bir derece doğru. Bu nedenle İngiltere, süper güçleri bir araya getirmede aracılık yapabilir. Hiçbir Asya ülkesi Çin’in durdurulabileceğini düşünmüyor. Bunu anlamak önemlidir. Japonya ve Güney Kore bile sessizce Çin ile daha fazla çalışmaya hazırlanıyor. İngiltere bölgeyi anlıyor. Tıpkı, Japonya ve Güney Kore gibi nüans farklarını anlayabilir ve bunu ABD’ye açıklamakta yardımcı olabilir.